Marmara Denizi’nde mikroplastik alarmı: 2000’lerden bu yana belirgin artış

0
Marmara Denizi’nde mikroplastik alarmı: 2000’lerden bu yana belirgin artış
TÜBİTAK destekli kapsamlı araştırmada, Marmara Denizi’ndeki mikroplastik kirliliğinin 2000’li yıllardan itibaren belirgin şekilde arttığı ve bazı bölgelerde yaklaşık üç katına çıktığı tespit edildi. Çalışma, deniz tabanındaki sediment katmanlarında kirliliğin tarihî izini ortaya koyuyor.

Marmara Denizi’nin kirlilik geçmişini ortaya çıkarmayı amaçlayan TÜBİTAK 1001 destekli projede ilk sonuçlar açıklandı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çalışmada, deniz ekosistemindeki mikroplastik yoğunluğunun son yıllarda ciddi şekilde arttığı belirlendi.

Araştırma kapsamında Marmara Denizi’nin 14 farklı noktasından alınan deniz tabanı sediment örnekleri incelendi. Sediment katmanlarında yapılan analizlerde mikroplastik dağılımı, kirletici yükü ve radyoizotop tarihlendirme sonuçlarına ilişkin ilk bulgular elde edildi.

İlk değerlendirmelere göre, 2000’li yılların başından itibaren mikroplastik kirliliğinde belirgin bir yükseliş eğilimi görülürken, bazı bölgelerde bu artışın yaklaşık üç katına ulaştığı tespit edildi.

Proje yürütücüsü tarafından yapılan açıklamada, Marmara Denizi’nin yoğun nüfus, sanayi ve tatlı su girdileri nedeniyle özel bir araştırma alanı sunduğu belirtilirken, özellikle İzmit Körfezi ve Çınarcık Çukuru gibi bölgelerde dikkat çekici kirlilik seviyelerine ulaşıldığı ifade edildi.

Araştırma kapsamında ODTÜ’ye ait Bilim-2 araştırma gemisi kullanılarak deniz tabanından alınan 40 ila 50 santimetrelik sediment karot örnekleri incelendi. Elde edilen verilerde, mikroplastiklerin zaman içindeki birikimi katman katman analiz edildi.

Çalışmalarda dikkat çeken bir diğer bulgu ise 1999 Gölcük Depremi’ne ait izler oldu. Deprem dönemine karşılık gelen sediment katmanlarında plastik yoğunluğunda artış tespit edilirken, bunun karasal kaynaklı kirleticilerin deniz tabanına taşınmasıyla ilişkili olabileceği değerlendirildi.

Araştırmacılar, sediment kayıtlarının yalnızca plastik kirliliğini değil, aynı zamanda bölgedeki büyük ölçekli doğal olayların deniz ekosistemi üzerindeki etkilerini de ortaya koyduğunu belirtti.

Mikroplastiklerin türlerine ilişkin yapılan ilk incelemelerde ise parçacıkların yaklaşık yüzde 94’ünün fiber (lif) yapıda olduğu tespit edildi. Bu liflerin büyük bölümünün sentetik tekstil ürünlerinden kaynaklandığı, çamaşır yıkama süreçleri ve arıtma sistemlerindeki yetersizlikler nedeniyle denize ulaştığı ifade edildi.

Proje ekibi, polimer analizlerinin tamamlanmasıyla birlikte plastik türleri, sanayi faaliyetleri ve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkinin daha net şekilde ortaya konacağını belirtti. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında metal kirliliği ve farklı kirletici türlerine yönelik analizlerin de sürdürüleceği bildirildi.

Bu haber TRT’den istifadeyle yapılmıştır.

Yorum Yazın