Avrupa sıcağa teslim oldu: Enerjileri tükendi!

0
Avrupa sıcağa teslim oldu: Enerjileri tükendi!
Avrupa Birliği ülkelerinin başı aşırı sıcaklarla dertte. Ne yazık ki klimalı ortamlarda bulunsalar da bu imkânı kullanmak konusunda önce kuralları sonra sıcakları yenmeleri gerekiyor. Yeterince sıcak olduğu kanıtlanmayan alanlarda ise klima kullananlar ağır cezalarla karşılaşıyor.

Avrupa'nın 4 yıldır yaşadığı enerji sorunu bu yılki yüksek sıcaklarla iyice ortaya çıktı.

Milliyet Gazetesi'nden Zeynep Dilara Akyürek'in haberine göre İspanya, İtalya ve Yunanistan klima kurallarının en katı olduğu Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. Kamu binaları, alışveriş merkezleri, sinemalar ve havalimanları gibi alanlarda klimaların 27 dereceden daha düşük derecelere ayarlanması yasaklanan bu ülkeler ne olursa olsun yaz turizmi konusunda öne çıkan cazibe merkezleri olmayı başarmış durumda. Bazı işletmeler her şeyi göze alıp klima kurallarını çiğnese de, yasaklara uymamanın cezası 500 ile 3 bin Euro arasında olabiliyor. Ayrıca sadece ana kara için de geçerli olmayan bu kurallar adalarda ve tatil merkezlerinde de uygulanıyor. Hatta bu gibi alanlarda yoğunluk sürekli değiştiğinden ve adalar enerji kaynaklarından uzak olduğundan kurallar ve cezalar daha da katı olabiliyor. Mikonos, Santorini, Rodos, Girit gibi Yunanistan'ın dünyaca ünlü tatil adaları da bu listede yer alıyor. Ancak bu adalarda da başka yöntemlerle aşırı sıcaklıklardan korunmak amaçlanıyor. Adaların birçoğu ana karadaki elektrik şebekesine bağlı olmadığından, kendi yerel jeneratörleri ve sınırlı enerji kaynakları vardır. Temmuz ve Ağustos aylarında milyonlarca turist adalara yığılıp otellerde klimaları açtığında adalarda ciddi elektrik kesintileri yaşanıyor. Yunanistan genelinde uygulanan ‘kamusal alanlarda klimayı 27 derecenin altına ayarlama yasağı’ adalardaki restoranlar, mağazalar, limanlar ve havalimanlarında çok daha sıkı şekilde denetleniyor. Avrupa Birliği ülkelerinde güneş enerjisinin toplam elektrik üretimi içindeki payı yıllık ortalama yüzde 13’e yükselmişti. Ancak bu seviye, enerji daha fazla depolanamadığı için yalnızca güneşin göründüğü saatlerde verimli oluyor. Bazı enerji üretim sistemlerinin çalışırken çevreyi kirletiyor olması da bu artışın önüne geçiyor. Peki ama çözüm ne? Prof. Dr. Uğur Arifoğlu şöyle anlattı: 

“Konu aslında tüm tüketiciler için de geçerli. Şu an elektrikli araç şarj istasyonları için de ülkemizde benzer sıkıntılar oluyor ve olacak. Herkesin benzinli ya da dizel arabalardan vazgeçip elektrikli araçlara yöneldiğinde, herkesin bu durumda evden ya da işyerlerinden aracını şarj etmeye çalıştığında da benzer durum yaşanacak. Zira mevcut elektrik şebekesinin dağıtım alt yapısı kesinlikle yetmeyecek. Tüm yolların kazılıp elektrik şebekesinin yenilenmesi (maliyet bir tarafa) de problemi çözmeyecek. Zira santrallerin de yetmeyebileceği bir durum ile de karşılaşılabilir. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı depolama sistemleri gündeme geliyor fakat burada da batarya kullanımı söz konusu olduğundan çevre kirliliği dünyamızı bekleyen bir başka tehlike. Şu an itibarıyla bence en uygun çözüm (orta ve uzun vadede) hidrojen enerjisi. Hidrojenin sudan değil de atıklardan elde edilmesi durumunda hem enerji elde edilmesi, hem de insanlığın atık probleminden kurtulması en iyi çözümdür diye düşünüyorum.”

ARABA YA DA EV FARK ETMİYOR! AVRUPA KOMİSYONU GENEL MERKEZİ DE YANIYOR

Adaların bembeyaz evlerinde ve otellerinde olduğu kadar dar ve eğimli sokaklarda araç trafiği içinde de klima büyük problem olarak karşımıza çıkıyor. Limanlarda feribot beklerken veya turistik noktalarda dururken, içerisi serin kalsın diye aracı rölantide çalıştırıp klimayı açık bırakmak bu tatil adalarında pek de iyi bir fikir değil. Eğer klima için araçlar rölantide çalıştırılırsa ve buna göz yumulursa çevre ve egzoz yasaları çiğnenmiş olur. Trafik polisleri bu şekilde bekleyen araç ve tur otobüslerine doğrudan ceza yazma hakkına sahiptir. İngiltere ve Galler'in büyük bir bölümü de benzer kurallara tabidir. Ülkedeki yetkililer, sürücülere park halindeyken klima açmanın 110 sterline varan cezalara neden olduğunu sıklıkla hatırlatıyor. Verilen cezaların miktarı kimin kestiğine göre de değişebiliyor. Normal bir polis memuru 40 sterlinlik ceza keserken, sivil uygulama memuruna yakalanmanız halinde fatura 80 sterline çıkıyor. Islington Belediyesi'nin uygulama memurları ise 110 sterlinlik bir ceza kesme yetkisine sahip.

