Türkiye gazetesi yazarı Yılmaz Bilgen'in haberine göre Tel Aviv yönetimi “Şafağın Kanatları Operasyonu” ismini verdiği faaliyetler kapsamında binlerce Hintliyi kafileler hâlinde İsrail’e taşıyor. İsrail Göç ve Entegrasyon Bakanlığı, Hintlilerin Yahudi metinlerinde geçen ‘kayıp kabile’ soyundan olduğunu ilan etti. Bakanlık, Hindistan’dan taşınanlara “Dönüş Yasası” kapsamında vatandaşlık verileceğini ancak öncelikle Yahudi-Ortodoks dönüşüm sürecinden geçirileceğini belirtti. Netanyahu Hükûmeti de İsrail içerisinde dil, kültür, din esaslı entegrasyon merkezleri kurdu.
"30 YILLIK BİR HESAP"
Aralarında Bney Menaşe Yahudilerinin de yer aldığı nüfus operasyonunu gazetemize değerlendiren emekli Kurmay Albay Ediz Ekinci “İsrail genleşme ve bölgesel emelleri doğrultusunda birçok plan hazırladı. Hindistan’dan sivil taşınması ve orduda 50 bini aşkın Hintli asker savaştırma projesi 30 yıllık bir hesap. Son Gazze olayları, Lübnan, İran, Suriye, Irak ve özellikle Türkiye-Pakistan ittifakının kazandığı boyut Tel Aviv’i harekete geçirdi. Suudi Arabistan’ın da dâhil olduğu eksene karşı İsrail-Yunanistan-Hindistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)-Birleşik Arap Emîrlikleri (BAE) paralel paktını kurdular. Bu pakt içerisinde Hindistan nüfus enjekte boyutu ile farklı ve çok daha özel bir misyona sahip” dedi.
RÜŞVETLE İKNA EDİLDİ
Türkiye-Pakistan ilişkileri ve Orta Doğu’yla birlikte Asya’da yaşanan dalgalanmaların süreçte belirleyici olduğunu kaydeden Ediz Ekinci “İsrail rejimi Yeni Delhi’ye enerji, ticaret, sanayi, bilişim, savunma sanayi-silah, teknoloji, yazılım gibi alanlarda büyük meblağlı vaatlerde bulundu. Onun tek hedefi sonraki savaşlarda saflarında savaştıracak asker açığını kapatmak. Bu noktada Hindistan yönetimini ciddi ekonomik kazanımlarla ikna etti. Elbette bu faktörler arasında Keşmir konusu da önemli yer tutuyor. İsrail yıllardır Nepal başta olmak üzere birçok Afrika ülkesinde asker topluyor. Yine Dürziler, az sayıda Araplar da siyonist ordunun parçası durumunda. Ancak yetmiyor. Bu açığı kapatmak adına sayısız girişim ve operasyon alternatifi geliştirdiler. Daha çok anlatıya dayalı psikolojik operasyonlarla farklı milletlerden asker devşirmeye çalışıyorlar. Hindular da onlardan birisi. Zahiren nüfus enjeksiyonu gibi gözüken bu son Hindu naklinin temelinde de asker edinim endişesi yatmakta. Çok değil, önümüzdeki birkaç yılda 50 binden fazla Hindu İsrail ordu kamuflajı giyerse hiç sürpriz olmaz. Çünkü hedefleri bu. Ayrıca İsrail’in işgal ettiği topraklara yerleştireceği Yahudi kalmadı. Bu açığı da Hintlilerle kapatmanın hesaplarını yapıyorlar. Hindistan’dan getirilenleri Ege adalarına yerleştirmek de aynı projeksiyonun parçası. Olayın Hindistan kamuoyu ve hükûmeti boyutunda ise İsrail’le iş birliği yapılarak Keşmir’i de Filistinleştirme algısı hâkim. İsrail onlara bunu vadediyor. Yine Bahailik bu operasyonda bir manivela olarak etkin biçimde kullanılıyor. Hinduların ‘Kayıp Yahudi Kabile’ olduğu anlatısı da yine diğer etken” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKİYE’Yi KUŞATMA PLANI
Hindistan-İsrail ilişkilerinin 2014 sonrası ciddi anlamda ivme kazandığına dikkati çeken araştırmacı Aydın Güven de ‘altı gen’ ittifakı olarak nitelendirilen ilişki ağına vurgu yaptı. Güven “Yeni Delhi’yi Filistin merkezli denge politikalarından koparan asıl unsur güvenlik, teknoloji ve jeoekonomik eksendeki yeniden konumlanma stratejisi oldu. İsrail bu noktada stratejik ve ekonomik açıdan Hindistan’a alan açma taahhüdünde bulundu. Hindistan mevcut tabloda İsrail savunma sanayisinin en büyük ithalatçısı durumunda. Silah ticareti hariç 10 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaştılar. Hatta bu dönemde Hindistan-İsrail ilişkileri, stratejik iş birliği boyutunu da aşarak kimlik ve güvenlik eksenli bir ideolojik ittifak niteliği kazandı. Bu noktada olayın bir diğer yanı da Türkiye’ye karşı jeopolitik kuşatma boyutudur. Güney Kıbrıs ve İsrail’in dahil olduğu elektrik nakil hatları projesinin Hindistan’dan, Yunanistan’a uzanacak IMEC Koridoru içinde yürütüldüğünü de hatırlamamız gerekir. Yine Tel Aviv’in Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru” kapsamında elektrik hattını Hint alt kıtasına uzatma hesapları yaptığı da biliniyor” tespitinde bulundu.
Hindistan-İsrail ittifakının bir diğer tamamlayıcı unsur 2025’in ikinci yarısında Hintliler adına Ege adalarında mülk edinim oranının yüzde 40’lara erişmesi. Buna paralel Yunanistan, Hindistan arasında derinleşen ekonomi ve stratejik iş birliği kapsamında Hindistan şirketlerinin başta Girit olmak üzere adalarda yeni lojistik ve yatırım üsleri kurmaya başlaması da bir başka hamle olarak dikkati çekti.


