Sevil Nuriyeva: Türkiye her şeyin farkında

0
Sevil Nuriyeva: Türkiye her şeyin farkında
"Türkiye her şeyin farkında ve bu farkındalıkla hem lokal hem küresel şekillenmede pozisyon alıyor. Yani elini taşın altına koyuyor. “Başka yol yok” denildiğinde, bu sözün ne kadar derin bir anlam taşıdığını unutmamalıyız."

Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva bugünkü "Çok kutuplu dünya, mecburi denge ve yeni ittifaklar" başlıklı yazısında, değişen dünya düzenini doğru okuyan Türkiye'nin aldığı pozisyonu yazdı:

"Yeni paradigmanın yeni ittifakları da beraberinde getirdiği bu süreçte Türkiye, bölgesel ve küresel siyasi dengeleri doğru okuyarak şekillenen döneme yön vermeye çalışıyor.

Mekke İttifakı ile başlayan savunma hattına üye ülkelerin dışişleri ve savunma bakanlarının İstanbul toplantısında, ittifakın temellerine ilişkin birçok soru cevap buldu. Üç kurucu devletin dizayn etmeye çalıştığı yeni savunma hattı, artık işleyen bir mekanizma oluşturma aşamasında. Yani Türkiye, baktığınızda bu sürecin külfetini de üstlenmiş durumda.

İttifak genişleyecek. Temelleri doğru atılan bu hattın kalıcı bir mekanizmaya dönüşmesi ve sürdürülebilir bir savunma kapasitesi oluşturması, önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri olacak.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü kapsamında Bişkek Zirvesi’ne katıldı. Bugün gerçekleşecek Erdoğan-Putin görüşmesi de gündemdeki birçok soruya cevap niteliği taşıyacak.

Peki gündemde hangi sorular var?..

Karadeniz’de ticaret ve ikmal yollarında seyreden Türk gemilerine yönelik saldırıların durdurulması konusunda Ankara’nın tavrı net. Tehdit hangi taraftan gelirse gelsin Türkiye müsamaha göstermiyor, göstermeyecektir de…

Rusya-Ukrayna hattından gelen haberlere bakılırsa, Avrupa’nın da dâhil olması öngörülen yeni bir çatışma ortamı Türkiye açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Avrupa ile Rusya arasında Ukrayna üzerinden oluşan gerilimin ve düşmanlık dozunun giderek yükselmesi, doğrudan Rusya-Avrupa çatışması ihtimalini de güçlendiriyor.

Ukrayna eliyle Rusya içlerine uzanan savaş ortamının İngiltere’nin kurgusu olarak algılandığı bir dönemde, Moskova’nın da bu süreci daha ileri taşımak isteyip istemediği üzerine düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü yeni kriz ortamı, Avrupa üzerinden şekillenen yeni dünya paylaşımı sürecinde tarafların sınırlarını belirleyecek nitelikte.

Peki, Avrupa bu sürecin neresinde olacak?
Çatışma hattı Polonya ve Baltıklar ile sınırlı kalacak mı?

Bütün bunları ABD’nin Çin ile hesaplaşma senaryosunun bir parçası olarak da okumak gerekiyor. Çünkü ABD, Avrupa hattının da bu büyük hesaplaşmaya göre yeniden terbiye edilmesini önemsiyor. Büyük hesaplaşmada Avrupa’nın tutumu ve nerede duracağı, ABD açısından hayati anlam taşıyor.

Rusya ise şüphesiz bu sürecin esas aktörlerinden biri.

Moskova, bu kritik sürece savaşın içinde yer alarak aslında sürecin saf dışındaki değil, saf içindeki aktörü olmaya talip oldu. Dolayısıyla bu ağır süreç herkesi yıpratsa da günün sonunda yapılacak paylaşımda kimin masada olacağına bakmak gerekecektir.

Zor bir süreç, doğru. Ancak Türkiye açısından baktığımızda; savaşmayan, savaş kabiliyeti olmayan veya süreci yönetemeyen hiçbir aktörün yeni sürecin masa etrafında toplanan isimlerinden biri olamayacağı da açık.

