Bahreyn'de düzenlenen Manama Diyaloğu 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Bölgesel Güvenliğin Temelleri” oturumunun açılışında konuşan Şeybani, bölgedeki güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hiçbir ülkenin güvenliğini bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alamayacağını belirten Şeybani, “Bugün hiçbir bölge ülkesi kendi güvenliğini tek başına düşünemez. Basra Körfezi'nin güvenliği, Suriye'nin bölgesel güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.
Mekke İttifakı'na katılım gündemde
Suriye'nin sınır ötesi milis güçlere karşı Körfez ülkeleri ve halklarıyla dayanışma içinde olduğunu dile getiren Şeybani, “Suriye'nin Mekke İttifakı'na katılımını değerlendirmek üzere görüşmeler devam ediyor.” dedi.
Türkiye ile ilişkilerin siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda üst düzeyde seyrettiğini kaydeden Şeybani, askeri işbirliğinin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, Arap ülkeleriyle de güvenlik ve savunma alanlarında ortak çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Suriye halkının 14 yıl boyunca ağır zorluklarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Şeybani, uluslararası desteğin önemine dikkati çekti. Desteğin kesintiye uğramasının bölgesel tehditlerin başka ülkelere yayılmasına yol açabileceğini ifade etti.
Yemen'de son aylarda yaşanan gelişmelere de değinen Şeybani, ülkenin egemenliğini ve istikrarını yeniden kazanmasını desteklediklerini söyledi.
Komşu ülkelerle işbirliği mesajı
Ürdün ile aralarında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığını belirten Şeybani, iki ülke arasındaki ilişkilerin bütünleşme temelinde ilerlediğini kaydetti. Suriye-Ürdün Yüksek Stratejik Konseyi'nin üçüncü toplantısının gelecek ay yapılacağını açıklayan Şeybani, sınır güvenliği ve istikrarın sağlanması amacıyla Irak, Lübnan ve Ürdün ile kapsamlı işbirliği yürüttüklerini aktardı.
Suriye'nin Körfez ülkeleri ve Ürdün ile saldırılara karşı dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Şeybani, Irak Başbakanı ile gerçekleştirdiği görüşmede petrol sevkiyatının Banyas Limanı üzerinden yeniden başlatılması seçeneğinin de ele alındığını bildirdi. Bu seçeneğin, enerji akışının güvence altına alınması amacıyla değerlendirildiğini belirtti.
Kaçakçılıkla mücadelede bilgi paylaşımı ve operasyonel koordinasyonun önemine işaret eden Şeybani, “Kaçakçılıkla mücadele, devletlerin egemenliğini koruyan ve sivillerin yaşam güvenliğini sağlayan bilgi paylaşımını ve operasyonel koordinasyonu gerektiriyor.” diye konuştu.
Suriye'nin DEAŞ'a Karşı Uluslararası Koalisyon'a katıldığını belirten Şeybani, ülkenin kuzeydoğusundaki silahlı grupların ulusal devlet kurumlarına entegre edilmesini de önemli bir adım olarak nitelendirdi.
3,7 milyondan fazla Suriyeli evine döndü
Suriye'de istikrarın yeniden tesis edilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Şeybani, ülkelerine dönenlerin sayısının 3,7 milyonu aştığını söyledi.
Şeybani, “3,7 milyondan fazla Suriyeli evine döndü. Bu durum, yeni Suriye'nin doğuşunun açık bir kanıtıdır.” ifadelerini kullandı.
Golan Tepeleri'nin statüsüne de değinen Şeybani, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 497 sayılı kararına atıfta bulunarak bölgenin Suriye toprağı olduğunu vurguladı. Ülkede yeni bir parlamenter yaşama geçiş sürecinin başladığını da sözlerine ekledi.
Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını en güçlü şekilde kınadıklarını belirten Şeybani, Körfez'in güvenliği ile Suriye'nin güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. Şeybani, “Körfez'in istikrarı, Şam'ın güvenliğinin doğal bir uzantısıdır. Silah, meşruiyetini yalnızca devletin meşruiyetinden alır.” dedi.


