Özay Şendir: İspanya düğümünün mavi-beyaz iplikleri...

0
Özay Şendir: İspanya düğümünün mavi-beyaz iplikleri...
"İbrahim Anlaşmaları imzalandığından beri Fas ile İsrail ilişkileri gelişiyor. İsrail’i tanıyan ve askeri, ekonomik ilişkiler kuran, İsrail’den savunma ve saldırı sistemleri satın alan Fas’ın amacı, Batı Sahra konusunda sorun yaşadığı, İsrail’i tanımayan Cezayir’den askeri ve diplomatik olarak güçlü olmaktı."

Milliyet Gazetesi yazarı Özay Şendir bugünkü yazısında, Fas Kralının İsrail ile olan ilişkisi üzerinden İspanya'ya yönelik göç saldırısını yazdı:

"Fas, tarihinde ilk kez İspanya’ya göç akını yönlendirmedi.  İspanya, 2021’de Batı Sahra ayrılıkçı lideri Brahim Ghali’nin tıbbi tedavi için ülkeye girmesine izin verdiğinde, Fas da Ceuta sınırındaki kısıtlamalar gevşeterek 8 bin göçmenin İspanyol topraklarına girmesinin yolunu açmıştı.

2021’de kendi politikaları doğrultusunda İspanya’ya göçmen akını başlatan Fas’ın bugün kendi çıkarları için Madrid ile karşı karşıya gelmesi söz konusu değil. Başbakan Sanchez, Mart 2022’de Fas Kralı VI. Muhammed’e gönderdiği mektupla, Fas’ın özerklik teklifini Batı Sahra ihtilafının çözümü için “en ciddi, gerçekçi ve inandırıcı temel” olarak tanıdıklarını ilan etti. O günden beri iki ülkenin ilişkileri gayet iyi durumda. Bu Şubat’ta da Madrid’de toplantılarını yaptılar.

Peki Fas’ı böyle bir adım atmaya iten sebep ne olabilir? Fas, sembolik değil gerçek anlamda monarşiyle yönetilen bir ülke. Kral, Aralık 2020’de İbrahim Anlaşmalarına katılma kararı aldığında önce ABD sonra da İsrail, Fas’ın Batı Sahra bölgesi üzerindeki haklarını resmen tanıdılar. Washington aynı zamanda Fas’ın, İspanya’nın  toprağı olan Ceuta ve Melilla üzerindeki hak iddiasına verdiği destek oldu. ABD Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi,  İsrail lobisinin önde gelen isimleri ve Cumhuriyetçi Temsilci Mario Diaz-Balart bu desteğin başını çeken isimler oldular.

İbrahim Anlaşmaları imzalandığından beri Fas ile İsrail ilişkileri gelişiyor. İsrail’i tanıyan ve askeri, ekonomik ilişkiler kuran, İsrail’den savunma ve saldırı sistemleri satın alan Fas’ın amacı, Batı Sahra konusunda sorun yaşadığı, İsrail’i tanımayan Cezayir’den askeri ve diplomatik olarak güçlü olmaktı. Bu pragmatik siyaset anlayışı Fas sokaklarında on binler Gazze’deki soykırımı protesto eder, İsrail ile diplomatik ilişkinin kesilmesini isterken, Kral ve ona bağlı Hükümet ilişkileri ilerletmekten geri durmadı.

Kudüs komitesi başkanı ve İsrail müttefiki...

İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı resmi bir kurum olan Kudüs Komitesi’nin varlığından çoğumuz haberdar değiliz. Bu komite 1975’te kuruldu, amacı İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirme politikasına karşı çıkmak, şehrin İslami ve tarihi kimliğini korumaktır. Komitenin kararlarını uygulamak ve doğrudan fon aktarımı yapmak için kurulan Beyt Mal Al-Quds Ajansı da Fas’ta faaliyetlerini yürütmektedir. Fas Kraliyet Ailesi bu komiteye başkanlık eder, mevcut Kral da görevi 1999’da tahta geçtiğinde babasından devir almıştı. Müminlerin Komutanı unvanına sahip olan Fas Kralı için bu unvan İslam dünyasındaki dini liderlik iddiasını perçinleyen bir unvandır.

