SDG aldığı bu kararla askeri, güvenlik ve idari tüm yapılarının Suriye Ordusu'na ve devlet kurumlarına entegre edilmesini kabul etmiş oldu. Ayrıca, kontrolündeki sınır kapılarını, havalimanlarını ve petrol sahaları gibi stratejik kaynaklarını da doğrudan Şam merkezi yönetimine devretti.
"Terörsüz Türkiye" sürecinin önemi bir kez daha anlaşılmış oldu. Ne ülke içinde ne de komşularımızda terör yapılanmalarına izin verilmeyeceği bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından katî bir surette ifade edilmişti. İşte bugünlerde bu kararlı duruşun müsbet neticeleri alınıyor.
Başkan Erdoğan "Yeni Türkiye"nin stratejisini, "Türkiye savunma pozisyonundan çıkıp taarruz pozisyonuna geçmiştir." diyerek açıklamıştı. Bu söz üzerinden neredeyse 10 sene geçti. 2020 senesinde "Taarruz barışı getiriyor" (https://m.star.com.tr/yazar/taarruz-barisi-getiriyor-yazi-1508015/) başlıklı yazımın sonunda şu tespiti yapmıştım: "Birilerinin çizdiği sun'î sınırlara kendilerini gönüllü olarak hapsedenlerin "Orada ne işimiz var, şurada ne işimiz var" demelerinin şimdiye kadar ne ülkeye ne de dünyaya bir faydası olmadı. Ateşe kaynağında müdahale etmek yerine kapımıza kadar gelmesini beklemenin ne kadar mânâsız olduğu da Türkiye'nin son hamleleriyle görüldü. Başkan Erdoğan'la birlikte değişen devlet anlayışıyla Türkiye barışın anahtarı olan bir ülke oldu."
SDG'nin kendini feshetmesinin ardından, kendilerini Atatürkçü/Kemalist/Ulusalcı olarak tanımlayan emekli subayların medyadaki geçmiş konuşmaları gündeme geldi. Hepsi de SDG'nin silah bırakmayacağını, ABD ve İsrail'in buna izin vermeyeceğini, Türkiye'nin Suriye'de olmaması gerektiğine dair konuşmuşlar. Mezkûr zevatın bu söylemleri sosyal medyada alay konusu oldu.
Bunlara kalsa, sınırımızda ABD/İsrail güdümünde bir devletçik kurulması işten bile değil. "Eski Türkiye"de olduğu gibi, gecekondudan hallice karakollarda Müslüman Anadolu'nun evlatları şehit edilmeyi bekleyecekler. Ağızlarından düşürmedikleri o meşhur laf "Tohumlarına para mı saydık!" "Anadolu kadını doğursun dursun işi ne!"
Başkan Erdoğan liderliğindeki "Yeni Türkiye" ise taarruz stratejisiyle sorunu kaynağında çözüyor. Düşman gelsin de öldürsün diye beklemek yok. Terör devleti İsrail'in de korktuğu bu. Bir gün "Yeni Türkiye" ise taarruz stratejisiyle direkt muhatap olacağını çok iyi biliyor.
SDG'nin Ahmed Şara yönetimindeki Suriye'ye katılması başta kendileri olmak üzere insanlık için büyük bir adım. İnsanlığın başına bela olan terör devleti İsrail sorununun çözülmesine bir adım daha yaklaşılmış oldu, hayırlı olsun.
Star, 28 Ağustos 2026.


