Filistin Kamu Diplomasisi Enstitüsü Eş Direktörü Rula Shadeed, The New Arab’da yayımlanan bu yazısında Lula’nın seçim zaferinin Brezilya’daki Filistin dayanışması hareketi açısından taşıdığı anlamı ele alıyor.
***
Brezilyalılar hafta sonu Luiz Inácio Lula da Silva’yı yeniden devlet başkanı seçti. Anketlerde geride görünen Lula, seçimi az farkla kazandı. Brezilya’da 1989’dan bu yana ikinci sıradan gelerek ikinci turu kazanan hiçbir aday olmamıştı. Bu kez tablo değişti.
Zaferin arkasında yalnızca siyasi partiler yoktu. Rio de Janeiro, São Paulo, Minas Gerais ve Porto Alegre’de öğrencilerin öncülüğünde düzenlenen mitingler belirleyici oldu.
Gösteriler Lula’nın doğrudan çağrısıyla yapılmadı. Popüler sanatçıların hayran toplulukları ve sosyal medya fenomenleri kampanyaya enerji kattı. Milletvekili André Janones’in 10 milyon takipçiyi aşan WhatsApp kanalı da geniş kitlelere ulaşılmasında etkili oldu.
Bu genç isimlerin önemli bir bölümü Filistin’e destek veren açıklamalarıyla öne çıkıyor. Şimdi önlerindeki görev, hükümetin bu talepleri duymasını sağlamak.
Lula’yı bekleyen siyasi tablo ise oldukça zorlu. 1 Şubat’ta göreve başlayacak Kongre, 513 milletvekili ve 81 senatör olmak üzere 594 üyeden oluşacak. Sağ ve müttefikleri her iki kanatta da rahat bir çoğunluğa sahip olacak.
Filistin mücadelesine yakın duran yaklaşık 90 parlamenterin varlığı önemli. Ancak asıl mesele, bu desteği sivil toplumun baskısıyla birleştirerek somut siyasi adımlara dönüştürmek.
Lula son yıllarda Filistin konusunda güçlü açıklamalar yaptı.
Brezilya, 2010’da Filistin Devleti’ni tanıdı. Böylece Güney Amerika’da bu adımı atan ilk ülke oldu. Lula, Ekim 2023’te Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelendirdi. İsrail yönetimi, Holokost ile Gazze’de yaşananları karşılaştırmasının ardından Lula’yı istenmeyen kişi ilan etti. Ancak Lula geri adım atmadı.
Brezilya, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı açtığı davaya katıldı. Ayrıca Mayıs 2024’ten bu yana Tel Aviv’de büyükelçi bulundurmuyor.
Buna rağmen açıklamalar ile uygulamalar arasında önemli bir fark var. İsrail’le diplomatik ve ticari ilişkiler tamamen kesilmedi.
Brezilya ordusunun İsrailli Elbit Systems şirketinden 36 adet zırhlı obüs satın alma planı, 2024’teki siyasi tepkiler üzerine duraksadı. Ancak konu Ekim 2026’da yeniden gündeme geldi.
Brezilyalı savunma şirketi Avibras’ın, Elbit’in ülkedeki iştiraki AEL Sistemas ile anlaşmaya varması, silahların Brezilya’da üretilmesinin önünü açtı.
Yaklaşık 200 milyon dolar değerindeki alım planı, kamuoyundaki tepkiler nedeniyle tartışılmaya devam etti. Ordu, iki birime ilişkin ilk sözleşmenin imzalanmasını iptal etti. Ancak daha geniş kapsamlı tedarik planı tamamen rafa kaldırılmadı.
Lula her zaman uzlaşmacı bir siyasetçi oldu. Ancak halk desteğiyle yürüttüğü dördüncü ve son dönem, daha cesur adımlar atması için bir fırsat sunuyor.
Bu adımlar arasında işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticari ilişkilerin kesilmesi de bulunuyor. Brezilya’nın Mercosur-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması’ndan çekilmesi de gündeme gelebilir.
İsrail’le silah ve teknoloji transferlerinin tamamen durdurulması da önemli bir seçenek. Brezilya petrolünün üçüncü ülkeler üzerinden dolaylı biçimde İsrail’e ulaştırılıp ulaştırılmadığının araştırılması ve bu tür ihracatın durdurulması da atılabilecek adımlar arasında.
