Yunanistan'ın eski Dışişleri Bakanı: Avrupa çürümenin eşiğine sürükleniyor

0
Yunanistan'ın eski Dışişleri Bakanı: Avrupa çürümenin eşiğine sürükleniyor
İstanbul’da düzenlenen "Gerilimin Ötesinde: Doğu Akdeniz’de Stratejik Dengelerin Yeniden Kurulması" başlıklı panelde konuşan Yunanistan'ın eski Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopoulos, Avrupa’nın geleceğine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin belirleyici rolüne dikkat çekti.

Avramopoulos, Avrupa’nın bir geçiş döneminde olduğunu belirterek, “Stratejik özerkliğini artıracak mı? Aksi takdirde hayatta kalamaz” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği’nin mevcut çizgide ilerlemesi durumunda çürümenin eşiğine sürüklendiğini dile getirdi.

ORTAK SAVUNMA OLMADAN AVRUPA ÇIKMAZDA

Avramopoulos, Avrupa Birliği’nin ortak savunma ve ortak dış politika oluşturamaması durumunda Avrupa projesinin ayakta kalamayacağını dile getirdi. Avrupa’nın güvenlik alanında ABD’ye bağımlı bir yapı içinde kaldığını ifade etti.

Aynı değerlendirmede, Türkiye’nin askeri kapasitesi, bölgesel etkisi ve diplomatik ağına işaret eden Avramopoulos, Avrupa güvenliği açısından bu unsurların göz ardı edilemeyeceğini kayda geçirdi.

Doğu Akdeniz’in küresel rekabet alanına dönüştüğünü söyleyen Avramopoulos, bölge ülkelerinin gidişatı kendi ellerine alması gerektiğini dile getirdi.

Doğu Akdeniz’i, küresel ve bölgesel aktörlerin çıkarlarının çakıştığı modern bir rekabet alanı olarak tanımlayan Avramopoulos, ABD’nin NATO’nun bütünlüğünü ve deniz güvenliğini öncelediğini, Rusya’nın enerji ve deniz gücü üzerinden etkisini artırdığını, Çin’in bölgeyi tedarik zincirleri açısından stratejik bir alan olarak gördüğünü, Avrupa Birliği’nin ise enerji çeşitliliği ve istikrar arayışında olduğunu aktardı.

Bölge ülkelerine anlık gerginlik yerine stratejik olgunluğu, şüphe yerine işbirliğini, doğaçlama adımlar yerine kurumsal öngörüyü tercih etmeleri çağrısını yineledi.

“Çoğu zaman reaktif davranıyoruz. Olayı bekliyor ve ardından tırmanışa geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

AB-TÜRKİYE-YUNANİSTAN ÜÇGENİNDE AÇIK KABUL

Avramopoulos, AB, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin bölgedeki riskleri ve fırsatları yoğunlaştırdığını söyledi. Deniz yetki alanları ve hava sahası başlıklarının halen hassas olduğunu kabul etti.

Teknik temasların sürdüğünü, dönem dönem olumlu gündem oluştuğunu aktardı. Ancak sürecin kalıcı ve kurumsal bir stratejiye sahip olmadığını açıkça dile getirdi. “Mimari, istikrarlı mekanizmalar demektir” sözleriyle mevcut yapının yetersizliğine işaret etti.

YUNANİSTAN CEPHESİNDEN DOLAYLI İTİRAF

Avramopoulos, kurumsallaşmış gerilim azaltma mekanizmalarının eksikliğine de değindi. Doğrudan iletişim hatları, hava ve denizde etkileşim protokollerinin yetersizliğini dile getirdi.

Sert söylemlerin ortamı zehirlediğini, bunun karşılıklı güveni zayıflattığını söyledi. Avrupa Birliği’nin bu tabloya seyirci kalmaması gerektiğini vurguladı:

"Uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar hala çözülmemiş durumda. Deniz bölgeleri hala tartışmalı"

Avramopoulos, savaş söylemlerinin ortamı zehirleyebileceğini ve siyasi alanı daraltabileceğini söyleyerek, bu dilin karşılıklı saygı ve anlayışa dayalı anlamlı diyalog ihtimalini zayıflattığını dile getirdi.

"Gerçekten güven istiyorsak, bu tür söylemleri azaltmalıyız. Avrupa Birliği bunun seyircisi olmamalı. Her bölgesel şoktan etkilenir. Sınırlardaki baskıdan ve göç akışlarından etkilenir. Enerji güvenliği ve bağlantıdan etkilenir. İstikrardan da etkilenir" sözlerini kullandı.

Avramopoulos, AB-Türkiye ilişkilerinin seçici alanlarda işlediğini ancak siyasi olarak sınırlı kaldığını ifade etti.

Avrupa Birliği’ni, istikrar üretmeyen, yalnızca zaman kazandıran işlemsel bir yaklaşımdan ve araçlardan yoksun şekilde ilkeleri tekrar eden beyanatçı bir tutumdan uzak durmaya çağırdı.

Yunanistan-Türkiye ilişkilerine de değinen Avramopoulos, sürdürülebilir ilkeler ve açık biçimde tanımlanmış ortak çıkarlar temelinde şekillenen bir ortaklık yapısına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Böyle bir işbirliği planının kaynakları harekete geçireceğini, teşvikleri uyumlu hale getireceğini ve gerçek çıkarlar üzerine kurulu bir istikrar topluluğu oluşturacağını dile getirdi.

Yorum Yazın