Hiroşimadan Gazze’ye uzanan bir ders: Adalet yoksa barış da yok!

0
Hiroşimadan Gazze’ye uzanan bir ders: Adalet yoksa barış da yok!
Dr. Shahd Abusalama, Gazze doğumlu Filistinli bir akademisyen ve yazardır. Cibaliye Mülte-ci Kampı’nda büyümüş, uzun yıllar İngiltere’de eğitim alıp çalıştıktan sonra 2024’te ailesinin Gazze’den zorla yerinden edilmesinin ardından Barselona’ya taşınmıştır. Shahd Abusala-ma’nın “Hiroşimadan Gazze’ye uzanan bir ders: Adalet yoksa barış da yok!” başlıklı yazısını tercüme ettik.

2008 yılında İsrail Gazze’ye “Dökme Kurşun Operasyonu”nu başlattığında 17 yaşındaydım. Lise bitirme sınavları için deneme testleri çözerken cehennemin kapıları açılmış gibiydi.

Yirmi iki gün boyunca Gazze karadan, denizden ve havadan bombalandı. Uluslararası basına kapatılmıştık. Yardım adı altında ülkemiz, silahların denendiği ve bedenlerin yok edildiği bir laboratuvara dönüştürülmüştü. Dünya ise yeni yıl kutlamalarıyla meşguldü.

Bu saldırı hayatımda bir dönüm noktasıydı. İlk kez yaşamıyordum ama artık bunun 1948’den beri süren sistematik bir etnik temizlik politikasının parçası olduğunu anlayacak yaştaydım.

O dönemdeki suçları inceleyen Goldstone Raporu, İsrail’in sivilleri ve sivil altyapıyı bilinçli olarak hedef aldığını ve bunun bugün de cezasız biçimde sürdüğünü ortaya koymuştu.

İki İntifada yaşamıştık ama o kışın vahşetine hiçbir şey hazırlamamıştı bizi.

Evimiz yerinden edilmiş aileler için bir sığınak oldu. İçlerinde çocukluk arkadaşım Alia el-Hatib de vardı.

5 Ocak 2009’da babası Ali, ailesine erzak almak ve Cebaliye’de evlerini terk etmeyi reddeden yaşlı anne babasını kontrol etmek için çıktı. Bir daha geri dönmedi. İsrail’e ait bir insansız hava aracı saldırısında anında öldürüldü.

Günler sonra komşularımıza evlerimizin hedef alınacağı yönünde tehdit geldi. Ayakkabısız halde sokağa fırladık ve üç gün boyunca başka bir evde korku içinde kaldık.

Bu bir psikolojik savaştı; bombalama hiç gerçekleşmedi.

18 Ocak 2009’da ateşkes ilan edilince evlerimize dönebildik.

Sonra o tuhaf beklenti başladı: “Normal” hayata dönmek. Okula gitmek. Devam etmek.

İsrail çoğu kadın, çocuk ve sivil olmak üzere 1.400’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Bundan sonra nasıl devam edilir?

Ailemin hayatta olmasına tutunmaya çalıştım. Ama ben de öldürülenler arasında unutulmuş bir isim olabilirdim düşüncesinden kurtulamadım.

Sonrasında hayatta kalanlara yöneldim. Babam da onlardan biriydi; İsrail hapishanelerinde 16 yılı aşkın süre tutsak direniş yaşamıştı.

Elimdeki her aracı kullanarak mültecilerin, şehitlerin ve tutsakların hikâyesini dünyaya anlatmaya karar verdim.

On Üç Hiroşima

Japon savaş fotoğrafçısı ve gazeteci Rei Shiva, saldırıların ardından Gazze’ye gelmişti. Kardeşim Majed onun yerel rehberliğini yaptı. Yaklaşık bir ay boyunca El-Saftavi Caddesi’ndeki evimizde bizimle kaldı. Sürekli tehlike ve elektriksizlik içinde hayatlarımızı onunla paylaştık.

On altı yıl sonra bu karşılaşmanın beni Japonya’ya götüreceğini hiç hayal etmemiştim.

Gazze’de süren soykırım ve yarattığı yıkım, ailemde hayatta kalanlar için bir vicdan borcu olarak çalışmama sebep oldu.

