“Starmer’ın liderliği sona ermiş olabilir; lakin hükümetinin İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırıma verdiği desteğin ve göçmenlere yönelik saldırgan siyasetinin bıraktığı tesirler uzun yıllar sürecektir” diyor Hawari. Yazar ayrıca, sapkın pedofil Epstein skandalı sonrası görevden ayrılan İngiliz Büyükelçi Mandelson’un da Starmer’in istifasında tesiri olduğunu imâ ediyor.
***
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer nihayet istifasını açıklamış ve Downing Street’ten ayrılışına dair bir takvim ortaya koymuştur. Bu çıkış, hem ülke içinde hem de haricinde pek çok insan üzerinde kalıcı tahribatlar bırakmış bir dönemin nihayetini işaret etmektedir.
Onun düşüşünün bir kısmı Mandelson–Epstein skandalına bağlanmaktadır; bu hadise, aslında Starmerizm’in içindeki çürümüşlüğün kusursuz bir mecazı gibidir. Mandelson, hükûmete ait hassas bilgileri hüküm giymiş bir cinsel suçluya sızdırdığı şüphesiyle gözaltına alınmış; Starmer’ın Özel Kalem Müdürü Morgan McSweeney istifaya zorlanmış ve Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir sivil görevli görevden uzaklaştırılmıştır.
Bütün bunlar, Starmer’ın, 2008’deki mahkûmiyetinden sonra dahi Epstein ile ilişkisini sürdüren bir ismi atama kararından neşet etmiştir. Ancak Mandelson yalnızca bir diplomatik hata değildir; o, Starmer’ın yükselişini mümkün kılan bütün mekanizmanın mimarlarından biridir.
Starmer’ın İşçi Partisi liderliğine yükselişi, partinin sol kanadını tasfiye etmeye ve bilhassa Jeremy Corbyn’i siyasi sahneden silmeye yönelik yıllara yayılan koordineli bir kampanyanın neticesidir. Bu sürecin taşıyıcı yapısı Labour Together olmuş; Morgan McSweeney ile yakın irtibatlı, Mandelson’un da etkisi altında bulunan bu hizip, Corbyn’i devirmek için perde arkasında sistemli biçimde çalışmıştır. Kullanılan yöntemler arasında, solun meşruiyetini zedelemek maksadıyla uydurulmuş ve iftiraya dayalı antisemitizm suçlamaları da bulunmuş, bu söylem günümüzde dahi solun itibarsızlaştırılmasında bir silah olarak kullanılmaya devam etmiştir.
Starmer döneminin son darbesi, İngiltere genelinde yapılan mahalli seçimlerde yaşanmıştır. İşçi Partisi 1.100’den fazla belediye meclisi koltuğunu kaybederken, aşırı sağdan Reform UK 1.450’den fazla koltuk kazanmıştır. Bunun ardından 95’ten fazla İşçi Partisi milletvekili Starmer’ın istifasını yahut bir takvim açıklamasını talep etmiştir.
Onun mirası; yaşlılara yönelik kış yakıt ödemelerinin kesildiği, çökmekte olan Ulusal Sağlık Sistemi’ne ciddi kaynak aktarımının yapılmadığı ve en zengin kesimlere vergi artışı yönünde ciddi bir adımın atılmadığı bir başbakanlık olarak hatırlanacaktır.
Ne var ki Starmer’ın Filistin konusundaki sicili, belki de en ağır ithamların yöneltildiği bölüm olacaktır—ironik biçimde, zira kariyerine insan hakları avukatı olarak başlamıştı. 7 Ekim 2023’ten yalnızca günler sonra verdiği bir röportajda, 11 Ekim’de, İsrail’in Gazze’de elektrik ve suyu kesme hakkı bulunduğunu söylemişti. Bu sözler, bazı İşçi Partisi meclis üyelerinin istifasına yol açmış; biri bu ifadeleri “dehşet verici” olarak nitelendirerek fiilen bir savaş suçunun onaylanması şeklinde yorumlamıştır.
Daha sonra bu sözler geri alınmaya çalışılmışsa da, İsrail rejimine fiilen “yeşil ışık” yakılmıştır.
Bunu bir rota düzeltmesi değil, bilakis bir pekiştirme dönemi takip etmiştir. Starmer hükümeti altında Birleşik Krallık, Ekim 2024 ile Aralık 2024 arasında İsrail’e yaklaşık 160 milyon dolarlık silah ihracatını onaylamıştır; bu rakam, önceki dört yıllık Muhafazakâr iktidar döneminde onaylanan toplam miktardan daha fazladır.
Ekim 2023 ile Mart 2025 arasındaki araştırmalar, Birleşik Krallık’tan İsrail’e en az 14 askeri sevkiyat yapıldığını, bunlar arasında F-35 savaş uçağı parçaları ve uçakların yaklaşık %15’inde kullanılan bileşenlerin de bulunduğunu ortaya koymuştur.
Bu suç ortaklığını perdelemek için kimi adımlar atılmıştır. Dönemin Dışişleri Bakanı David Lammy, Eylül 2024’te İsrail’e yönelik 350 silah ihracat lisansından 30’unun askıya alındığını açıklamıştır. Ancak F-35 programı, “stratejik önemi” gerekçesiyle bu kapsamın dışında bırakılmıştır. İsrail rejimi, bu uçakları “Beast Mode” denilen ve gizlilikten vazgeçip maksimum yıkım yükü taşıyan bir konfigürasyonla savaşta kullanan ilk ülke olmuştur. Zira İsrail F-35’leri başka bir hava kuvvetiyle savaşmak için değil, kuşatılmış ve savunmasız bir halka bomba yağdırmak için kullanılmaktadır.
Bugün Andy Burnham, İşçi Partisi’nin “kurtarıcısı” olarak sunulmaktadır; Reform ve Yeşiller’e kaybedilen seçmenleri geri getirebilecek kuzeyli bir alternatif olarak görülmektedir. Ne var ki Burnham’ın ortaya koyduğu politikaların radikal bir değişim içerdiği söylenemez. Nitekim göçmenliği sınırlama ve mülteciler için kalıcı statüyü kaldırma yönündeki Home Secretary Shabana Mahmood politikalarını desteklemesi beklenmektedir.
Starmer’ın gidişi şahsen küçük bir memnuniyet hissi doğurmuş olsa da, bu bir umut vesilesi değildir. Onun iktidarının geride bıraktığı tahribat—çalışan sınıfların terk edilmesi, göçmen toplulukların şeytanlaştırılması, Filistin halkına karşı sürdürülen yıkımda suç ortaklığı—kolayca telafi edilebilir değildir.
Starmer’ı üreten mekanizma, halihazırda onun muhtemel halefini üretmektedir. Burnham, aynı ağların desteğiyle sahneye çıkmakta ve aynı göçmen karşıtı sert politikaları sürdürmeye hazırlanmaktadır.
Yazar Yara Hawari, Al-Shabaka Filistin Siyaset Ağı’nın direktörlerinden biridir.


