Türkiye, göç yönetiminde yeni dönemin yol haritasını belirlerken düzensiz göçle mücadelede hedefine göçmenleri değil, insan kaçakçılığı organizasyonlarını alıyor.
Yeni Şafak Gazetesi'ne konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi. Göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirten Çiftçi, kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi. Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını belirtti.
Bakan Çiftçi, göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak’a anlattı.
GÖÇ POLİTİKAMIZ İNSANİ VİCDANİ VE HUKUKİDİR
Göç İdaresi Başkanlığı'nın yeni dönem vizyonunda, düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?
Türkiye’nin göç politikası üç temel üzerinde yükselmektedir: İnsani yaklaşım, vicdani yaklaşım ve hukuki yaklaşım. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; medeniyet değerlerimizden güç alan, kamu düzenini ve vatandaşlarımızın huzurunu gözeten bir göç politikası yürütüyoruz. Göç politikamız insani, vicdani ve hukukidir; bu üç temel birbirinden ayrılmaz. Bu meseleyi yeni bir anlayışla ele alıyoruz. Nitekim Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz; kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk: Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet.
DÜZENSİZ GÖÇÜ ROTA OLUŞMADAN DURDURACAĞIZ
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde ne tür adımlar atıyorsunuz?
Öncelikle şunu net biçimde ifade edeyim: Mücadelemizin hedefinde göçmenler bulunmuyor. Biz, insanların çaresizliğini kazanca çeviren göçmen kaçakçılığı organizasyonlarını hedef alıyoruz. Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz. Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, dronlar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız.
GEÇİCİ KORUMA KALICI İKAMETİN ADI DEĞİL
Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken, geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmalarımızı da yürütüyoruz. Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz. İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok.
YENİ HAYATA DA DESTEK OLUYORUZ
Rakamlar da bu yaklaşımın sonucunu gösteriyor. Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder.
SINIRI KORU KAYDI TUT DÖNÜŞÜ DESTEKLE
Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?
Vatandaşımızın bu kaygısını anlıyor ve ciddiye alıyoruz. Meseleyi ne duygusallıkla ne de günü kurtaran söylemlerle ele alıyoruz. Gerçeklerle ve uzun vadeli bir devlet aklıyla meseleye bakıyoruz. Bugün ülkemizdeki Suriyelilerin yaklaşık üçte biri Türkiye’de doğmuştur. Bu tablo, göçün artık yalnızca geçici bir nüfus hareketi olarak değil; uzun vadeli sosyal ve demografik boyutları olan bir mesele olarak masaya yatırmamızı gerektiriyor.
SAĞLAM BİR DENGE KURACAĞIZ
Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.


