Raporda, Türk tarafının özellikle insan gücü, ateş gücü, hava ve deniz kabiliyetleri ile operasyonel destek kapasitesinde belirgin bir üstünlük sağladığı ifade edildi. Ayrıca bölgedeki askeri altyapı yatırımlarının Türkiye’nin stratejik pozisyonunu daha da güçlendirdiği vurgulandı.
Raporun dikkat çeken bölümlerinden birinde, Rum Milli Muhafız Ordusu’ndaki her bir askere karşılık yaklaşık 3,6 Türk askerinin bulunduğu vurgulandı. Toplam personel dengelerinde Türk tarafının yaklaşık 1,08’e 1 oranında üstünlük sağladığı, tank sayısında ise bu farkın 2,1 kata kadar çıktığı kaydedildi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin savunma stratejisine de yer verilen raporda, mevcut yaklaşımın daha esnek ve teknoloji odaklı bir yapıya evrilmesi gerektiği belirtildi. İnsansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve yeni nesil askeri teknolojilerin güç dengelerini doğrudan etkilediği ifade edildi.
Savunma harcamalarına ilişkin değerlendirmelerde ise bütçelerin hedeflenen seviyelerin altında kaldığına dikkat çekildi. Avrupa Birliği destek mekanizmalarına rağmen savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2 seviyesine ulaşmasının mevcut koşullarda zor olduğu görüşü paylaşıldı.
Raporda ayrıca Yunanistan’ın Güney Kıbrıs için önemli bir siyasi ve potansiyel askeri caydırıcı unsur olduğu ancak tek başına yeterli bir savunma kapasitesi oluşturamayacağı değerlendirmesine yer verildi.
Son olarak Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığının yalnızca adadaki birliklerle sınırlı olmadığı, geniş askeri yapının bir uzantısı olarak ada dışından da 80 bin ila 102 bin personellik bir destek kapasitesine sahip olabileceği beyan edildi.


