Hürriyet gazetesi yazarı Gökçe Aytulu bugünkü yazısında, geçen haftaki Münih Güvenlik Konferansı üzerinden Avrupa'nın yeni arayışlarını yazdı:
"Soğuk Savaş döneminden bu yana Batı’nın temel güvenlik meseleleri Münih’te konuşulur.
Dünya siyasetinin sözü geçen isimleri Davos’u müteakip şubat ortasında Almanya’da buluşur. 63 yıldır bu böyle.
Konferans Kruşçev’in dünyayı nükleer bir felaketten korumak için ortaya attığı “Barış içinde bir arada yaşama” döneminde başladı.
Geçen yıl, Trump’ın yardımcısı JD Vance’in yaptığı konuşmaya kadar “diyalog yoluyla barış” düsturunu benimsedi.
Tam da bekleneceği üzere Trump yönetimi tek hamleyle bütün ayarları bozdu.
Vance, geçen seneki konferansta Avrupa için tehdidin Rusya veya Çin değil, değer kaybı ve kontrolsüz göç olduğunu söyledi.
Savunmaya para harcamayan Avrupalı liderleri sert şekilde eleştirdi.
Bu konuşma büyük bir kırılma yarattı ve son bir yılda yaşanan krizler de işin tuzu biberi oldu.
Geçen haftaki Münih Güvenlik Konferansında artık iki nokta netlik kazandı:
- Barış dönemi herkes için sona erdi.
- ABD artık Avrupa için güvenilir bir müttefik değil. Avrupa hızlıca kendi yolunu bulmalı.
Konferansa ait güvenlik raporunun başlığı “Yıkım Altında”. Aslında bu başlık bile durumu özetliyor.
ABD’yi bu yıl Vance’ın aksine Dışişleri Rubio’nun temsil etmesi Avrupa’ya diplomatik bir zeytin dalı gibi gözükse de aradaki kırılmanın çok derin olduğu kesin.
Konferansın sonuçlarına göre ya NATO daha fazla Avrupalı olacak ya da Avrupa daha fazla silahlanacak. Ukrayna’da da yakın dönemde bir barış ihtimali öngörülmüyor.
AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YENİ MÜTTEFİKLERİ
Konferansta Avrupa’nın yeni yol haritası da ortaya çıkmış oldu. Geçenlerde Hindistan ile tarihin en büyük serbest ticaret anlaşmasını imzalayan Avrupa Birliği, üretim konusundaki açığını bu yolla kapatmaya çalışacak.
Öte yandan siyasi riskleri büyük olsa da konferansta Çin, Avrupa için en cazip ticaret partneri olarak öne çıktı.
İlginç zamanlar... Trump yönetiminin oluşturduğu güvensizlik Avrupalılar için Çin’i istikrarlı bir partner haline getirdi.
Kolonyal dönemden yüzyıllar sonra roller değişti. Ancak Avrupa tekrar kaderini Hindistan ve Çin kıyılarında arıyor. Eski dünya sona erdi. Ancak tarih farklı biçimde tekerrür ediyor.
MÜNİH’İN ÜÇ YILDIZI
Marco Rubio: Her ne kadar Avrupalılarla arayı yumuşatmak için gönderilmiş olsa da ABD Dışişleri Bakanı’nın “Eski dünya bitti” sözü konferansa damga vurdu. Müttefiklerine kibarca “Sevgi mi nefret mi adını sen koy” dedi.
Friedrich Merz: Şansölye beklenmeyen bir çıkışla Almanya’yı Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusu haline getirme sözü verdi. Sanki bu filmi iki kez daha izlemiştik, sonu pek iyi bitmiyor.
Gavin Newsom: Kaliforniya Valisi konferansın “Öteki Amerikalısı” oldu. “Avrupalılar bizi her şeyi yıkan balyoz gibi görüyor. Artık güvenilmez durumdayız ve bu geri dönülemez gözüküyor” diye dert yandı. Biraz “Ben de sizdenim, ben de Avrupa çocuğuyum” der gibiydi."


