Bakan Gürlek Uluslararası Adalet Zirvesi’nde konuştu: Adalet ayrımcı olmamalıdır

0
Bakan Gürlek Uluslararası Adalet Zirvesi’nde konuştu: Adalet ayrımcı olmamalıdır
Adalet Bakanı Akın Gürlek, uluslararası hukuk mekanizmalarının tüm aktörlere eşit uygulanması gerektiğini vurgulayarak, “İnsan hayatının ve insan onurunun değeri, kişinin nerede doğduğuna, hangi kimliğe sahip olduğuna veya hangi siyasi gücün arkasında bulunduğuna göre değişmemelidir. Adalet ayrımcı olmamalıdır” dedi.

Gürlek, Çırağan Sarayı’nda “Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk” temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nin açılışında konuştu. Dünyanın hızlı ve çok boyutlu bir dönüşümden geçtiğine dikkati çeken Gürlek, savaşlar, kitlesel göç, yapay zekâ, sınır aşan siber suçlar ve küresel ekonomik ilişkilerin adalet ve hukuk anlayışını yeniden şekillendirdiğini belirtti.

Uluslararası hukuk düzeninin en önemli sınavlarından birinin, “güçlünün zayıf karşısında yaratmak istediği, yalanlarla süslenmiş hukuk tanımları” olduğunu ifade eden Gürlek, bunun en somut örneklerinden birinin Gazze’de yaşananlar olduğunu söyledi.

Filistinli Bakanın zirveye katılmasına izin verilmedi

Zirveye davet edilen Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in, İsrail makamlarının ülke dışına çıkmasına izin vermemesi nedeniyle toplantıya katılamadığını aktaran Gürlek, bunun uluslararası hukuk açısından kaygı verici olduğunu dile getirdi.

Gürlek, “Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil, hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır” ifadelerini kullandı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da ABD tarafından vize verilmemesi nedeniyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılamadığını hatırlatan Gürlek, buna karşılık hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkarılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitap edebilmesine dikkat çekti.

Gürlek, bu tablonun uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını tartışmaya açtığını belirterek, “Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir” dedi.

“Adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir”

Türkiye’nin savaş ve çatışmaların yaşandığı her yerde barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana tavır almayı sorumluluk olarak gördüğünü belirten Gürlek, “Savaşın olduğu yerde önce hukuk ve akıl ölür” ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam etmesinden duyduğu üzüntüyü de dile getiren Gürlek, nükleer silah stoklarının küresel ölçekte yıkım tehdidine dönüştüğünü kaydetti. Silahlanmaya ayrılan kaynakların bir bölümünün insanlığın kalkınması ve barış için kullanılmasının daha yaşanabilir bir dünya için önemli olduğunu vurguladı.

Uluslararası hukukun güçlü ya da zayıf ayrımı yapılmadan tüm aktörlere aynı şekilde uygulanması gerektiğini belirten Gürlek, “Uluslararası hukuk, ancak güçlü veya zayıf olduğuna bakılmaksızın bütün aktörlere aynı ölçüde uygulandığında gerçek anlamda hukuk olabilir” dedi.

Savaş suçları, soykırım, organize suç, kara para ve uyuşturucu kaçakçılığı ile siber suçlarla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine işaret eden Gürlek, hukuki işbirliğinin önündeki sınırların kaldırılması gerektiğini belirterek, “Adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir” diye konuştu.

Yapay zekâ hukuk sistemlerini dönüştürüyor

Adaletin geleceğinin yalnızca savaş ve çatışmalarla sınırlı olmadığını belirten Gürlek, yapay zekânın hukuk hizmetlerinden karar alma süreçlerine kadar birçok alanda yeni sorunlar ortaya çıkardığını söyledi.

Kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onurunun teknolojik dönüşümün temel hukuki başlıkları arasında yer alacağını aktaran Gürlek, teknolojinin insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmaması gerektiğini vurguladı.

Gürlek, “Teknoloji hukukçunun yerini almamalı, hukukçunun adaleti, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü koruma kapasitesini güçlendirmelidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un uluslararası tahkim açısından önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu da belirten Gürlek, tahkim mekanizmalarının bağımsız, şeffaf ve hesap verebilir olmasının uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinde güven açısından önem taşıdığını kaydetti.

Göç ve sosyal medya yeni hukuki sorunlar doğuruyor

Göçün yalnızca sınır yönetimi ve güvenlik meselesi olmadığını belirten Gürlek, insan onuru, insan hakları, uluslararası dayanışma ve sorumluluk paylaşımının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Geri göndermeme ilkesi, güvenli ülke standartları, uzun süreli yerinden edilme ve iklim kaynaklı göç gibi konuların uluslararası toplum tarafından birlikte ele alınması gerektiğini aktaran Gürlek, sosyal medya platformlarının da ifade özgürlüğü, nefret söylemi, dezenformasyon ve kullanıcı hakları bakımından yeni hukuki tartışmalar oluşturduğunu söyledi.

Zirvede ele alınan tüm başlıkların ortak noktasının insan olduğunu vurgulayan Gürlek, hukukun temel amacının insanı ve insan onurunu korumak olduğunu belirtti.

Bakan Gürlek, Türkiye’nin uluslararası hukuk anlayışının temelinde de bu yaklaşımın bulunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Uluslararası hukuk herkes için olmalıdır.”

 

Yorum Yazın