Yasin Aktay: Taliban ne yapıyor?

0
Yasin Aktay: Taliban ne yapıyor?
"Haberin kaynağının Rawadari diye Soros tarafından fonlanan bir Afgan İsmaili Şiisi muhalif sayfada yayınlanan “Taliban tarafından yayınlanan Mahkemeler için Ceza Usülleri Yönergesi üzerine basın açıklaması”na dayanıyor."

Yeni Şafak gazetesi yazarı Yasin Aktay bugünkü "Taliban ne yapıyor? Dün yasakladığını bugün yeniden mi yasaklıyor?" başlıklı yazısında, son günlerde Afganistan hakkında çıkan "kölelik geldi", "kız çocukların okula gitmesi yasaklandı" yalan haberlerinin aslını yazdı:

"Geçtiğimiz hafta içinde hem konvansiyonel hem sosyal medyada Afganistan’da Taliban’ın yeni marifetleriyle ilgili epey bir rutin haber patlatmalarına şahit olduk. İçeriğe ve haberlerin yapılış tarzına bakıldığında ortaya çıkan görüntü tam bir “patlatma” gibi. Aynı türden haberleri defalarca gördük çünkü: “Taliban yönetimi kız çocuklarına eğitimi yasaklıyor!” haberinde yeni olan hiçbir şey yoktu mesela. Defalarca yapılmış bir haber. Mesela daha önce yapılanlara nazaran yeni bir şey söylemiyor, hatta belki daha önce yapılmış olanları da yalanlamış oluyor.

Öyle değil mi? Daha önce Taliban’ın kız çocuklarının eğitim almasını yasakladığına dair bir sürü haber okumuştuk. O haberler henüz olmamış bir şeyi mi bildiriyordu yoksa? O zamanlar meğer yasaklanmamış da şimdi mi yasaklanmış oluyor?

İşin aslını Afganistan’a giderek bizzat yerinde görerek ve yetkililerle konuşarak o zaman öğrenmeye çalışmıştık. Kız çocuklarının eğitiminin yasaklanıyor değil, sadece düzenleniyor olduğuna dair bilgiyi edinmiş ve paylaşmıştık.

Şimdiki haber, tek kalemli bir haber değil tabii, biraz daha kapsamlı bir Taliban çılgınlığına dair bir haber. Sadece başlıklarla bile dikkatlerini Avrupa’ya ayarlamış herkesi hoplatmaya yeter de artar bile: “Afganistan’da Taliban yönetimi, uygulayacağı yeni ceza kanunu ile köleliği geri getirirken, kız çocuklarına eğitimi yasaklıyor. Ülke sınıflara bölünürken, sınıfa göre cezalar uygulanacak.”

Ne yalan söyleyeyim, bizzat gidip yerinde görmüş, Afganistan ve Taliban söz konusu olduğunda hiçbir habercilik ölçüsünü takip etmeyi aklına bile getirmeyen medyanın fantastik motivasyonlarının farkında biri olarak ben bile “nasıl yani?” deyiverdim.

“KÖLELİĞİ GETİRMEK!?”, “ülkeyi sınıflara bölmek!?”, “sınıfa göre ceza uygulamak!?”

Hadi kız çocuklarına eğitim meselesinin yine Taliban hakkında alışıldık bir medya zikri olduğunu ilk bakışta hemen anladım ama bu diğerleri nerden çıktı?

Birçok internet sayfasında hatta televizyon haberlerinde Taliban’ın ülkede dans etmeyi de dans edenleri izlemeyi de yasakladığı, “ahlaksızlık yerlerinin” yıkılması için de hüküm koyduğu yazıyordu. Yetmiyor gibi sanki yeni bir ceza yasası şiddetin de şekillerini belirlemiş mesela “kemik kırığına veya derinin yırtılmasına neden olmama şartıyla şiddet serbest” bırakılmış, buna karşılık “çocuk istismarı ve çocuğa karşı şiddet de cezasız” kalmış.

