Sevil Nuriyeva: Devrimin ismi: Erdoğan

0
Sevil Nuriyeva: Devrimin ismi: Erdoğan
"Köklerini unutmadı. Değişimi hayat felsefesi hâline getirdi. İnancından ve istikametinden zerre kadar ayrılmadı. Millete ve devlete hizmet anlayışını bir siyaset söylemi olmaktan çıkarıp hayat tarzı hâline getirdi... İşte bu nedenle Erdoğan’ın 25 yıllık siyasi yürüyüşü, yalnızca bir iktidar hikâyesi olarak okunamaz."

Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva bugünkü yazısında, 25 yıl önce yeni bir partiyle yola çıkan Recep Tayyip Erdoğan'ın devrimci yönünü yazdı: 

"AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeyrek asırlık iktidar yolculuğu; ülkeye, millete ve millî hafızaya yönelik çabalarına baktığımızda, aslında derin bir "devrim"in hikâyesine bire bir tanıklık ettiğimizi görüyoruz.

Erdoğan ismi, Türkiye’nin siyasi tarihi açısından çok şey ifade ediyor. Eminim, gelecekte çok daha fazlasını ifade edecek.

Çünkü Erdoğan’ın siyaset anlayışı, yalnızca bir iktidar döneminin değil, çeyrek asırdır Türkiye’yi geleceğe hazırlayan büyük bir siyasi dönüşümün temelini oluşturuyor.

Evet, Cumhurbaşkanı Erdoğan sıradan bir isim, sıradan bir anlayış veya sıradan bir yol adamı değil.

Tam 25 yıldır, ilk gün söylediği gibi: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Olmadı da…

Peki, neler değişti?

Çok şey…

Her şeyden önce Türkiye’nin siyaset anlayışına öz güven ve tarihî köklere dayalı bir misyon fikri yeniden yerleşti.

Aslında bu misyon fikri ve bu tarihî yük hiçbir zaman bütünüyle kaybolmadı. Türkiye’nin en zor dönemlerinde dahi Anadolu irfanı, bu misyonun izlerini hafızalarda yaşattı. Türkiye, kadim bağlantılarından beslenen tarihî misyon bilincini hep diri tuttu.

Ancak Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durması, kendine yeten bir ülke hâline gelmesi ve tarihî gücüne yeniden kavuşması fikri, Erdoğan’la birlikte siyaset alanında ete kemiğe büründü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rasyonel siyaset anlayışı ile idealler arasında mantıklı, gerçekçi ve zekâya dayalı bir bağ kurmayı başardı.

Türkiye 25 yıldır sınıf atlıyor.

Ve artık, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın ifadesiyle, “tarihin akışını suyun kenarından izleyen değil, o akışı şekillendiren bir Türkiye” var.

Bakın, bu çok önemli bir tespit.

Çünkü bu yalnızca bir siyasi söylem değil; Türkiye’nin bugün ulaştığı konumu tarif eden bir gerçekliktir.

Coğrafyaya ve dünyaya böyle geniş bir pencereden, tarihi okuyarak baktığımızda, aslında Türkiye’nin önüne ne kadar büyük bir misyon koyduğumuzu daha iyi idrak ediyoruz.

Şimdi dünya yeniden şekilleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 25 yıllık bu siyasi yolculukla Türkiye’yi bu yeni döneme hazırlamış durumda.

Üstelik bunu; sayısız engelle, darbe girişimleriyle, işgal niyetleriyle, ayaklanma senaryolarıyla, ekonomik kriz operasyonlarıyla ve Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya yönelik bütün baskılarla karşı karşıya kalmasına rağmen yaptı.

Bütün bu süreçlere rağmen bu yolculuğun sekteye uğramasına izin vermedi.

Şimdi dünyanın nasıl bir yeni şekillenmeyle karşı karşıya olduğuna bakalım ve Türkiye’nin bugün ulaştığı bu noktaya ulaşmamış olduğunu düşünelim. Türkistan’dan Orta Doğu’ya, Akdeniz’den Afrika’ya, Balkanlar’dan Batı’ya doğru uzanan bu hikâyenin şekli, formatı nasıl olurdu?

Yeni dünya düzeni şekilleniyor ve Türkiye, kendi hinterlandında yeniden söz sahibi olma imkânını yakalamak için bütün kapasitesini masaya yatırıyor.

Bugün ortaya çıkan tabloyu değerlendirirken, Türkiye’nin attığı bu adımların yalnızca bugüne değil, şekillenmekte olan yeni dünyanın nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağına da ilişkin olduğunu görmek gerekiyor. Çünkü yeni dünya düzeni şekillenirken Türkiye, kendi tarihî çevresinde ve etki alanında yeniden söz sahibi olabilmenin imkânlarını yakalıyor...

Kimse bu imkânları Türkiye’yi sevdiği için vermiyor.

Türkiye; oluşturduğu şartlarla, ortaya koyduğu kapasiteyle ve geliştirdiği kabiliyetlerle, herkesi bu yeni gerçeklikle yüzleşmek ve Türkiye’nin ağırlığını hesaba katmak zorunda bırakıyor.

Demem o ki, Erdoğan 25 yıldır öylesine kapsamlı ve "devrim" niteliğinde bir siyaset inşası gerçekleştirdi ki, bugün ortaya çıkan Türkiye gerçeği artık göz ardı edilemiyor.

Devrim niteliğinde projeler… Değişim… Dönüşüm… Ve güçlü Türkiye fikrinin motoru…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderliğini yaptığı siyasi hareket ve AK Parti ile çeyrek asırdır milletin taleplerini dinleyerek, millî hafızanın hatırlattığı değerleri siyasetinin motivasyonuna dönüştürerek Türkiye’yi geleceğe hazırlıyor.

Sorunlar bitti mi? Elbette hayır... İnsan olduğu sürece ne sorunlar biter ne de eksikler tükenir. Asıl önemli olan, karşılaşılan her yeni soruna çözüm üretebilme yeteneğinin tükenmemesidir...

Yeni söz, yeni fikir ve yeni projeler üretebilen bir akıl var olduğu sürece ve millî hafızaya sadakat devam ettiği sürece siyaset sonuç alır.

Sanırım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başarılı kılan en önemli unsurlardan biri de tam olarak budur.

Köklerini unutmadı. Değişimi hayat felsefesi hâline getirdi. İnancından ve istikametinden zerre kadar ayrılmadı. Millete ve devlete hizmet anlayışını bir siyaset söylemi olmaktan çıkarıp hayat tarzı hâline getirdi...

İşte bu nedenle Erdoğan’ın 25 yıllık siyasi yürüyüşü, yalnızca bir iktidar hikâyesi olarak okunamaz.

Bu hikâye; değişimin, dönüşümün, öz güvenin, tarihî hafızanın ve yeniden büyük düşünme iradesinin hikâyesidir.

Ve belki de en önemlisi, bu yürüyüş henüz tamamlanmış değildir.

Türkiye yeni bir dünyanın eşiğindeyken, Erdoğan’ın 25 yıldır inşa ettiği siyasi mirasın bundan sonraki dönemde nasıl bir sonuç üreteceğini tarih gösterecek.

Sayın cumhurbaşkanımızın günümüzde gerçekleştirdiği devrimler, gelecek nesillere ilham kaynağı olacak.
Ve Erdoğan, bugünün ötesinde, gelecek nesillere de örnek olacak "devrimci" bir lider olarak tarihteki yerini alacaktır."

Kaynak: https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/sevil-nuriyeva/devrimin-ismi-erdogan-1809285

Yorum Yazın