Bayramlaşmada Kılıçdaroğlu partililere seslendi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
"Bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum. Ben kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, ben sizlere bakarken adalet yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben hak hukuk adalet mücadelesinde vatanperver Cumhuriyet Halk Partilileri görüyorum. Ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin, hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum.
Ben bugün çok açık konuşacağım. ifade edeyim. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden.
Biliyorsunuz, 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki başımızın üstüne, Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik. Ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir; Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu her hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlâki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Soruyorum size biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? (Yuhlayan vatandaşlara) Yuh yok yok arkadaşlar. Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap. Herkes bunu bilsin.
Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru hukuk. lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından hesap uzmanlığından genel müdürlüğe milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim Bundan sonra da bundan sonra da açıkça söylüyorum yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim. Benim hayatım ortada. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım. Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başlı olmak üzere, hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı en ufak teması olmamış anlı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda.
"HAİN' DİYE BAĞIRANLARI DUYDUM"
Utandıracak, sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum; Benim tek odağım vatandır ve Türkiye'dir. Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Değerli yol arkadaşlarım ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür... 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletinin yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Duydum kardeşlerim duydum. Birilerinin siparişleriyle birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış, bu adama 'hain' diye bağıranları duydum.
Onlara o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum; Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk. milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun 'a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe diban duranların bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Çaba, bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin kendi korkularının tecellisidir.
"SİZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM, BENİ AFFEDİN"
Şimdi müsaade edin ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz bu yaşlı adam sizinle tam bu noktada tarihi önünde açıkça helal etsin. Benim bu millete bu aziz millete bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum."