“AFGANİSTAN’I ÖVE ÖVE BİTİREMEMEK!?”

Bu haberleri sosyal medyada paylaşanlar, bir de iki defa Afganistan’a gidip orada gördüklerimizi birinci elden aktardık diye açıklamaya davet etmez mi? Davet ne kelime, hesap soruyorlar. Duyumlarımızla yetinmeyelim, gidip yerinde görelim, gördüklerimizi de olduğu gibi aktaralım dediğimiz için, oraya hiç gitmeden önlerine konulan propaganda aşlarını hiç sorgulamadan iştahla yiyenler bizi “Afganistan’ı öve öve bitirememekle” suçluyor.

AFGANİSTAN’DA BİZZAT GÖRÜP AKTARDIĞIMIZ

Neyse geçelim bunu, Afganistan’la ilgili birinci elden görüp söylediğimiz şey işgalciler çekip gittikten sonra ülkede bir rövanş mantığıyla yeni bir intikamcı şiddetin hiç olmayışı, bütün ülkede genel bir af ilan edilmiş olduğu ve bunun 5 yıldır büyük bir başarıyla uygulanmış olduğudur.

Görüp söylediğimiz şey uyuşturucu üretimi ve ticaretinin neredeyse sıfırlanmış olduğudur.

Bizzat gördüğümüz şey, 70 yıllık tarihinde ilk defa ülkenin her tarafında huzur ve güvenliğin sağlanmış olduğudur.

Yine görüp söylediğimiz şey ülkede 50 yıldır ilk defa ekonomik bir canlanmanın yaşandığıdır.

Ayrıca kız çocuklarının okutulmasıyla ilgili duyumların aksine 6. sınıfa kadar kızların okuduğu, halen 6. sınıftan sonra medrese ve ilahiyat fakültesi düzeyinde isteyen bütün kızların sonuna kadar okuyabildiği, diğer meslekler ve üniversite eğitimi için ise altyapı hazırlıklarının yapılmakta olduğudur. Bunlar bir övgü değil, en asgari bir gazeteci veya araştırmacı dürüstlüğünün görüp aktarması gereken gerçekler. Bu kadarlık bir dürüstlüğü Afganistan’a çok görenler belli ki 100 veya 50 yıldır ülkeyi işgal etmiş olanların gözü ve kalbiyle bakmaktan yana hiçbir rahatsızlık duymuyorlar. Tabii bunun da farkındalarsa.

HABERİN KAYNAĞI: SOROS FONLU RAWADARİ

Gelelim söz konusu habere. Peşine düştüm tabii. Elbette sadece olayın mahiyetini anlamak için, yoksa aklamak için değil, olamaz. Haberin kaynağının Rawadari diye Soros tarafından fonlanan bir Afgan İsmaili Şiisi muhalif sayfada yayınlanan “Taliban tarafından yayınlanan Mahkemeler için Ceza Usülleri Yönergesi üzerine basın açıklaması”na dayanıyor. Ama herkesin haber kaynağı bu açıklama olduğu halde çok azı bu açıklamaya yer vermiş.

Hem bu açıklamayı hem de Taliban’ın İslam Emirliği Emiri Heybetullah Ahundzade imzasıyla yayınlamış olduğu Mahkemeler İçin Ceza Usulleri Yönergesini indirip her ikisini baştan sona okudum.

Öncelikle belirteyim ki ne Taliban’ın metninde ne de bu metni eleştirmek üzere hazırlanmış olan Rawadari kuruluşunun basın açıklamasında kız çocuklarının okutulması veya okutulmamasına dair hiçbir değini yok. Yani Taliban’a şiddetle muhalif olan Rawadari kuruluşunun metninde olmayan bu ve bunun gibi birçok konu Türkiye’de bahsedilirken parça tesirini artırmak üzere haber metinlerine eklenmiş. Kısaca kız çocuklarının okutulması ile ilgili en son kaldığımız yerdeyiz, hatta bu konuda yapılmakta olan hazırlıklarda epey ilerleme bile kaydedilmiş.

