Taha Kılınç: Einstein son nefesine kadar ateşli bir Siyonist idi

0
Taha Kılınç: Einstein son nefesine kadar ateşli bir Siyonist idi
"Özetle, Albert Einstein, Siyonizm’e değil “çok fazla öldüren” aşırı Siyonistlere karşıydı. Filistin’in sofistike yöntemlerle işgal edilmesinden, hatta mümkünse Filistin’in Yahudiler için bir bilim ve kültür merkezine dönüştürülmesinden yanaydı. Muhalefet ettiği şey, bizatihi işgalin kendisi değildi, yöntemleri ve bazı aktörleriydi."

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Taha Kılınç bugünkü "Bu tuzağa düşmemeli" başlıklı yazısında, Einstein'ın yazdığı bir mektup üzerinden onun Siyonizm karşıtı gösterilmesinin eleştirirken bugün de bazı Batılı siyasetçiler tarafından terör devleti İsrail aleyhine yapılan açıklamaların bir tuzak olduğunu yazdı:

"Muhakkak görmüşsünüzdür, meşhur Yahudi fizikçi Albert Einstein’ın “Filistin’deki Yahudi terör gruplarını” kınadığı meşhur bir mektubu vardır. 10 Nisan 1948 tarihli mektup, Amerikalı Siyonist liderlerden Shepard Rifkin, kendisinden Siyonizm’e açık bir destek istediğinde, cevap olarak kaleme alınmıştır. Metin şöyledir: “Filistin’de gerçek ve nihaî bir felâket başımıza gelecek olursa, bunun ilk sorumluları İngilizler, ikinci sorumluları ise kendi aramızdan çıkan terörist örgütler olacaktır. O yanıltılmış ve suçlu insanlarla herhangi bir şekilde ilişki kurmaya niyetli değilim.”

Aynı yılın sonuna doğru, 2 Aralık 1948’de, aralarında Albert Einstein ve Hannah Arendt’in de bulunduğu tanınmış Amerikalı Yahudi figürler bir açık mektup kaleme aldılar. İki gün sonra The New York Times’ta yayınlanan uzun metinde, o dönemde henüz serpilmeye başlayan Siyonist terör elebaşı Menahem Begin açık bir dille kınanıyordu. Begin’in önce Irgun örgütünün lideri, ardından yeni kurulmuş İsrail’de siyaset sahnesinin aktörlerinden birine dönüşmesinin eleştirildiği mektupta, ayrıca Amerikan Siyonizmi’nin resmî temsilcileri de bu duruma tepki göstermedikleri için kınanıyordu.

Bu iki mektuptan yola çıkarak, Albert Einstein’ın Siyonizm karşıtı olduğunu savunan çok. Oysa Einstein Siyonizm’e veya kadim Filistin topraklarının Yahudiler tarafından işgaline karşı değildi. Aksine, son nefesine kadar ateşli bir Siyonist olarak kaldı: Einstein, İsrail’in müstakbel birinci Cumhurbaşkanı Chaim Weizmann, Siyonist Hareket’in fiilî lideri olarak 1921’de ABD’yi ilk kez ziyaret ettiğinde kendisine eşlik etmişti. Bu seyahatin temel amacı, Siyonist Hareket’e bağış toplamaktı. Weizmann’ın yanı sıra, İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion’la dostluğu ve sohbetleri meşhurdu. Einstein, İsrail’e öylesine bağlıydı ki, ölümünden hemen önce ABD’nin New Jersey eyaletindeki Princeton Tıp Merkezi’nde tedavi altındayken bile, İsrail’in kuruluşunun yedinci yıldönümünde (1955) Amerikan televizyonlarında yapacağı konuşmanın taslağı üzerinde çalışıyordu. Dahası, Chaim Weizmann 9 Kasım 1952’de öldüğünde, İsrail cumhurbaşkanlığı koltuğu için akla gelen ilk isim oydu. Einstein, Ben-Gurion’un bu yöndeki teklifini kendisine aktaran İsrail’in Washington Büyükelçisi Abba Eban’a özürlerini iletecek ve siyasî sahadaki tecrübesizliği sebebiyle bu “gurur verici” vazifeyi kabul edemeyeceğini bildirecekti.

Özetle, Albert Einstein, Siyonizm’e değil “çok fazla öldüren” aşırı Siyonistlere karşıydı. Filistin’in sofistike yöntemlerle işgal edilmesinden, hatta mümkünse Filistin’in Yahudiler için bir bilim ve kültür merkezine dönüştürülmesinden yanaydı. Muhalefet ettiği şey, bizatihi işgalin kendisi değildi, yöntemleri ve bazı aktörleriydi.

Önceki gün, New York’taki BM Genel Kurulu’nda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu kürsüye çıktığında çok sayıda ülke temsilcisinin salonu terk etmesini izlerken, aklıma Albert Einstein örneği geldi. Evet, keyifli bir manzaraydı, fakat şu soruyu sormadan edemedim doğrusu: Gösterilen tepki Filistin’deki İsrail işgaline mi, yoksa sadece doğrudan doğruya Netanyahu’nun şahsına mı? Temsilcisini dışarı çıkaran ülkelerden kaçı, İsrail’i bir “işgal devleti” olarak tanımlıyor mesela?

“Olsun, bu kadarı bile mühim” diyebilirsiniz, buna ben de katılırım. Lakin, uluslararası arenada şöyle bir hazırlık da açık bir şekilde görülüyor: Gazze’de İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımın ve Filistin’de genel anlamda vaziyetin artık tahammül edilemez boyutlara ulaşmasının ardından, bütün suçu Netanyahu’ya yıkıp işin içinden çıkıvermek. Hatta, seçimleri kaybedeceği artık netleşen Netanyahu’yu yargılayıp hapse bile tıkabilirler.

Birkaç hafta önce İngiltere’nin başını çektiği “İllegal Yahudi yerleşimleriyle ticareti durduruyoruz” açıklamasını hatırlayın mesela. Kararı da kamuoyuna İngiltere’nin Yahudi Dışişleri Bakanı Ed Miliband duyurdu. Buradaki “çakallık” sezilmeyecek gibi değil. Bütün dünyada İsrail’e ve Siyonizm’e yönelik haklı öfkenin kontrolden çıkmaya başladığını bugün herkes görüyor. Netanyahu’yu tukaka edip ve ettirip, onun yerine gelecek yeni katillerle iş tutmaya devam edecekler. Sonra da dünyaya “Netanyahu zapt edilemez bir deliydi, hepimiz ona karşıydık. Hatırlayın, onu devirmek ve elini-kolunu bağlamak için her şeyi yaptık” yalanlarını söyleyecekler.

Bu basit ve gülünç tuzağa düşmemeli."

Kaynak: https://www.yenisafak.com/yazarlar/taha-kilinc/bu-tuzaga-dusmemeli-4859103

Yorum Yazın