“Silah tedarikçisinden stratejik aktöre: Türkiye Avrupa güvenliğinin zirvesine doğru adım adım ilerliyor” başlıklı analizde, Türkiye’nin NATO’daki askeri kapasitesi, savunma sanayisindeki gelişimi ve Avrupa ülkeleriyle kurduğu savunma ortaklıkları ele alındı.
Savunma sanayisindeki yükselişe dikkat çekildi
Makor Rishon, Türkiye’nin sınırlarının ötesine uzanan askeri ve siyasi etkisinin yanı sıra savunma sanayisindeki büyümeye dikkat çekti. Analizde, Türkiye’nin ABD’nin ardından NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin 355 bin asker ile 378 bin yedek personelden oluştuğu aktarıldı.
Gazete, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerine dayandırdığı değerlendirmesinde Türkiye’nin küresel silah pazarında yüzde 1,8 payla 11’inci sırada bulunduğunu belirtti.
Türkiye’nin savunma ihracatındaki artışın da ele alındığı analizde, 2025’te ihracatın yüzde 48 arttığı, bu yükselişin bir önceki yıl kaydedilen yüzde 29’luk artışın ardından geldiği ifade edildi.
Avrupa ülkeleriyle savunma ortaklıkları
Analizde Türkiye’nin İHA, tank, zırhlı araç ve savaş gemisi ihracatındaki gelişmelere de yer verildi. Türkiye’nin Romanya’ya savaş gemisi teslim etmesi, savunma sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesindeki artışın örneklerinden biri olarak gösterildi.
Makor Rishon, İspanya, Romanya, Polonya ve özellikle İtalya’nın Türkiye ile savunma alanındaki ilişkilerini geliştirdiğini aktardı. Baykar’ın İtalyan Piaggio Aerospace’i satın alması ve Leonardo ile kurduğu ortaklık da analizde öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
İngiltere’nin Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN projesine yönelik iş birliğine de değinilen analizde, söz konusu ortaklıkların Ankara’nın Avrupa açısından yalnızca bir silah tedarikçisi değil, uzun vadeli bir savunma ortağı olma yönündeki konumunu güçlendirdiği değerlendirmesine yer verildi.
SAFE programı tartışması
Analizde Türkiye’nin Avrupa Birliğinin Savunma Sanayisini Güçlendirme Aracı (SAFE) programına erişimi de ele alındı. AB üyesi olmayan ülkelerin şirketlerinin, program kapsamında finanse edilen silah sistemlerinde bileşen maliyetlerinin en fazla yüzde 35’ini karşılayabildiği aktarıldı.
Türkiye’nin SAFE kapsamındaki fonlara daha geniş erişim sağlayabilmesi için AB ile güvenlik ortaklığı kurması ve ardından Brüksel ile özel erişim koşullarını müzakere etmesi gerektiği belirtildi.
Makor Rishon, Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşın yanı sıra ABD ile yaşanan diplomatik gerilimlerin oluşturduğu sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu savunarak, bu koşullarda Türkiye’nin SAFE programına katılımının engellenmesini “rasyonel olmadığı” şeklinde değerlendirdi.


