Polonya’da hükümet ile Anayasa Mahkemesi arasında kriz: Polis Varşova sokaklarına indi

0
Polonya’da hükümet ile Anayasa Mahkemesi arasında kriz: Polis Varşova sokaklarına indi
Polonya’da Başbakan Donald Tusk hükümeti ile Anayasa Mahkemesi yönetimi arasındaki anlaşmazlık büyüyor. Adalet Bakanı Waldemar Żurek’in mahkemenin iki üst düzey yargıcının dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanmasını talep etmesinin ardından başkent Varşova’da mahkeme binası çevresinde çevik kuvvet ekipleri görevlendirildi. Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ise Afrika ziyaretini yarıda keserek ülkesine döndü.

Polonya’da uzun süredir devam eden yargı krizi, hükümetin Anayasa Mahkemesi yönetimine yönelik son girişimiyle yeni bir aşamaya ulaştı. Başbakan Donald Tusk liderliğindeki hükümetin, önceki iktidar Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) döneminde yapılan yargı düzenlemelerini değiştirme çabaları, mahkeme yönetimiyle karşı karşıya gelmesine yol açtı.

Adalet Bakanı Żurek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Święczkowski ile Başkan Yardımcısı Bartłomiej Sochański hakkında cezai işlem başlatılabilmesi için dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istedi.

Bu gelişmenin ardından Varşova’daki Anayasa Mahkemesi binası önünde protestolar düzenlendi. Göstericilerin binaya girişini engellemek amacıyla bölgeye çevik kuvvet polisleri sevk edildi.

Cumhurbaşkanı Nawrocki de yaşanan gelişmeler üzerine Afrika programını iptal etti. Senegal’in başkenti Dakar’da düzenlenen Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları’na katılmak üzere yola çıkan Nawrocki’nin, uçuş sırasında ziyaretini yarıda keserek Varşova’ya döndüğü bildirildi. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü, Nawrocki’nin ülkeye dönüşünün ardından Anayasa Mahkemesi binasına gittiğini açıkladı.

Anayasa Mahkemesi hükümeti “darbe” ile suçladı

Anayasa Mahkemesi, hükümetin girişimine sert tepki gösterdi. Mahkemenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, haklarında işlem başlatılması istenen Święczkowski ve Sochański’nin görevlerine hukuka uygun şekilde atandığı savunuldu. Açıklamada, hükümetin girişiminde rol alan kişilerin “darbe suçu işlediği” iddia edildi.

Başbakan Tusk ise hükümetin adımlarını savunarak hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme konusunda geri adım atmayacaklarını belirtti.

Tusk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hukukun üstünlüğünü yeniden sağlamak bizim görevimiz. Hukuk ve Adalet Partisi'nin yıllarca süren hukuksuzluğunun ardından bu, zor ve zaman zaman sancılı bir süreç. Kararlı adımlar atılmasını gerektiriyor. Başka bir yol yok.” ifadelerini kullandı.

Krizin geçmişi 2015’teki yargıç atamalarına dayanıyor

Polonya’daki yargı krizinin temelinde, PiS’in 2015 yılında iktidara gelmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirdiği değişiklikler bulunuyor. PiS hükümeti, yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen mahkemede çoğunluğu elde etmek amacıyla yeni yargıçlar atamıştı.

Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Birliği Adalet Divanı, üç yargıcın daha önce usulüne uygun şekilde doldurulmuş kadrolara atandığı yönünde kararlar verdi. Avrupa mahkemeleri, söz konusu atamalar nedeniyle Polonya Anayasa Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir yargı organı olma niteliğinin zarar gördüğüne hükmetti.

2023 yılında iktidara gelen Tusk hükümeti, bu kararları gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi kararlarını resmî olarak yayımlamayı durdurdu. PiS döneminde yapılan düzenlemeleri değiştirme girişimleri ise Cumhurbaşkanı Nawrocki ve selefi Andrzej Duda’nın veto yetkilerini kullanması nedeniyle sonuçsuz kaldı.

Beş yeni yargıcın göreve başlaması engellendi

Hükümet ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki anlaşmazlığın bir diğer başlığını Anayasa Mahkemesi’ne seçilen yeni üyeler oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı Nawrocki, mart ayından bu yana parlamento tarafından seçilen beş yargıcın, seçim süreçlerinde usulsüzlük bulunduğu gerekçesiyle yemin etmesini kabul etmedi. Bu isimlerden Anna Korwin-Piotrowska ise mahkemenin geçici yönetiminden sorumlu göreve getirildi.

Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki danışma organı Venedik Komisyonu, ay başında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın seçilen yargıçların görevlerine başlayabilmesi için yemin işlemlerini tamamlaması gerektiğini bildirdi.

Adalet Bakanı Żurek, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve yardımcısının yeni yargıçların görev yapmasını engellediğini savunarak iki isim hakkında cezai süreç başlatılmasını talep etti.

Hükümetin girişimi hukukçuları da ikiye böldü

Tusk hükümetinin mahkeme yönetimine yönelik son adımı, PiS dönemindeki yargı düzenlemelerine karşı çıkan hukukçular arasında da tartışma yarattı.

Yargı politikaları konusunda PiS’i eleştiren hukuk profesörü Marcin Matczak, Anayasa Mahkemesi Başkanı Święczkowski’nin görevden uzaklaştırılmasının hukuki dayanağı bulunmadığını savundu.

Matczak, sosyal medya paylaşımında, “Bugün Anayasa Mahkemesi'nde yaşananlar, bana göre bu kurumu ve hukukun üstünlüğü meselesini yirmi yıl boyunca çıkmaza sürükledi.” değerlendirmesinde bulundu.

Silahlı polislerin mahkeme binası önünde konuşlandırılmasının ve Adalet Bakanı’nın mahkeme başkanını bir kararnameyle görevden alabileceğine ilişkin yorumların, hukukun üstünlüğü tartışmalarını uzun süre olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Tusk’ın eylül ayında, daha önce kabinesinde görev yapan siyasetçi ve hukukçu Maciej Berek’i Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermesi de eleştirilere konu olmuştu.

Seçim öncesinde siyasi tansiyon yükseliyor

Gelecek yıl yapılması planlanan parlamento seçimleri yaklaşırken yargı krizi, Polonya’daki siyasi kutuplaşmayı da derinleştiriyor.

Tusk’ın bazı destekçileri, hükümeti PiS döneminden kalan yargı düzenlemelerini değiştirme konusunda yeterince kararlı davranmamakla eleştiriyor. Son girişimin, seçim öncesinde bu kesimlerin desteğini yeniden kazanma amacı taşıdığı yönünde değerlendirmeler de yapılıyor.

Hükümet, adımlarını hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme çabası olarak nitelendirirken, Anayasa Mahkemesi yönetimi ve muhalefet ise girişimlerin yargı bağımsızlığına zarar verdiğini savunuyor.

 

Yorum Yazın