Şanghay İşbirliği Örgütü kapsamında Rusya ve Türkiye devlet başkanlarının görüşmesi, daha da önemlisi görüşebiliyor olması, aslında Türkiye’nin konumunu ve rolünü bize anlatıyor.

Elbette Türkiye’yi zorlayan, özellikle Ukrayna konusunda Batı merkezli dayatmalar da söz konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ağır dayatma sürecinin altından kalkabiliyor. Giderek seçeneklerin azaldığının da farkındayız. Fakat manevra imkânlarından vazgeçmeyen Türkiye açısından krizleri yara almadan yönetebilmek hayati önemde.

Hele Rusya ile ilişkileri yalnızca Karadeniz ve Ukrayna merkezli değerlendirmek büyük bir eksiklik olur. Türkiye ve Rusya’nın ortak harekât alanları olan Kafkasya, Türkistan, Orta Doğu, Afrika ve Balkanlar da bu ilişkinin önemli boyutlarıdır.

Türkiye bir taraftan Mekke savunma hattını oluştururken, diğer taraftan Türkistan hattındaki temelleri de önemsiyor. Bu sürecin günün sonunda yeni ve farklı ittifakların ana merkezlerinden birini ortaya çıkaracağı muhakkak.

Türk Devletleri Teşkilatı konsepti de Türkiye açısından olduğu kadar, coğrafyanın şartlarının dayattığı gerekçeler açısından yorumlanmalıdır.

Yani Rusya meselesine yalnızca Moskova, Karadeniz veya Ukrayna üzerinden bakamayız. Kafkasya, Türkistan, Orta Doğu, Afrika ve Balkanlar hattını da hesaba katmak zorundayız. Türkiye-Rusya ilişkilerini dar kapsamlı konu başlıklarıyla anlamlandırmaya çalışmak, sonuç yorumlarını eksik bırakır.

Karadeniz ve güvenlik başlığı, aynı zamanda bölgesel ve küresel gıda ve ikmal hatları açısından hayatidir.

Ukrayna, masaya daha avantajlı oturabilmek için Moskova merkezli ikmal ve gıda sektörünü hedef alıyor. Rusya da buna karşılık veriyor. Şimdi Kiev’de gıda ve erzak krizi yaşanıyor. Halkın erzak ve gıdaya ulaşım imkânları neredeyse sıfırlanmış durumda.

Böylesine acımasız bir güç yarışı, nihayetinde masadaki şartları belirlemek için yapılıyor.

Fakat İngiltere’nin arzusu açık:

Savaş Rusya hattında durmasın, devam etsin!

Peki neden? Mesele Çin!.. Akdeniz havzasındaki gelişmelere baktığımızda, terör eylemlerinden vazgeçmeyen İsrail’in Yunanistan ve Hindistan ile ortaklaşa yeni bir savunma hattı kurma çabasını da görüyoruz.

Neden?.. Ankara’nın yeni savunma hattı ve Suriye ile birlikte oluşturduğu yeni Akdeniz rotası, İsrail açısından kritik önem taşıyor. Dolayısıyla İsrail, kendisi için yeni rotalar oluşturmak ve Türkiye’yi çevrelemek, hatta abluka altına almak için yeni fırsatlar yakalamaya çalışıyor.

Ukrayna, Türk dünyası ve Kafkasya’daki İsrail hatlarını da bu bağlamda okumak gerekiyor. Uzun vadeli tehdit oluşturacak İsrail hamlelerini ancak güçlü savunma hatlarıyla durdurmak mümkün.

Türkiye her şeyin farkında ve bu farkındalıkla hem lokal hem küresel şekillenmede pozisyon alıyor.

Yani elini taşın altına koyuyor. “Başka yol yok” denildiğinde, bu sözün ne kadar derin bir anlam taşıdığını unutmamalıyız."

Kaynak: https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/sevil-nuriyeva/cok-kutuplu-dunya-mecburi-denge-ve-yeni-ittifaklar-1812914

Yorum Yazın