2025 yılında yayımlanan kitabımın ardından Rei ve eşi Rena Masuyama beni Japonya’ya konuşmalar yapmaya davet etti.

Gazze’de iki yılı aşkın süren son soykırımın ardından ilan edilen sözde “ateşkes” ortamında Japon Parlamentosu’nda konuşma yaptım. Ayrıca Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nde, Senshu Üniversitesi’nde, sinemalarda ve kültür merkezlerinde etkinliklere katıldım.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından Filistin mücadelesine katılan Japon Kızıl Ordusu’na kadar Japonya uzun süredir hayal dünyamda yer etmişti.

Hiroşima ise beni derinden sarstı ama aynı zamanda tuhaf bir teselli de verdi. Çünkü şehir, 1945’teki Amerikan atom bombasına rağmen insanların küllerinden yeniden doğma iradesinin kanıtıydı.

Hiroşima Barış Anıtı Müzesi’ndeki deneyimim bir başkaydı.

Filistinliler için yok oluş, üzerinde uzlaşılan, anılan, ders çıkarılan bir tarih değildir. Hem geçmişte yaşanmış hem de bugün süren bir gerçektir.

Ne bir yüzleşme vardır,
ne hesap sorulmuştur,
ne de yas tutup yeniden inşa edebileceğimiz bir alan bırakılmıştır.

Sadece hayatta kalma mücadelesi vardır.

Uzmanlar Ekim 2025’te İsrail’in Gazze’ye attığı bombaların, daha küçük ama çok daha kalabalık bir alana on üç Hiroşima’dan fazla yıkım gücü taşıdığını belirtmiştir. Ama Gazze’nin Hiroşima’daki gibi anıtları yoktur. “Bir daha asla” sözü yoktur. Orada işlenen suçların adı yoktur. Hesap veren yoktur. Aksine, suçlular ödüllendirilmektedir.

Ziyaretim sırasında haberlerde Donald Trump’ın Beyaz Saray’da bir Hanuka resepsiyonunda “Golan Tepeleri’nin haklarını İsrail’e verdim” diye övündüğünü izledim. Bunun İsrail’i “trilyonlarca dolar zenginleştirdiğini” söylüyordu.

Japonya’daki davetim ülkenin çelişkilerini de açığa çıkardı.

İsrail büyükelçilerinin her yıl Hiroşima anmasına katılarak “İsrail barış istiyor” mesajı vermesi, Filistinlilerin topraklarını gasp ederek kurulmuş bir devleti normalleştirmektedir.

Üstelik İsrail temel nükleer silah anlaşmalarına dahi uymayı reddetmektedir.

Bu durum, Hiroşima Anıtı’nda yer alan “geçmişin hatalarından ders çıkarma” sözlerine ihanettir.

Buna rağmen yakınlarda yapılan haftalık dayanışma nöbetine katılmak içimi rahatlattı. Aktivistler Japonya’nın İsrail’le askeri işbirliğine karşı protesto düzenliyordu. Özellikle Japon FANUC şirketinin İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems’le bağlantısını gündeme taşıyorlardı.

Orada Filistin kültürü üzerine çalışan ve akıcı Arapça konuşan akademisyen Aoe Tanami ile tanıştım. Bana, 2024’te İsrail’in tedavi için çıkış izni vermemesi nedeniyle kanserden ölen sanat öğretmenim Fethi Ghaben’i tanıdığını söyledi.

Nöbette birlikte Unadikom — “Sana sesleniyorum” — şarkısını söyledik.

Bu an bana mücadelelerimizin ne kadar iç içe geçtiğini hatırlattı. İnsanlığımızın sınır tanımadığını gösterdi.

ABD, Japonya’daki insanlık suçları için hiçbir zaman hesap vermedi. Ardından gelen küresel askeri yıkımlar için de.

Cezasızlık bir gelenek hâline geldi ve bugün Filistin’de de açıkça sürmektedir.

Trump, Netanyahu ve Gazze’yi yok etmeye çalışanlar “yaşanamaz” ya da “çorak arazi” gibi sözler kullanırken, Hiroşima onların yalanına canlı bir cevap olarak ayakta durmaktadır.

Gazze de yeniden doğabilir —
eğer onu yeniden inşa etmemize izin verilirse.

Yorum Yazın