Üstad'ın bize öğrettiği

0
Üstad'ın bize öğrettiği
Gazetemizin düzenlediği Necip Fazıl Ödülleri'nin sahiplerine takdimi geçtiğimiz cuma günü gerçekleşti. Bu sene 12'ncisi düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da iştirak etti.

"Sonsuzun fethine çık" temasıyla düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri töreninde konuşan Başkan Erdoğan, Üstad'ın en mühim vasfılardan birini şu sözlerle anlattı: "Necip Fazıl demek, her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran Üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak, ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ama daima dik durmakla mümkündür."

Başkan Erdoğan'ın Üstad'ı anlatırken vurguladığı "hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz" tavrı, "Eğer (gerçekten) mü'min kimseler iseniz, en üstün olanlar sizsiniz!" âyet-i kerîmesinin bir tezahürü.

Maalesef, bizlere efendilik adı altında sünepelik bir erdem olarak pazarlandı. Sanki bir fabrikadan çıkmış gibi ezik Müslümanlar türedi. "Ne kadar sünepeysen o kadar iyi Müslümansın" aldatmacısına kanan çok oldu.

İşte bu noktada Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Abdülhakim Arvasî Hazretleri ile tanışmasıyla birlikte devriye girdi ve Müslümanlara kaybettikleri şahsiyeti bulduracak yolu gösterdi. Ve bunu Üstad, ciğerinden kalemine kan çekerek yaptı!

Üstad'ın işi kolay değildi. Bir yandan devrimbaz kodamanlar mücadele ederken diğer yandan mahkûmluğu benimsemişlere dert anlatmaya çalışıyordu. Üstad, "ne şair ne fıkra muharriri"dir. O, Allah ve Resûl aşkını sistemleştiren, bu sistemi devletleştirmek için içtimaî kavgayı veren isimdir.

Başkan Erdoğan mezkûr konuşmasında Üstad'ın mücadelesini şu sözlerle anlattı: "Merhum Necip Fazıl da milleti, inandığı değerleri ve davası için tahkikate uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? 'Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.' diyen Üstad, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti."

Üstad her zaman ümidini diri tutmuştur. Müslümanlara umutsuzluğu değil ümidi aşılamıştır. Başkan Erdoğan konuşmasında terör devleti İsrail sorunundan bahsederken, 'Hesapların üzerinde bir hesap var.' ilahî buyruğunu dile getirmesi ve hatırlatması da bu çerçevede mühim idi. Terör lideri Netanyahu'yu Firavun'a benzeten Başkan Erdoğan şunları söyledi: "Kışın soğuğunda son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan, şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde kışta, yağmurda, çamurda 7'den 70'e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz değil mi? 'Konteyner gönderelim.' diyoruz. Birleşmiş Milletler'i devreye sokuyoruz, Batı'yı devreye sokuyoruz. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu denilen firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyor. Âyet-i kerîmede Rabb'imiz buyuruyor: 'Hesapların üzerinde bir hesap var.' Bunun da vakti, saati inşallah gelecek."

Salonda Başkan Erdoğan'ı dinlerken dudaklarımdan Üstad'ın şu hitabı döküldü: "Geliyorlar! Gözleri kara, alınları fikir çizgili, kalbleri ceylan, irâdeleri çelik, imanları volkan, irfânları tarla, idrakleri bıçak, edâları şiir, diyalektikleri ipekten örgü..."

Elhamdulillah...

Star, 12 Ocak 2026.

Yorum Yazın