DİĞER KONULARA GELİNCE: NEREDE HABERCİLİK ETİĞİ?

Konuların büyük bir çoğunluğunun metnin içinde bağlamından koparılarak cımbızla çekilerek ve çarpıtmaya dayandığını söylemeliyim.

Mesela “kemik kırığına veya derinin yırtılmasına neden olmama şartıyla şiddet serbest” bırakılmış, buna karşılık “çocuk istismarı ve çocuğa karşı şiddet de cezasız” kalmış ifadesini bu metinden cımbızla bile isteseniz çekip alamazsınız. Bu nasıl bir fantezidir Allah aşkına? Akla da, mantığa da, İslam’a da, Şeriat’a da aykırı böyle bir ifade nereden çıkarılmış olabilir?

Söz konusu olan Taliban olunca her şeyi uydurma konusunda birilerine büyük bir hak doğuyor, başka bir açıklaması yok. Aslında gazetecilik ve araştırmacılıkla ilgili en standart etik kuralları burada uygulansa bunları teyit etmek o kadar zor değil. Ama yine söz konusu Afganistan olunca bu kadarlık bir habercilik etiğine bile gerek görülmüyor. Ne duymuşsanız doğrudur der yayarsınız haberi.

TALİBAN SÖZCÜSÜ ZEBİHULLAH MÜCAHİDİ’NİN AÇIKLAMASI

BBC’nin bu konudaki sorularını cevaplayan Taliban sözcüsü Zebihullah Mücahidi söz konusuceza usul düzenlemeleri mahiyetini şöyle açıklamış: “İslâm Emirliği, mücadele döneminde de yargı kurumlarına sahipti ve bu mahkemeler için şeriat ve fıkıh esaslarına dayalı bir ceza usul düzenlemeleri mevcuttu. Söz konusu ceza usul düzenlemeleri, o dönemde ülkede savaş şartlarının hâkim olması nedeniyle sınırlı bir uygulama alanına sahipti. Günümüzde ise Afganistan genelinde tüm hukuki meselelerin kapsamlı biçimde ele alınması zorunluluğu doğmuştur. Bu nedenle söz konusu ceza usul düzenlemeleri yeniden gözden geçirilmiş, şeriat ve özellikle Hanefî fıkhı esas alınarak yeni bir usûlnâme hazırlanmıştır. Bu düzenleme açık bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştır.”

“SOSYAL STATÜYE GÖRE CEZA MI?”

Söz konusu ceza usul düzenlemeleri (etrafında dolaşan haberlerin, özellikle “sosyal statüye göre ceza” veya ülkenin “statülere göre bölündüğü” iddiası üzerinden yoğun bir tartışma üretmiştir. Taliban’ın hukuku “kast benzeri” bir sınıfsal hiyerarşi üzerine kurduğu, yani dinî kimlik, mezhep, cinsiyet ve toplumsal tabaka temelinde farklı cezalar öngördüğü iddiasına karşılık Mücahidi bu iddiayı kesin bir dille reddederek metnin aslında ceza hukukunda yaygın olan tekerrür ve suçluluğun derecelendirilmesi ilkelerine işaret ettiğini söylüyor.

Yani aslında her türlü hukukta var olan suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş olanlarla, ilk defa suç işlemiş insanlar arasında gözetilen fark kastediliyor. Bu kadarlık bir fark yok mu bizde de, Avrupa’da da her türlü pozitif hukukta da?

Bunu sınıf veya statü ayırımı olarak çevirmek nasıl bir akıl, nasıl bir kötü niyet? Basit bir çeviri hatası olamaz tabi? Zaten bu çeviriyle aklı şaşıranlar aldı başını gitti bile. Bu biraz daha söz götürür bir mevzu, devam edeceğiz demek."

  • Next Social

Yorum Yazın