Yahya Bostan: Trump'u hamburger aracına bindirenler faturasını ödeyecek

0
Yahya Bostan: Trump'u hamburger aracına bindirenler faturasını ödeyecek
" Geçtiğimiz günlerde MOSSAD’da İran masası şefi ile birlikte iki üst düzey yöneticinin görevden alındığı medyaya yansıdı. Görevden almalar bununla mı ilgili bilmiyoruz. Değilse, faturayı başkalarının ödemesi gerekecek."

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yahya Bostan bugünkü "Bit yeniği: O ihbarın faturasını birileri ödeyecek" başlıklı yazısında, NATO toplantısı için Türkiye gelen ABD Başkanı Trump'un dönüş yolunda, terör devleti İsrail'den gelen sahte saldırı ihbarıyla yaşadığı rezilliklerin bedelini ödeteceğini yazdı:

"ABD Başkanı Trump’a İran’ın Ankara’da suikast düzenlemek istediğine ilişkin iddialar Washington Post’un bir haberiyle yeniden gündeme geldi. Habere göre Trump, Esenboğa’da Air Force One’a binerken gizlice bir catering yükleme aracına alınmış, başka bir askeri uçakla Türkiye’den ayrılmıştı.  

Bu haber ABD’de yeni bir tartışma yarattı. Son tahlilde suikast tehdidi ciddiye alınmış ve Trump’ın uçağı iki kez değiştirilmişti. Ancak bu durum Air Force One’daki heyet üyeleri ve gazetecilerden gizlenmişti. O uçaktakilerin bu haberi okuduktan sonra kendilerini “yem” gibi hissetmeleri doğaldır. Ancak üzülmelerine gerek yok. Çünkü bu ihbar büyük bir asparagastı. Kaynak İsrail’di. Amaç, Trump’ı paralize etmek, ABD-İran müzakerelerini baltalamak ve Türkiye’nin güvensiz bir ülke olduğu imajı yaratmaktı.

Gazeteci Ragıp Soylu’nun çarpıcı haberinde yer aldığı gibi, ihbar “Trump’ı taşıyan uçağın Türkiye’den ayrılırken bir İran hücresi tarafından manpad’le hedef alınacağı” yönündeydi. O gün gelen ihbarda başka hiçbir detay (bu hücrenin nereden geldiği, kimlerden oluştuğu vb) yoktu. Normal şartlar altında böylesi büyük gelişmelerde ihbarın kaynağı teyit amacıyla muhataplara sorulur ve onlar da bunu paylaşırlar. Ancak Amerikalıların o gün “Bir ülkeden geldi” yanıtını vermekle yetindiği anlaşılıyor. Türk güvenlik birimlerinin “o ülkenin İsrail olduğunu o an anladığına” ve “bir bit yeniği sezdiğine” şüphe yok (Nitekim aynı kuşkuya CIA da düşmüş. Washington Post’a göre ABD istihbaratı, gelen ihbarla ilgili şüpheleri konusunda Trump yönetimini uyarmış.) Ancak o gün arka planda konuşulanlar yine de Ankara’da yüksek bir teyakkuza geçildiğini, işin şansa bırakılmadığını, her türlü tedbirin alındığını gösteriyor.

Neler yapılmış? Trump’ın Türkiye’den ayrılış güzergahı değiştirilmiş. Uçuş Etimesgut’tan Esenboğa’ya alınmış. Her iki havalimanının etrafı didik didik aranmış (Hobi bahçeleri dahil.) Trump, Air Force One’a bindiriliyormuş gibi yapılıp bir hamburger aracıyla askeri uçağa nakledilmiş. Trump’ı taşıyan uçağa Türk jetleri Türk hava sahasından çıkana kadar eşlik etmiş. Peki, bir gelişme oldu mu? Hayır. Beklendiği gibi, ihbar asparagas çıktı.

