1960’ların en önemli müzisyenlerinden biri olan John Coltrane ile Malcolm X’in hayatları arasında bazı benzerlikler vardır. Cazcı Coltrane uzun süre bağımlılıkla mücadele etmiştir. Malcolm X de İslâm ile tanışıp paklanmadan önce birçok suça karışmıştır. İkisi de hem yetim hem siyahî olduğu için faşistlik ve sair zulümlere muhatap olmuştur. Malcolm X arındıktan ve din-i mübin ile müşerref olduktan sonra cihanşümul bir kahramana dönüşmüştür, 23 Mayıs 1964’te Mekke’den ABD’ye döndükten sonra 21 Şubat 1965’te şehitlik makamına yükselmiştir. Coltrane de icra ettiği müziği sayesinde kendini arındırmayı amaçlamıştır. Coltrane, A Love Supreme (Impulse!, 1965) albümünde yeni müzikal formlar denemiş, İslâm’a olan alâkası sebebiyle Ortadoğu ve Hint esintilerini sanatına katmıştır. Coltrane; müzisyen Yusef Lateef, basçı Ahmed Abdul-Malik gibi Müslüman isimlerle çalışmıştır. Yusuf Lateef, mezkûr albüm için “İslâmî şiir” tespitinde bulunmuştur. Yâni Malcolm X ezilenlerin kavgasını İslâm’dan aldığı ilhamla mayalarken, Cotrane de caz ile tasavvufî esintileri mezcetmeye çalışmıştır.
Coltrane’in İslâmî maneviyatı kucaklaması da Malcolm X sayesindedir. “Beyaz Adam” karşısında nasıl savunmadan taarruza geçileceğinin hatlarını Malcolm X çizmiştir. Siyahîlerin kendi hüviyet ve tarihlerini sahiplenmeleri gerektiğini; müzik, sinema, siyaset ve diğer alanlarda siyahî kültürün yeşertilmesi için mücadeleci ruhların öne çıkması lâzım geldiğini, bunun için gerekirse silahlı mücadeleye bile gidilebileceğini Malcolm X beyan etmiştir. Coltrane, Malcolm’un karizması ve fikirlerinden nasibini alan bir şahsiyettir.
John Coltrane: Ona gerçekten hayrandım!
Coltrane; Malcolm X’in suikasta kurban gitmesinden iki yıl evvel 1963’te caz piyanisti Alice McLeod ile tanıştı. Alice ve John daha sonra evlendi ve dört çocukları oldu. Alice Coltrane, kocası John’un Malcolm X’in New York’taki konferanslarına katıldığını anlatıyor. Alice, bir keresinde kocasına “konferans nasıl geçti?” diye sorunca John Coltrane, “O harikaydı. Harika birisi!” diye cevap veriyor. Yine John Coltrane, 1966’da Japonya’da verdiği bir röportajda kendisine, “Malcolm X hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorulduğunda “Ona hayrandım… ona gerçekten hayrandım.” diyor.
1960’larda ortaya çıkan Siyah Güç Hareketi beyazların sömürgesine karşı siyahîlerin kendi kurumlarını, okullarını, işletmelerini ve siyasî organizasyonları kurması gerektiğini ilân ettiğinde Coltrane hazırdı. Coltrane A Love Supreme (Impulse!, 1965) albümünde, Afro-Amerikalıların, Asyalıların ve Afrikalıların özgürlük değerlerini ve mücadelelerini hatırlatacak ezgilerle kendi müziğinde devrim yaptı.

Coltrane, caz müziğin “ruhî bir ifade” olduğuna ve “sanatçının, müzikte maneviyatı keşfetmek için estetik sınırları ve yasaklamaları tamamen ortadan kaldırmaya tam anlamıyla kendini adaması gerektiğine” inandı. Nitekim bu inancın meyvesi A Love Supreme (Impulse!, 1965) albümüdür.
Bu albüm dört bölümlük “dua/zikir” gibi tasarlanmıştır: Acknowledgement (Onay), Resolution (Karar), Pursuance (Takip) ve Psalm (İlahi).
