Başkent Doha’da basın toplantısı düzenleyen Ensari, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecine ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İki ülkenin müzakere sürecine bağlılığını koruduğunu belirten Ensari, “ABD ve İran tarafları, sunduğumuz fikir ve önerileri şu anda değerlendiriyor. İki taraf arasındaki görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabalarımız devam ediyor” dedi.
Katar’ın hedefinin, taraflar arasında güven oluşturacak ve karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayacak aşamalı bir anlaşmaya ulaşmak olduğunu vurgulayan Ensari, Washington ile Tahran arasında öneri ve mesaj alışverişinin kesintisiz sürdüğünü kaydetti. Doha yönetiminin diplomatik çözüm için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyon halinde çalıştığını da ifade etti.
Katar heyeti Tahran temaslarının ardından Doha’ya döndü
Katar heyetinin İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Doha’ya döndüğünü aktaran Ensari, temasların iki tarafın müzakere sürecine bağlılığını ortaya koyduğunu söyledi.
Katar’ın taraflar arasında önerileri anlık olarak ilettiğini belirten Ensari, nihai anlaşmanın önünü açacak ve karşılıklı güveni artıracak geçici bir düzenleme üzerinde çalışıldığını dile getirdi.
Bölge ülkelerinin liderleri arasında krizin çözümü ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi amacıyla üst düzey koordinasyon bulunduğunu kaydeden Ensari, Körfez ülkelerinin gerilimin artmasının hiçbir tarafın yararına olmayacağı görüşünü paylaştığını aktardı.
“Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü pazarlık konusu değil”
Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki deniz ulaşımının güvenliğine de değinen Ensari, “Hürmüz Boğazı ve Körfez’de seyrüsefer özgürlüğü pazarlık konusu değildir. Katar’a veya diğer ülkelere ait gemilere yönelik her türlü tehdidi reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
Ensari, mevcut krizin sona erdirilmesinin yanı sıra bölge halklarının güvenliğini güvence altına alacak yeni bir bölgesel güvenlik sisteminin oluşturulmasını hedeflediklerini belirtti.
Yemen’deki gelişmelere ilişkin ise Katar’ın şu aşamada arabuluculuk rolü üstlenmediğini, ancak gerilimin azaltılmasına yönelik bölgesel girişimleri desteklediğini söyledi.