Bu İsrail istihbaratının ABD’yi yanılttığı -bilinen- ikinci büyük vakadır. Birincisi, saldırılar başladıktan sonra İran rejiminin bir hafta içinde devrileceği öngörüsüydü. Trump’ın bu yüzünden Netanyahu’ya öfkeli olduğunu biliyoruz. Bu ikincisi Trump’ı içeride zor duruma sokarak işin tuzu biberi olmuştur. Geçtiğimiz günlerde MOSSAD’da İran masası şefi ile birlikte iki üst düzey yöneticinin görevden alındığı medyaya yansıdı. Görevden almalar bununla mı ilgili bilmiyoruz. Değilse, faturayı başkalarının ödemesi gerekecek.

DOĞU AKDENİZ’DE KARANLIK BİR GECE

Libya’dan gelen perde arkası bilgiler, uzun bir süredir yürütülen ulusal birlik müzakere-lerinde sona yaklaşıldığı yönündeydi. Buna göre ülkenin batısını kontrol eden, BM’nin tanıdığı Dibeybe hükümeti ile doğu bölgelerini kontrol eden Mareşal Halife Hafter arasında ülke kurumlarını birleştirme konusunda bir anlaşma oldukça yakındı (Üstelik ABD ve BAE’nin de bu noktaya geldiği söyleniyordu.) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sürpriz Libya ziyaretinin (Üstelik ilk kez Doğu’ya geçerek Hafter ile görüştü) bu gelişmeler üzerine gelmesi dikkat çekiciydi. Ancak tam bu sırada bir günde şu iki kritik gelişme yaşandı. Bir. Hafter’in Askeri İstihbarat Başkanı Mansuri suikast sonucu öldürüldü. İki. Ülkenin batısındaki petrol tesislerine dron saldırıları oldu. İki saldırının arkasında kimin olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmadı. Libya’da sağlanacak ulusal birlik ve inşa edilecek istikrar; Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika jeopolitiğini derinden etkileme potansiyeli taşır (Atina ve Tel Aviv bu ihtimalden korkuyor.) Bu yüzden, bazı bölgesel aktörlerin Türkiye’nin de desteklediği bu çabayı baltalamak için harekete geçmesi sürpriz olmaz. Bu çerçevede saldırıların perde arkasını araştırdım. Henüz bir netlik yok. Ancak bu saldırıların Libya’nın iç kırılganlıklarından (milisler, kontrolsüz güçler, güç kavgaları) kaynaklanan gelişmeler olabileceği de değerlendiriliyor. Anlaşılan Libya’da devlet inşası süreci biraz daha zaman alacak.

KIZILDENİZ MİSYONUNUN ELİ KULAĞINDA 

ABD-İran geriliminin (ve Mekke İttifakı’nın) bölgeye etkileri açısından yakından izlediğim bir konudur: Yemen’deki Husiler S. Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden nefes almasını engellemek için hem Babülmendeb’de blokaj uyguluyor hem de Kızıldeniz’de saldırılarını yoğunlaştırıyor. Geçtiğimiz günlerde bir konteyner gemisine yapılan saldırıda ilk kez can kaybı yaşandı. Husiler aynı zamanda S. Arabistan’daki enerji tesisleri ile sivil hedefleri de vuruyor. Riyad için bıçak kemiğe dayanmak üzere.

Bölge medyasından okuyoruz: Riyad’ın Yemen hükümetini Husilere karşı kara operasyonu için teşvik ettiği söyleniyor. S. Arabistan Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlamak için teşkil edilen, Türkiye’nin de katılması beklenen uluslararası koalisyon konusunda da elini çabuk tutmak istiyor. Önümüzdeki günlerde koalisyonun resmi kuruluşunun duyurulacağı, bu konuda toplantıların yapıldığı belirtiliyor. Kızıldeniz’i yakında daha fazla konuşacağız."

Kaynak: https://www.yenisafak.com/yazarlar/yahya-bostan/bit-yenigi-o-ihbarin-faturasini-birileri-odeyecek-4847951

  • Next Social

Yorum Yazın