Soykırımcı Netanyahu, katliamlarına doymamış olacak ki bir kez daha seçimleri kazanmak için çalışmalarına başladı. Bu seferki seçim kampanyasında yeni düşmanları yerleştirdi. Belli ki kendi kamuoyunu ikna etmesi kolay olmayacak. Bu sebeple farklı ve sinsice bir seçim kampanyasına başladı.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Lideri Mücteba Hamaney gibi isimlere kendi kampanyasında yer vererek kamuoyuna bir mesaj vermek istiyor. Diyor ki, “Eğer ben yenilirsem bunlar sevinecek, ben kaybedersem bu isimler zafer kazanmış olacaklar.”
Soykırımcı Netanyahu’nun mesajı sadece bu isimlere ve ülkelerine değil aslında. Aynı zamanda bu isimler üzerinden siyasi rakiplerine de mesaj vermek istiyor. Öyle görünüyor ki soykırımcı Netanyahu seçimleri kazanmak ve siyasi ömrünü uzatabilmek uğruna elinden geleni yapacak. Gerilimin artmasını, savaşın başlamasını seçim kampanyasına çevirecek. Gerçekleri manipüle etmekten ve makyavelist bir anlayışla hareket etmekten çekinmeyecek. “Eğer ben kazanmazsam HAMAS, Kassam ve radikal İslami hareketler güçlenecek ve bunlar israilin sonunu getirecekler” argümanlarını sıklıkla kullanacak.
Siyasi geleceğini binlerce masum ve mazlum Filistinlinin kanı üzerine inşa etmeye çalışan aşağılık soykırımcı Netanyahu’nun seçimleri kazanması demek, katliamların devam etmesi anlamına gelecek. Burada, Netanyahu “kötü” diğer siyonist adaylar “iyi” sonucu çıkmamalıdır. Sanırım Netanyahu ne kadar kötü ise diğer adaylar da bir o kadar kötü ruhlu ve İslam ve Müslüman düşmanıdırlar.
Bu sebeple işgalcilerin seçimlerinin Siyonistlerin genel anlamdaki politikasını değiştireceğini düşünmüyorum. 2016’daki ABD seçimlerini Trump kazandığında ABD’nin İslam Coğrafyası üzerindeki şeytani politikalarının değişmeyeceğini, hatta Trump’un emperyal politikalarını daha da genişleteceğini yazmıştım. Bugün de işgalci katiller için aynı hususları düşünüyorum. Ancak bu gerçeğe rağmen yine de soykırımcı Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi, kaybettikten sonra insan hakları mahkemesinde işlemiş olduğu insanlık suçları ve soykırımdan dolayı en yüksek perdeden cezalandırılması en büyük temennimiz olacaktır.
Soykırımcı Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi, Allah’ın izni ve inayetiyle kan ve zulüm üzerine kurulmuş olan işgal rejiminin sonunun ve yok oluşunun başlangıcı olacak. Allah rahmet eylesin, Filistin Direnişinin Aziz Lideri Şeyh Ahmet Yasin’in “2027’de israil diye bir yer kalmayacak” sözü hala kulaklarımızdadır.
İsrail diye bir varlığın olmayacağının öngörüsünü 1999 yılında dile getirmiş olan Şeyh Ahmet Yasin, “Zulüm ve gasp üzerine kurulan rejimlerin kaderi yıkılmaktır. 2027 senesinde israil diye bir varlığın olmayacağını söylüyorum. Kur’an, milletlerin her 40 yılda bir değiştiğini söylüyor. Birinci 40 yılda ‘Felaket Dönemi’ni (israilin kuruluşu) yaşadık. İkinci 40 yıl intifada, mücadele dönemi oldu. Üçüncü 40 yılda beklenen son gelecek inşallah.” şeklinde konuşmuştu.
Evet, inşallah o gün gelecek. İşgalci katiller yeryüzünden silinip yok olacaklar. Çünkü zalimler, katiller, siyonist soykırımcılar er ya da geç yıkılmaya, yok olmaya ve yeryüzünden silinmeye mahkûmdurlar. Rabbimiz bunu ümmetin yüz akları aziz Kassam Tugaylarının kahraman evlatlarının eliyle yaptırsın.


