Hiç sevilmemişler. İşgal ettikleri topraklarda halka zulmetmişler. Kendilerine yapıldığını iddia ettikleri baskıyı, şiddeti, inkar politikalarını halka tek tek yapmışlar. Bugün, yaptıklarının karşılığını görüyorlar. Bu işler böyle, ağlamak zırlamak yok!
Dünyanın neresine giderseniz gidin, devlet kavramının tarifinin içinde silahı/kuvveti elinde bulunduran güç ifadesi geçer. Suriye devleti de haklı olarak topraklarında silahın sadece kendi elinde olmasını istiyor. Bundan daha mâkul bir talep olamaz. Şu hususu da ekleyeyim, PYD/SDG işgal ettiği topraklarda, ABD/İsrail gölgesinde devletçilik oynarken başkalarına silahlanma hakkını tanımıyordu. Senin tanımadığın hakkı Suriye devleti sana niye tanısın? Üstelik yeni Suriye devleti, 60 yılın ardından vatandaşlık haklarını size tekrar iade ederken bu bozgunculuk kabul edilemez. Ağlamak zırlamak yok, Suriye devletine tâbi olacaksınız, bu işler böyle!
"DEAŞ'la mücadele ediyoruz" yalanlarına inanan kalmadı. Kendileri DEAŞ'dan daha zalim çıktılar. Suriye ordusu bu terör güruhunu sürdüğü topraklardaki halkın mutluluğu her şeyi anlatıyor. Kurtuluş kutlamaları devam ediyor. Uzun söze gerek yok!
"Kürtleri temsil ediyoruz" yalanlarına da Türkiye'deki foncular dışında inanan yok. Müslüman Kürtleri temsil etmedikleri herkesin mâlûmu, bunda şüphe yok! Geriye kalanın hayrını görsünler diyeceğim ama pek de hayrını göremediler. Kürt'ten İslâm'ı sıyırınca geriye ne kalır? Tıpkı Türk'ten İslâm'ı sıyırınca geriye bir şey kalmayacağı gibi Kürt'ten de bir şey kalmaz. Bu işler, üç beş kadına çarşaf giydirip sahnede soymaya benzemez, er meydanında çırılçıplak kalırsınız da üstünüzü örten çıkmaz, bugün olduğu gibi; ağlamak zırlamak yok!
Star, 23 Ocak 2026.