Elektrik sıkıntısı ve klimasızlık sadece ev ve arabaları da vurmamıştı. Avrupa Komisyonu Genel Merkezi’nde, geçtiğimiz hafta yaşanan aşırı sıcaklar nedeniyle klima sistemi kapatılmak zorunda kaldı. Berlaymont binasında çalışan personel öğlen saatlerinde bir mesajla bu durum bildirildi. Mesajın içeriği ise şöyle: “BERL — ACİL — Aşırı hava koşulları nedeniyle, 1. kattan 7. kata kadar olan katlardaki klima sistemi günün geri kalanında zorunlu olarak kapatılmıştır.” 13 katlı bina, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'e, 26 komisyon üyesine ve yaklaşık 3 bin personele ev sahipliği yapıyor. Von der Leyen 13. katta çalışıyor ve komisyon üyelerinin ofislerinin çoğu sekizinci kat veya daha üst katlarda bulunuyor. Yani yönetim katlarında klimalar çalışırken aşağıdaki katlarda çalışanlar aşırı sıcakla yüzleşiyor.

AKKUYU İHTİYACIN NE KADARINI KARŞILAYACAK? ESKİ BİNALARDA DURUM FARKLI

Türkiye elektrik ihtiyacını pek çok farklı sistemle karşılıyor. Bunların başında yüzde 33’lük bir dilimi sağlayan kömür santralleri geliyor. Sonra yüzde 22 ile doğalgaz santralleri üretimde söz sahibi oluyor. 3’üncülükte ise yüzde 15 ile hidroelektrik santralleri yer alıyor. Güneş enerjisi ve rüzgâr santralleri ise yüzde 11’lik dilimlerle eşit konumda... Ülkemizde ilerleyen dönemde yüzde 10’luk enerji ihtiyacını karşılaması beklenen Akkuyu Nükleer Santrali’nde ise 2026’nın sonuna kadar ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Prof. Dr. Uğur Arifoğlu, “Burada önemli bir ayrım olduğunu unutmamalıyız. Türkiye'nin toplam enerji tüketimine; ulaşımda kullanılan petrol, doğal gaz, sanayide kullanılan kömür, ısınma, elektrik hepsi dahildir. Elektrik ise bunun yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Akkuyu da elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu, toplam enerji tüketiminin ise daha küçük bir bölümünü karşılamış olacaktır” diyerek üretilecek olan enerjinin türüne dikkat çekti. Prof. Dr. Arifoğlu sözlerini şu uyarılarla noktaladı:

“Türkiye'de özellikle 1980’le 2000 öncesi inşa edilmiş birçok binada kullanılan elektrik tesisatı, günümüzün elektrik yükleri düşünülerek tasarlanmadığından bazı eski binalarda gerçekten güvenlik riski oluşabilir. Eskiden bir evde bulunan yüksek güçlü cihaz sayısı oldukça azdı. Bunlar arasında buzdolabı, televizyon, birkaç ampul, çamaşır makinesi, ütü ve radyo bulunuyordu. Bugün ise evlerde aynı anda çalışabilecek cihazlar şunlardır: Klima, elektrikli fırın, indüksiyon ocak, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, kurutma makinesi, elektrikli su ısıtıcısı, mikrodalga, bilgisayarlar, elektrikli araç şarj cihazı ve aydınlatmalar. Dolayısıyla konut başına anlık güç ihtiyacı geçmişe göre birkaç kat artmış durumdadır. Günümüzde elektrik tesisat standartları, daha yüksek yükleri ve güvenlik gereksinimlerini kaldırabiliyor. Eski binalarda ise durum pek de böyle değil. Kablo için temel problem akımdır. Kablodan geçen akım arttıkça oluşan ısı artar. Akım iki katına çıkarsa, kablonun ürettiği ısı yaklaşık dört katına çıkar. Eğer kablo inceyse, uzun mesafedeyse, eskiyse, ek yerleri gevşekse, ısınma ve dolayısıyla risk ciddi seviyelere ulaşabilir. Özellikle 25 ila 30 yıldan eski bir binada şu kontroller faydalıdır: Elektrik tesisatının bir elektrik mühendisi veya yetkili elektrikçi tarafından gözden geçirilmesi. Topraklama sisteminin ölçülmesi. Kaçak akım koruma rölesinin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi. Ana pano ve sigortaların güncel standartlara uygunluğunun değerlendirilmesi. Yüksek güçlü cihazlar (klima, fırın, elektrikli şofben, elektrikli araç şarj cihazı vb.) için mümkünse ayrı hat çekilmesi. Isınan prizler, erime belirtileri, yanık kokusu veya sık sigorta atması gibi belirtilerin ciddiye alınması. Eski tesisatlar günümüzün yüksek elektrik tüketimine göre tasarlanmadığından, özellikle tesisat yenilenmemişse ve yüksek güçlü cihazlar aynı devrede kullanılıyorsa aşırı ısınma, gerilim düşümü ve yangın riski artabilir.”

 

 

 

Yorum Yazın