Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan bugünkü "Bazı basit gerçekler" başlıklı makalesinde, sokak köpekleri üzerinden oluşturulan rantın büyüklüğünü ve bunun Türkiye'deki tesirini yazdı.
"1. Hayvanlar canlıdır, “can” değildir. Hayvanlara “can” statüsü verilen tek ülke olabiliriz. Bu, hayvanlara hakları verilmesin demek değildir. Hayvanların hakları elbette vardır, olmalıdır, tanımlanmalıdır. Bir sokak köpeğinin en önemli hakkı da ürememesini, sokakta olmamasını temin etmek olmalıdır.
2. Modern hayvanseverlik bir tür sapma, hatta neredeyse bir sapkınlık biçimidir. Hayvana insandan çok ihtimam göstermek, sokak köpekleri çocuklarımızı yerken çocuklarımızın değil köpeklerin yanında durmak sevgiyle değil, psikiyatrik sapmayla izah edilebilir ancak. Meraklısı “modern hayvanseverlik” kavramının ne menem bir şey olduğunu Mustafa Merter hocanın yazdıklarından okuyabilir.
3 .Sokak köpeklerinin insan öldürmesi sınıfsal bir sorundur. İstanbul’un Etiler’inde, Ankara’nın Çankaya’sında, üst sınıfın çençen ederek savunduğu sokak köpekleri alt sınıfın çocuklarını yiye yiye, ısıra ısıra öldürmektedir. Ve bu son derece sınıfsal bir durumdur.
4. Mama lobisi vardır ve kârlılık için değil Hamza’nın, anasının bile köpekler tarafından yenilmesine gıkı çıkmaz. Çünkü şu an 2 milyar dolar olan “mama-yem pastası”, işler bu lobinin istediği gibi giderse 2036’da 6 milyar doları geçecektir ve bu rakamın sadece yüzde 15’i “evde bakılan ev hayvanları” için harcanacaktır. Yani mama lobisinin kârlılığına devam etmesi için sokaklarda kedi-köpek olmalıdır. Bu, hayvanseverlikle değil, kapitalist sürdürülebilirlik ve kâr hırsı ile ilgilidir.
5. İnsan lobisi yoktur. Çünkü insanın canı parayla değildir. Dolayısıyla mama lobisinin vicdansız kâr hırsı, dolandırıcı hayvan STK’ları falan “kamuoyu satın alması” yapmakta, haber sildirilebilmekte, vali sindirebilmektedir. İnsanı savunan ise sadece feryat ve sabır yolunu seçebilmektedir.
6. Doğru. Türkiye’de mama sektörünün en büyük iki firması doğrudan Siyonizm’i destekleyen, içinde İsrail’in de sermayesi olan firmalardır.
7. Doğru. Kamu imkanlarıyla bakılan bir köpeğin yıllık maliyeti 50 bin lira düzeyindedir. Ortaokul çocuklarına ücretsiz yemek veremeyen bir ülkede yıllık maliyeti 50 bin lira olan bir köpek bakımı lüks bile değil, israftır. Bunun yolu, kamunun arazi göstermesi, bakımınsa her şeyiyle denetlenen hayvan dernekleri tarafından yapılmasıdır. Hayvan derneklerine yapılan bağışların vergiden düşmemesi de sağlanmalıdır. Bakalım kimler sokak köpeklerini “can” sayıyormuş.
8. Doğru. Modern hayvanseverlikle doğurganlık arasında anlamlı bir bağ vardır. Evcil hayvan pazarı ne kadar güçlü olursa doğurganlık o derece düşmektedir. Dahası kedileri hakkında “ben doğurdum” diyen kadınların annelik, “ben babalarıyım” diyen erkeğin de babalık salahiyeti yoktur.
9. Doğru. Mama lobisinin etki ve PR gücüne rağmen gelen her ölüm haberinde sokak köpekleri meselesinde insanı savunan kişilerin sabırları biraz daha tükenmektedir.
10. Doğru. Bu kişiler en çok kendilerini temsil etmek yerine sanki biz hayvan sevmiyormuşuz gibi “ben de hayvan severim” diyerek mama lobisine, seküler azgınlığa yanlayan güya “bizim” vekillerimiz, başkanlarımız, bürokratlarımızdır."


