Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok bugünkü yazısında, Avrupa'da Türkiye karşıtı açıklamaları değerlendirdi:
"Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in, Türkiye'nin Rusya ve Çin'le birlikte Avrupa'yı etkisi altına alacağı yönündeki uyarısının bir dil sürçmesi olduğuna inanmamızı istiyorlar.
Ciddiler de.
Oysa Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Atina'da "Yunanistan'ın egemenliğine Ege'de meydan okunması hâlinde Fransa'nın ne yapacağı?" sorusuna verdiği şu cevap bile başlı başına Leyen'in Avrupa'nın kolektif bilinçaltını açık ettiğinin kanıtı:
"Burada olacağız. 2021 yazında ne yaptığımıza bakarsanız, Kıbrıs'ta birkaç hafta önce ne yaptığımıza bakarsanız, benim için dostluğun tanımı budur. Bahsettiğiniz meşhur Fransa-Yunanistan ittifakı budur. İttifak ve dostluk çok basit bir şeydir. Yatağa gittiğin zaman, dostunun yarın ne yapacağını sormazsın kendine. Bunu bilirsin. Egemenliğinize meydan okunursa kendiniz için ne yapmanız gerekirse yapın, biz burada olacağız."
Ortada yeni bir durum yok.
Macron sözünü ettiği yıllarda Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetlerine karşılık "Türkiye artık bu bölgede ortak değil... Avrupa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hükümetine karşı net ve kararlı olmalı" demişti.
Ukrayna savaşının arifesinde de Türkiye-Rusya güç mücadelesine karşı Avrupa'nın yetersiz kaldığını belirtip AB'yi Türkiye'ye yaptırım uygulamaya çağırmıştı.
Peki amaçları ne?
Fransa'nın ve diğer Avrupa devletlerinin askeri açıdan kendine hayrı yok. Rusya alayını Ukrayna cephesinde tespih gibi dizmiş durumda.
E Türkiye'de de sözlerini dinleyecekleri iktidara getiremedikleri için Atina'nın sırtını tapışlıyorlar. "Gelin sizi Rus tehdidine karşı nükleer şemsiyenin altına alalım" diyorlar.
Macron, Atina'da söylediklerinin aynısını geçen gün Rum kesiminde de tekrarladı. "Kıbrıs saldırıya uğradığında saldırılan Avrupa'dır. Fransa, Kıbrıs'ı sever. Zor zamanlarda yanınızda olmak bizim rolümüz" dedi.
Ardından da "Status of Forces Agreement" yani SOFA kapsamında Fransa'nın Rum kesimindeki askeri varlığını kalıcı hâle getireceğini duyurdu.
Neyin hazırlığının yapıldığını görmemek için ya kör olmak lazım ya da Macron'un "Abilik yaparız" vaadi üzerine zil takıp oynayan Yunanistan gibi çaresiz..."


