Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan bugünkü "NATO çatırdarken" başlıklı yazısında, terör devleti İsrail'le birlikte İran'a saldıran ABD'nin Avrupa ile yaşadığı sorunlar ve bunun NATO'ya yansımasını yazdı:
"ABD'nin İran merkezli kriz üzerinden verdiği mesajlar, yalnızca bir askeri gerilimi değil, Batı ittifakının iç gerilimini de görünür kıldı.
Özellikle Avrupa'nın son dönemde aldığı pozisyon, Washington'la arasına mesafe koyduğunu açıkça ortaya koyuyor. Nitekim İtalya Savunma Bakanı, bu savaşı desteklemediklerini ve zaten ABD'nin kimsenin görüşlerini sormadığını söylerken, savaşların süresini en güçlü olanın değil "en zayıf olanın direncinin" belirlediğini vurguluyor. İran'ın Ukrayna'dan daha büyük, daha kalabalık ve binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çekmesi ise kısa vadeli zafer beklentilerine karşı açık bir uyarı niteliği taşıyor.
Bu siyasi duruş, sahada da somut karşılık bulmuş durumda.
İsviçre, İspanya, İtalya ve Fransa gibi ülkelerin İran savaşı nedeniyle ABD askeri uçuşlarına kısıtlama getirmesi, artık meselenin sadece diplomatik bir itiraz olmadığını gösteriyor. Hava sahası gibi kritik bir alanda alınan bu kararlar, operasyonel kapasiteyi doğrudan etkileyen, bilinçli ve stratejik tercihlerdir.
Özetle kendi egemenlikleri ve menfaatleri için ABD'ye mesaj veren Avrupa devletleri gerçeğini ilk kez bu kadar sarih ortaya koyan bir eşikteyiz.
Washington cephesinde ise bu tablo giderek daha sert bir dille karşılanıyor. Trump'ın Fransa'ya yönelik çıkışı bunun en net örneği.
Fransa'nın İsrail'e askeri malzeme taşıyan uçakların kendi hava sahasını kullanmasına izin vermediğini söyleyen Trump, Fransa'ya işe yaramaz iması yaptı. Dahası, ABD'nin bunu unutmayacağını açıkça ifade ederek müttefiklik ilişkilerinin çatırdadığı sinyalini verdi.
Öte yandan İsrail tarafı, güvenlik yükünün hâlâ ABD tarafından üstlenilmesini bekliyor. Ancak Washington'dan gelen mesajlar farklı bir yönü işaret ediyor. Ama Trump aynı fikirde değil. Aynen şunu söyledi: "Hürmüz Boğazı yüzünden jet yakıtı alamayan ve İran'ın etkisiz hâle getirilmesine dahil olmayı reddeden Birleşik Krallık gibi tüm o ülkelere bir önerim var: Birincisi, ABD'den satın alın, bizde çok var. İkincisi, geç kalmış da olsa cesaretinizi toplayıp Boğaz'a gidin ve o yakıtı alın. Kendi başınıza savaşmayı öğrenmeniz gerekecek, tıpkı siz bizim yanımızda olmadığınızda olduğu gibi, ABD de artık size yardım etmek için orada olmayacak."
Ortaya çıkan tablo oldukça net: NATO çatırdıyor. Avrupa kendi başlatmadığı bir savaşta gereksiz risk almak istemiyor, ABD yükü tek başına taşımaya yanaşmıyor, İsrail ise hâlâ Washington'u öne sürmeye çalışıyor. Bu üçlü denge sürdürülebilir değil."