İsrail’in Kudüs’ü başkent yapma kararı ve taşınan büyükelçilikler döneminde bu komite ne yaptı, orası pek belli değil ama Fas bugün Gazze için oluşturulacak Uluslararası İstikrar Gücüne katılacak ülkelerden birisi durumunda. Fas Kralı, Kudüs Komitesi Başkanlığı’nı Tel Aviv üzerinde baskı yaratan bir diyalog kapısı olarak sunmaya çalışıyor.

Fas Kralı’nın İsrail ile görünen ilişkisi yok. Hatta Kraliyetin en büyük holdingi Al Mada da İsrail şirketleriyle doğrudan bir ilişki kurmuyor. Buna karşın Fas, İsrail’den sadece devasa silah ithalatı yapmıyor, çeşitli şirketler aracılığıyla ortaklıklar kuruyor.

İspanya neden hedef oldu?

İsrail’in Gazze’deki soykırıma karşı çıkan İspanya’dan hiç hoşlanmadığı sır değil. Trump da İran’a saldırının başladığı günden beri üsleri kullandırmayan Sanchez Hükümeti’ne karşı. İki ülke de Mayıs 2027’deki seçimlerde Sanchez’in kaybetmesini istiyorlar. Peki bu inanılmaz göç dalgası sadece bu iki ülkeyle anlatılabilir mi?

Doğruyu bulmak adına İspanyol Yüksek Mahkemesi’nin Afrika’daki iki İspanyol şehrine denizden ulaşan göçmenlerin geri gönderilmesini kısıtlayan kararını da konuşmak lazım. Bu karar Fas’ta denizden gelenlerin hemen geri gönderilmeyeceği algısına yol açtı. Bu etkiyi mutlaka dikkate almamız lazım ama bu Fas devletinin bu göç hareketine destek verdiği iddialarını açıklamak için yeterli değil.

Sadece ABD ve İsrail değil Fransa’yla da pragmatik ilişkiler kuran bir ülke Fas. Bir yandan Sanchez’i zor durumda bırakırken diğer yandan AB ile ilişkilerde Brüksel’i göçmen kartıyla terbiye etmeye çalışıyor olabilir.

İsrail parmağının işareti mrs. Pfızergate...

Bu noktada aydınlatıcı olan gelişme Avrupa Birliği’nin tepkisi ve Pfizergate Skandalı’nın hala başını ağrıttığı AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in tepkisi oldu

2021’nin Ekim ve Kasım aylarında Belarus’tan 40 bin göçmen Polonya’ya geçmeye çalıştı. Polonya sınıra asker yığdı, dikenli teller çekti.  AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ve tüm ekibi Belarus’u Rusya adına hibrit bir savaş yürütmekle suçlamıştı. Bir günde on binler AB topraklarına geçmesine rağmen Ursula von der Leyen, nasıl yumuşak, nasıl herkesle birlikte çalışmaya hazır, mesajları göz yaşartıcı.

AB Komisyonu Başkanı Alman vatandaşı, Almanya, AB’nin İsrail’e yapıtım uygulamasını engelleyen, silah veren, savaş gemilerini finanse eden ülke. AB Komisyonu Başkanı’nın bu kadar alttan alması demek bu toplu göç işinde İsrail parmağı olduğunun bir numaralı kanıtıdır.

AB Komisyonu Başkanı, Pfizer CEO’su Albert Bourla arasında, KOVID-19 aşı tedariki için yapılan milyarlarca avroluk gizli mesajlaşmaları mahkeme kararlarına rağmen asla açıklanmadı. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkesini sakız gibi çiğneyebilen Komisyon Başkanı’nı Fas’a karşı bildik tutumunun tekrarlamamasının ardındaki motivasyon, düğümdeki mavi-beyaz ipliklerden kaynaklanıyor olabilir. Dikkatle takip etmek lazım..."

Yorum Yazın