Yahya Bostan: Kandil’le SDG arasında ayrışma var

0
Yahya Bostan: Kandil’le SDG arasında ayrışma var
"Kandil’le SDG elebaşı Mazlum Abdi arasında ayrışma var. Abdi’nin müzakereden yana tavır koyduğu, Kandil’den gelen talimat nedeniyle Halep’te çatışmaların yeniden başladığı söyleniyor."

Yeni Şafak gazetesi yazarı Yahya Bostan bugünkü "İkinci aşama: Topyekûn müdahale hazırlığı" başlıklı yazısında, Suriye'de terör örgütüne yönelik operasyonun örgütü ikiye böldüğünü yazdı:

"Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyorum. Halep operasyonunun yapılacağını 9 Aralık’ta yazdığımı hatırlarsınız. Tam da söylediğimiz gibi “sınırlı”, “Müzakere için SDG’ye açık kapı bırakan, uyarı niteliğinde bir operasyon” oldu. (Bakınız; Birinci aşama: SDG’ye askeri uyarı hazırlığı, 9 Aralık.) O yazıda ikinci aşama ile ilgili de bazı detaylar vermiştim. Ancak ikinci aşamayı (yani topyekûn müdahale hazırlığını) ilgilendiren bazı gelişmeler var. Bu yüzden bir analiz daha yazarak son düğmeyi iliklemeliyim.

PKK VE BAĞLANTILARI İSTİSNA OLAMAZ

Tespit 1. Bölgede devlet dışı silahlı gruplara artık yer yok. Ankara ve ABD’nin benzer bir arayışta olması işleri kolaylaştırıyor. Hamas’ın (iki devletli çözüm kapsamında Filistin devleti kurulduktan sonra), Hizbullah’ın (Lübnan hükümeti ülkenin güneyinde silahsızlanmanın tamamlandığını açıkladı), hatta Haşdi Şabi’nin silah bırakmasının konuşulduğu bir konjonktürde, PKK ve bağlantıları bu sürecin dışında kalamaz.

Tespit 2. Ankara da Şam da bölgede istikrar ve huzur istiyor. Kimse kan dökme arayışında değil. Terör örgütünün kirli siciline rağmen bir yıldır SDG’nin ikna edilmeye çalışılması bunun göstergesi.

Tespit 3. Şam, devlet olgunluğu ile hareket ediyor. Suriye ordusunun kurumsallaşması ve donanımı için Türkiye ve bazı dost ülkeler ciddi katkı yapıyor.

Tespit 4. Son 30 yılda yaşanan çatışmalar şunu kanıtladı: Türkiye bölgedeki tüm halkların kardeşidir. Kötü gün dostudur. Sınırları ötesindeki her Türk’ün, her Kürt’ün, her Arap’ın; Balkanlar’daki, Türk dünyasındaki soydaşların, dindaşların garantörüdür. Bu pozitif, soğukkanlı, güngörmüş ve yapıcı yaklaşımın istisnası yoktur. Terör örgütü PKK/YPG/SDG de silah bırakıp makule geldiğinde refah vadeden bu yeni iklimin parçası olacak.

KİM NASIL POZİSYON ALDI?

Bu süreçte, ilgili aktörlerin Halep’teki operasyona nasıl yaklaştığı, bundan sonra yaşanacaklarla ilgili de önemli fikir veriyor.

ABD: Arabuluculuk görevi üstlendi, açıklamalarında “Suriye’de tek ordu, tek devlet” vurgusu yaptı. Bu, SDG’ye net bir mesaj.

Rusya: Şam yönetimiyle “konuşlanma müzakereleri” yapıyor. Operasyonu sessizlikle karşıladı.

AB: Operasyonun ilk günü üst düzey bir heyet Şam’daydı. Halep konusuna girmediler. Verdikleri fotoğraf Şam’a destektir.

İran: Yakın zamanda Lazkiye’de çıkan olayların arkasındaki aktörlerden biriydi. İran’ın ciddi bir türbülansa girmesi, Halep’te pozisyon almasını engelledi.