Albümün notlarında Coltrane, Tanrı’ya doğrudan şükranlarını sunar. Albümde yer alan parçalardaki tınılar insanın hatırına “zikir”, “tevhid” gibi kavramları getirebilir.
A Love Supreme (Impulse!, 1965) 1964’te kaydedildi. Coltrane’in “diriliş”inde kuşkusuz Malcolm X, Martin Luther Jr. gibi şahsiyetlerin payı vardı. Ancak Malcolm’ünkü bir başkaydı. Coltraine, albümün iç kapağından şöyle seslendi:
“Sevgili dinleyici,
Tüm övgüler, övgülerin tek sahibi olan Tanrı’ya olsun. O’nun yolunda yürüyelim.
1957 yılında Tanrı’nın lütfuyla, beni daha zengin, daha dolu, daha verimli bir yaşama götüren bir ruhî uyanış yaşadım. O anda şükranla ve alçakgönüllülükle, müzik aracılığıyla başkalarına mutluluk verebilme fırsatını diledim. Tanrı’nın lütfuyla, bu dileğin yerine geldiğini hissediyorum.
Zaman geçtikçe ve olaylar geliştikçe, bu yemine aykırı, o yüce yoldan uzak bir döneme girdim. Ama şükürler olsun ki, Tanrı’nın şaşmaz ve merhametli eliyle yeniden uyarıldım; O’nun kudretini, O’na olan ihtiyacımızı ve O’na bağımlılığımızı fark ettim.
Şimdi size şunu söylemek istiyorum: Ne olursa olsun, biz Tanrı ile birlikteyiz. O lütufkâr ve merhametlidir. O’nun yolu sevgidir, hepimizin içindedir. Gerçekten de—A Love Supreme (Yüce Bir Sevgi).”
A Love Supreme, 1960’larda ve sonrasında Coltrane’in cazında Afrikalı Amerikalı İslamî kimliklerin etkileşimi üzerine tartışmaları şekillendirdi. 1965 Şubat’ında ilk kez Amerikan mağazalarında satışa sunulan albüm, caz dinleyicileri ve müzisyenler arasında hızla hit oldu. Malcolm X, 21 Şubat 1965’te Harlem’deki tiyatro salonunda katledildi ve Malcolm X’in Otobiyografisi aynı yıl yayımlandı. Malcolm’un haccı, mukaddes topraklardan döndükten sonra faşist çizgiden gerçek Müslüman hüviyetine bürünmesi onu dünyanın en meşhur Müslümanı hâline getirdi. Malcolm sayesine kaç kişi Müslüman olmuştur bilinmez. Ancak Coltraine’in albümü de Malcolm X’in mirasına destektir.
Amiri Baraka, Coltrane’in Malcolm X’ten feyz alışını şu kelimelerle anlatıyor:
“Coltrane’in Malcolm’la bağı üzerine birçok şey söylenebilir. Çünkü sanatın böyle türden eserler verdiği dönemler vardır. Toplumda büyük bir yükseliş, bir hareketlilik olduğunda, ona karşılık mutlaka bir sanatsal yükseliş de yaşanır.”
Amiri Baraka, Malcolm’ün şehadetinden bir gün sonra “Siyahî Sanatlar Repertuar Tiyatrosu”nu kurdu. Bu kurumun amacı müzik, tiyatro başta olmak üzere diğer sanat dallarında siyahîlerin öne çıkmasını sağlamaktı. Tiyatro için Manhattan’daki Village Gate’te bir bağış konseri düzenledi. Bu konsere John Coltrane, Archie Shepp, Sun Ra, Albert Ayler, Marion Brown ve Sonny Murray gibi cazcı isimler katıldı. Konser kaydedildi ve The New Wave in Jazz (Impulse!, 1965) adlı bir albüm hâline geldi; kapağında Coltrane’in fotoğrafı vardı. Black Arts hareketinin bu önemli hamlesi, Malcolm X’in politik fikirlerinden esinlenmiştir; buna da John Coltrane öncülük etmiştir.


