Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin NATO içindeki rolüne dikkat çekti.
Rutte, Ankara Zirvesi'nin Lahey Zirvesi'nde verilen taahhütlerin hayata geçirileceği bir uygulama zirvesi olmasını beklediğini belirterek, savunma harcamalarının artırılması, Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve "NATO 3.0" olarak adlandırdığı yeni güvenlik vizyonunun zirvenin temel gündem maddelerini oluşturacağını ifade etti.
Türkiye'nin NATO açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Rutte, "Türkiye, ittifaktaki en güçlü ordulardan birine sahip. Türk Silahlı Kuvvetleri son derece iyi donanımlı ve iyi eğitimli. Yaklaşık 3 bin şirketten oluşan güçlü savunma sanayisi altyapısı da önemli bir avantaj sağlıyor." dedi.
Türk savunma sanayisinin yenilikçi yapısına dikkat çeken Rutte, üretim kapasitesinin NATO'nun caydırıcılığı açısından kritik önemde olduğunu söyledi. Nisan ayında ASELSAN'ı ziyaret ettiğini hatırlatan Rutte, şirketin hem Türkiye'deki hem de Avrupa ve ABD'deki ortaklıklarından etkilendiğini belirtti.
Rutte, NATO'nun güvenlik anlayışının yalnızca Rusya kaynaklı tehditlerle sınırlı olmadığını, terörle mücadelenin de ittifakın 360 derecelik güvenlik yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bu konudaki siyasi ve askeri katkılarının NATO'nun güvenliği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Avrupa Birliği'nin savunma girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Rutte, Avrupa güvenliğinin kapsayıcı bir anlayışla güçlendirilebileceğini belirterek, AB üyesi olmayan Türkiye, Birleşik Krallık, Norveç ve İzlanda gibi NATO müttefiklerinin sürecin dışında bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Nükleer caydırıcılık konusunda ise mevcut NATO yapısının güçlü olduğunu ifade eden Rutte, ABD, Birleşik Krallık ve Fransa'nın oluşturduğu caydırıcılık mimarisinin ittifakın güvenliği açısından önemli rol oynadığını dile getirdi.