IKBY: Mesut Barzani’nin ilk mesajı “Kürtlere karşı bir etnik temizlik tehdidi” şeklindeydi (Barzani’nin SDG konusunda Ankara’yı kızdıran politikasına değinmiştik; Tek sorun Barzani ziyaretinde ortaya çıkan o görüntüler mi? 4 Aralık 2025). Daha sonra (uyarılmış olmalı), Şara ile telefonda görüştürüldü. Yeni bir açıklamayla Şara’nın vizyonunu takdir ettiğini vurguladı.

İsrail: Terör örgütünü açıktan destekleyen tek açıklama İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’dan geldi. İmralı bir açıklamasında İsrail’in bölge planları konusunda uyarıda bulunmuştu. SDG ve Kandil’in bu uyarıya kulak asmadığı anlaşılıyor.

KANDİL-SDG ARASINDA AYRIŞMA MI VAR?

Güvenlik kaynaklarına göre… Kandil’le SDG elebaşı Mazlum Abdi arasında ayrışma var. Abdi’nin müzakereden yana tavır koyduğu, Kandil’den gelen talimat nedeniyle Halep’te çatışmaların yeniden başladığı söyleniyor. Güvenlik kaynaklarının bu okuması “ince işçiliktir.” Bir amacı vardır. Bu ince işçilikle Halep’te operasyon yapılırken SDG masada tutulabilmiş, olayların büyümesi engellenmiştir. Şapka çıkarmak lazım.

Ama bu tablo SDG lider kadrosunu ve Abdi’yi aklamaz. Çünkü bir yıldır müzakerelerde ayak sürüyen sadece Kandil değil aynı zamanda elebaşı Mazlum Abdi’dir. Abdi’nin doğrudan Kandil’den talimat aldığını kasım ayındaki bir görüşmemde yine bir güvenlik kaynağından dinlemiştim.

Nitekim bölge medyasına yansıyan bilgiler, SDG sahasında hareketlilik yaşandığını söylüyor. Özellikle Rakka’da, silah ve cephane yüklü kamyonların tüneller ağı bölgesine gittiği, yüklerini boşalttığı vurgulanıyor. Yani “uzun soluklu bir savaşa hazırlanıyorlar.”

Sebebi örgütteki paniktir. Bir önceki yazıda SDG’de çözülme başladığını, toplu firarlar yaşandığını, detayların önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağını yazmıştım (Bakınız; Bir arka plan bilgisi: SDG’de çözülme başladı, 9 Ocak). Devamını Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir’in köşesinde okudum: El Hol Kampı’nda görevli YPG’li teröristler toplu firarda bulunmuş, SDG yeni görevlendirme yapmak zorunda kalmış. Bunun devamı -özellikle Arap aşiretler boyutunda- gelecektir.

DAVUT KORİDORU’NA NEŞTER

Dananın kuyruğunun kopacağı ana yaklaşıyoruz. Halep’ten sonra SDG masaya eli zayıf oturacak. SDG entegrasyonuna odaklanan müzakerelerin mart ayına kadar sürmesi beklenir. Daha fazla uzamaz. Bu süreçte; Bir. Türkiye-Suriye güvenlik anlaşması kapsamında TSK’nın görünürlüğü artar. İki. İsrail’in hayalini kurduğu Davut Koridoru doğudan bölünür (Topyekûn müdahalenin güvenliği için bu yapılmalı.) Üç. Arap aşiretler SDG ile arasına mesafe koyar, YPG Kamışlı-Haseke arasına sıkışır. Dört. Örgüt hâlâ silah bırakmazsa geriye yapacak pek birşey kalmaz. Gördüğümüz budur. Ama umudumuz SDG’nin makule gelmesidir. Bu bölgede devlet dışı silahlı gruplara artık gerçekten yer yok."

  • Next Social

Yorum Yazın