İsmail Kılıçarslan: Türkiye'deki İran aparatları hâlâ analiz kasıyorlar

0
İsmail Kılıçarslan: Türkiye'deki İran aparatları hâlâ analiz kasıyorlar
"İran, “ortak İran ordusu” işini denedi biliyorsunuz. Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, hatta Nijerya’da aynı anda hareket etme kabiliyetine sahip olmasını umut ettiği silahlı güçlerle “büyük İran projesi”ni denedi. Günün sonunda çalışmadı o proje ama İran’ın denediğini Müslümanlardan esirgeyen İran aparatları hâlâ analiz kasıyorlar."

Yeni Şafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan bugünkü "Eski kafa bir romantiğin bazı çözüm önerileri" başlıklı yazısında, Mekke Anlaşması'na karşı olan Türkiye'deki İrancıların komplo teorilerinin saçmalıklarını yazdı: 

"Bir anlığına diyelim ki memleketteki İrancılar, Fetöcü hainler ve Turan Çömez haklı. Mekke Anlaşması, ABD’nin isteği ve hatta emriyle, ABD’nin bölgedeki çıkarlarının sürmesi, sürdürülmesi için, Türkleri, Arapları ve Urduları emperyalist dünyanın hizmetçisi haline getirmek için imza edilmiş olsun. Hatta İsrail, her düzeyde yöneticisi ile yaptığı Mekke Anlaşması karşıtı açıklamaları bu durumu dünyaya çaktırmamak için yapmış ve hatta bunu da Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusuyla yerine getirmiş olsun. Eli artırayım yahu. Mekke Anlaşması, emperyalizme karşı tek başına direnen(!), Filistin’in hamisi(!), Müslümanların yılmaz savunucusu(!) İran’ın elini kolunu bağlamak, hatta İran’ı haritadan silmek için kurulmuş olsun.

Bütün bu fantastik önermeleri ya da çıkarımları tarihe gömecek birkaç cümleye ihtiyacı olurdu İran’ın bu durumda: “Ben de bir Müslüman ülkeyim, Mekke Anlaşması’nın Müslüman ülkelere davetine icabet ediyorum. Ben de anlaşmanın tarafı olmak istiyorum.”

İki şeyden biri olabilirdi bu durumda. Ya Türkiye, Suud ve Pakistan “eyvah, yakalandık” der ve Mekke Anlaşması’nın İran’a karşı yapılan bir hamle olduğu ortaya çıkardı ya da İran kendisine muazzam bir savunma mihveri bulurdu.

Ben eski kafa bir romantiğim. Öyle girdili çıktılı, alengirli işlerden pek anlamam. Kavga dediğinin meydanda, yumruk yumruğa verilmesinin doğru olduğunu düşünürüm. Modern rafizi akılla anlaşamama nedenim de biraz bununla ilgilidir hatta. Ajandasını, niyetini, gerçek amacını asla bilemem modern rafizi aklın. Neyse, konumuz bu değil.

Mekke Anlaşması, anlaşmanın hayata geçirilme nedenlerinden bağımsız olarak söylemem gerekirse, işlerse orta-uzun vadede Müslümanlara hayırdan başka bir şey getirmez. Rahmetli Erbakan’ın “ortak İslam ordusu” diyerek zihnime kazıdığı o ülkünün ete kemiğe bürünmüş başlangıcıdır Mekke Anlaşması.

İran, “ortak İran ordusu” işini denedi biliyorsunuz. Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, hatta Nijerya’da aynı anda hareket etme kabiliyetine sahip olmasını umut ettiği silahlı güçlerle “büyük İran projesi”ni denedi. Günün sonunda çalışmadı o proje ama İran’ın denediğini Müslümanlardan esirgeyen İran aparatları hâlâ analiz kasıyorlar. Bu bile başarıdır onlar açısından.

Hadi bir fantastik düzlem daha kurayım. Bu anlaşma ABD’nin ve emperyalizmin lehine bile imza edilmiş olsa, bu anlaşmayı ABD ve İsrail imza ettirmiş bile olsa Mekke Anlaşması hakkındaki fikrim değişmez. Niçin? Çünkü yarın düzlem, konjonktür, şartlar, liderler değişir ve Mekke Anlaşması sözgelimi emperyalist Hindistan’ı, sözgelimi soykırımcı Siyonist İsrail’i durdurabilecek bir işlev görebilir.

Dolayısıyla şu noktada olması gereken Mekke Anlaşması’nın Irak’a, Yemen’e, Ürdün’e, Bangladeş’e, Afganistan’a, İran’a ve diğer Müslüman ülkelere de sirayet etmesidir. Dünyadaki bütün Müslüman ülkeleri kapsayan bir savunma mihverinin Müslümanların ne işine yarayacağı çok açıktır zira.

Örneğin Azerbaycan Ermenistan’dan hakkını alırken bir Müslüman ülke olarak İran’ın Ermenistan’a destek olmasına engel olmak az işlev değildir. Örneğin ABD İran’ı vururken Körfez’de bir Arap ülkesinin ABD’den yana tavır almasına engel olmak az işlev değildir. Örneğin Gazze’de, Batı Şeria’da bir daha kan akmamasını temin etmekte kritik rol oynamak az işlev değildir. Örneğin Suriye’de zalim Esed köpeği halkına zulmederken bu zulme daha başlangıçta engel olmak az işlev değildir.

Dolayısıyla Mekke Anlaşması’nın dalga dalga tüm İslam ülkelerine yayılmasını sağlamak ve -o saçma sapan iddianın varsayımına göre konuşacak olursak- varsa bu anlaşmanın üzerindeki emperyalist gölgeyi kaldırmak bütün Müslümanların asli hedeflerinden biri olmalıdır ki gelecek hakkında umudumuzu sürdürülebilir halde tutalım.

Yaşasın İslam ümmetinin birliği. Yaşasın bu konuda atılan her adım."

Yorum Yazın