Brezilya’nın Filistin’i tanıması bile Lula’nın ikinci döneminin sonuna doğru gerçekleşmişti. O dönemde bu karar, liderin atabileceği son büyük adımlardan biri olarak görülüyordu.
Filistin dayanışması hareketi açısından Lula’nın zaferinin en önemli anlamı, mücadelenin bugünkü koşullarını koruması ve geliştirmesidir. Bu koşullar, Flávio Bolsonaro’nun iktidara gelmesi durumunda oluşabilecek tablodan çok daha elverişli.
Mevcut hükümet sivil toplumla diyaloğa açık. Filistin’e ilişkin açıklamaları, hareketin meşruiyetini güçlendiriyor. Devlet de Filistin dayanışmasına karşı yürütülen kampanyanın doğrudan bir parçası hâline gelmiyor. Ancak Filistin destekçileri de Lula’yı destekliyor.
Lula hükümeti, İsrail yanlısı lobilerin etkisinden bağımsız değil. Bu çevreler, cumhurbaşkanına yakın bazı isimler üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Lula’nın İşçi Partisi (PT) içindeki bazı siyasetçiler ve Kongre üyeleri de bu baskıdan etkileniyor.
Üstelik hükümetin merkez sağla iş birliğine ihtiyaç duyması, bu çevrelerin etkisini artırabiliyor.
Bu nedenle Filistin dayanışması hareketinin mücadelesi, Lula hükümetinin politikalarını da sorgulamayı gerektiriyor.
Brezilya’da siyasi gerilimin önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Bolsonaro destekçilerinin tepkisi, özellikle Donald Trump’ın desteğini almaları hâlinde, İşçi Partisi için önemli bir sınav olacak.
Bununla birlikte siyasi dengeler değişti. Flávio Bolsonaro, Senatörlük görevinden kaynaklanan ayrıcalıklı yargılanma imkânını kaybedecek. Hakkındaki soruşturmaların ilerlemesiyle tutuklanma ihtimali de gündeme gelebilecek.
Bolsonaro ailesinin siyasi çizgisinde ikinci sırada yer alan Eduardo Bolsonaro ise ABD’de firari durumda. Bir Yüksek Mahkeme yargıcının çıkardığı tutuklama kararı ve pasaportlarının iptal edilmesinin ardından ülkesine dönemiyor.
Eduardo Bolsonaro, yargı sürecini baskı altına almak amacıyla Washington’da Brezilyalı yargıçlara yaptırım uygulanması için lobi faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle dört yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı.
Florida’dan kardeşine seçim yenilgisi durumunda kaçmasını tavsiye etti. ABD deniz piyadelerinin müdahalesi ihtimali üzerine de şaka yaptı.
Ailenin siyasi gücü zayıflarken ekonomik varlıklarının da dağılması, nüfuzunu korumasını zorlaştırabilir.
Lula’nın önündeki seçenek, Yüksek Mahkeme dâhil cumhuriyetçi kurumları güçlendirmek. Ancak Senato’da Bolsonaro yanlılarının ağırlık kazanması bu süreci zorlaştıracak. Çünkü Senato, yüksek mahkeme yargıçlarının atanmasında söz sahibi olduğu gibi yargıçların görevden alınması sürecini de başlatabiliyor.
Sokaklarda ve dijital platformlarda sürdürülecek toplumsal hareketlilik, aşırı sağın Kongre’deki gücünü besleyen yolsuzluk ve kayırmacılık ağlarının açığa çıkarılmasına da katkı sağlayabilir.
Banco Master hakkındaki soruşturmalar ve parlamenter bütçe ödeneklerine ilişkin tartışmalar, bu ağların zayıflamasına yol açabilir. Böylece bazı siyasetçilerin ekonomik güçlerini siyasi nüfuza dönüştürmeleri zorlaşabilir.
Filistin hareketi açısından bunun önemi büyük. İsrail yanlısı siyasetçileri koruyan çıkar ilişkilerine karşı mücadele etmek, halk karşısında daha hesap verebilir bir Kongre oluşturmanın da parçası.


