On dokuzuncu asrın sonlarında Avrupa’da artan Yahudi karşıtlığı, Siyonist hareketin Filistin merkezli bir devlet hedefini hızlandırdı. Osmanlı yönetimi bu yerleşim faaliyetlerini sınırlamaya çalışsa da savaş koşullarıyla birlikte bölgedeki Yahudi kolonileri genişledi. Haydut Siyonist liderler, Osmanlı’nın çekilmesi halinde Filistin’in yeni bir siyasi düzene gireceğini öngörerek İngiltere ile haşır neşir oldu.
Bu stratejinin sahadaki en kritik araçlarından biri NİLİ oldu. Hayatının çoğunluğunu Osmanlı Suriye’sinde geçiren Aaron Aaronsohn tarafından kurulan örgüt, Osmanlı ordusunun asker sayısından savunma hatlarına, lojistik durumdan moral yapısına kadar geniş bir yelpazede bilgi toplayarak Mısır’daki İngiliz istihbaratına aktardı. Casuslar, gizli deniz temasları, kuryeler, şifreli mesajlar ve yerel iş birlikleriyle bilgileri düzenli biçimde karşı tarafa ulaştırdı.
NİLİ örgütü yalnızca bilgi taşımakla kalmadı; Osmanlı yönetimini uluslararası alanda zor durumda bırakmak amacıyla propaganda faaliyetleri de yürüttü. Tahliyeler, askeri önlemler ve güvenlik uygulamaları dünya kamuoyuna “zulüm” olarak servis edildi ve İngiliz propaganda merkezleri tarafından geniş biçimde kullanıldı. Bugün Gazze’de yaşanan soykırımı “savaş”mış gibi gösteriyorlar; o zaman da böyle yalanlara sarıldılar.

Osmanlı Devleti ise cephe gerisinde büyüyen bu tehdide karşı istihbarat birimleri kurdu, casusluk yasaları çıkardı ve sıkı güvenlik önlemleri uyguladı. Uzun süren takip ve soruşturmalar sonucunda NİLİ’nin kilit isimleri yakalandı; örgüt büyük ölçüde dağıtıldı. Ancak birçok ajan İngiliz hatlarına kaçmayı başardı ve sonrasında İngiliz ordusuna doğrudan katıldı.
1917’den itibaren İngiliz General Allenby’nin Filistin’deki hızlı ilerleyişinde NİLİ’den gelen istihbaratın belirleyici rol oynadığı İngiliz askeri kaynakları tarafından da açıkça kabul edildi. Bugün Gazze’deki İsrail’in soykırımında üç maymunu oynayanlar aslında suça tarihî olarak da ortaklar.
Savaş sonrası süreçte İngiltere’nin Filistin’i manda yönetimine alması ve Yahudi yerleşimlerine kapı açması, Siyonist hareketin savaş boyunca verdiği desteğin siyasi karşılığı oldu. NİLİ’nin kurucuları İsrail tarihinde “ulusal kahramanlar” olarak anılıyor.


