Sabah gazetesi yazarı Bercan Tutar bugünkü yazısında, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu tutsak edişinin arkaplanındaki ihaneti yazdı:
"Amerikalı kovboylar gece yarısı konutunu bastıkları Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırdı. Skandal hamle ABD Başkanı Donald Trump'ın yılbaşı gecesi '2026 yılı için dünyada barış istiyorum' açıklamasından üç gün sonra geldi. Yarım saatlik bir operasyonla yakalanan Maduro ve eşi Cilia Flores ABD'ye götürüldü. İkili New York'ta yargılanacak. Şimşek Darbesi adı verilen operasyonun emrini veren Trump, dünyaya 'Maduro ve eşinin yakalandığını' bizzat kendisi duyurdu.
Böylece ABD'nin 30 dakikalık yıldırım operasyonuyla sarsılan Venezuela'da bir devir kapandı. Hugo Chavez'in 1999'da iktidara gelmesiyle başlayan ve ABD'ye derin hafakanlar yaşatan 27 yıllık dönem sona erdi.
Venezuela'da bir bakıma korkulan oldu. Zira aylardır geliyorum diyen ABD, amacını da açıkça söylüyordu. Ülkenin altın, petrol ve diğer nadir elementlerine el koymak. Nitekim operasyonun yapıldığı saatlerde konuşan ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Laura Richardson bu gerçeği açıkça dile getirdi zaten... "ABD'nin Latin Amerika'daki ilgi odağı demokrasi değil petrol, lityum, altın ve nadir toprak minarellerini kontrol etmektir. Bölgede en büyük petrol rezervlerine ve kilit stratejik kaynaklara sahip Venezuela başlıca hedef konumundadır..."
***
Daha ne desin... ABD ayrıca Şili, Arjantin ve Bolivya üçgenindeki lityumu da istiyor. Zira dünya lityum rezevlerinin yüzde 60'ı bu üçgende yer alıyor. Dünyanın su kaynağı konumundaki Amazon Ormanlarına da Guyana'da son dönemlerde keşfedilen devasa petrol yataklarına da göz koyduklarını gizlemiyor General Richardson.
Haliyle Kerem Alkin Hoca'nın da yazılarında sık sık dile getirdiği gibi Venezuela meselesi bir demokrasi, insan hakları veya rejim tartışması değil. Bu başlıklarla yaklaşmak yanıltıcı. Asıl mesele stratejik enerji kaynaklarını ele geçirmek. Zaten Maduro yakalanır yakalanmaz Amerikalı senatörler "Şirketlerimiz bayram edecek. Trilyon dolarlık fırsatlar bizi bekliyor" diye ağzı kulaklarında açıklamalar yaptı hemen.
Bu jeo-ekonomik hamleyle ABD bir taşla üç-dört kuş vurmayı da planlıyor. Venezuela'yı yağmalamanın yanında Latin Amerika'daki stratejik kaynaklara sahip diğer ülkelere de gözdağı vermek. Onları da sindirmek. Çin'in Latin Amerika'daki enerji tedarik sistemini kontrolüne almak. Rusya'nın da bölge ülkeleriyle savunma ve diğer alanlardaki işbirliğini yakın markaja almak.
***
Yani ABD, Rusya ve Çin ile uzlaşarak bu adımı attı. Çin'e onu tamamen dışlamayacağı garantisini verdi. Rusya'nın ise Küba, Nikaragua ve Venezuela ile ilişkilerini baltalamayacak. Bu yönüyle Maduro operasyonu uluslararası organize bir işti. Maduro'yu içeride ve dışarıda ittifak yapan güçler sırtından hançerledi. Venezuela ve Latin Amerika'ya karşılık ABD, Rusya'ya Ukrayna ve Doğu Avrupa'da Çin'e de Tayvan'a ek olarak Asya Pasifik'te nüfuzunu sağlamlaştırma imkanı verecek.
Görüldüğü üzere herkes memnun. O yüzden operasyon iç ve dış destekle tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirildi. Unutmayalım ki Şi Cinping'in Latin Amerika ve Karayipler Özel Temsilcisi Qiu Xiaoqi başkanlığındaki Çin heyeti Maduro ile görüştükten birkaç saat sonra yapıldı. Maduro sosyal medya hesabından görüşmeyi coşkuyla paylaşırken Çin heyetinin hiç paylaşım yapmaması dikkat çekti.
İkinci dikkat çeken gelişme ise Maduro derdest edilirken Yardımcısı Delsi Rodriguez'in resmi ziyaret nedeniyle Rusya'da bulunmasıydı. Zamanlama ve yeri açısından oldukça ilginç bir ziyaret. Maduro ve yardımcısı olmayınca ülkenin fiili liderliği Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez'e kaldı. Lopez, 'Yabancı askeri varlığa' karşı direneceğini açıkladı. Yani ABD'nin sivil varlığına tam desteğini ilan etti. Hâsılı kelam, herkes memnun. Olan Maduro'ya oldu."


