Halime Kökce yazdı: Terörsüz Suriye, terörsüz Türkiye

0
Halime Kökce yazdı: Terörsüz Suriye, terörsüz Türkiye
Star Gazetesi yazarı Halime Kökce bugünkü yazısında "terörsüz Suriye'nin", niçin "terörsüz Türkiye" mânâsına geldiğini anlatıyor.

Değişimin ivmesinin son derece hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. Hem bölgesel hem de küresel ölçekte, kısa, orta ve uzun vadede önemli dönüşümleri tetikleyecek gelişmeler yaşanıyor. Türkiye bu değişimlerin hem bölgesel hem de küresel düzeydeki etki alanı içerisinde yer alıyor.

Yaşananları kısaca özetlemek gerekirse şu tespitleri yapmak mümkündür:

-Trump başkan seçildiği için ABD ve dünya bu hâle gelmedi. Dünya artık eski dünya olmadığı için Trump seçilebildi.

Trump, ABD için bir fırsat. Çin tehdidini yönetilebilir bir boyuta getirene kadar her türlü haydutluğu yapacak ve kimse ses çıkaramayacak. ABD'nin bozulan imajını bir Demokrat gelir, toparlar nasıl olsa!

Trump, Ortadoğu'da barış yapıcı rolü oynarken, Pasifik komşusu olan Çin'i sınırlandırmak adına yakın çevresine şahin kesiliyor. Venezuela'da yaptığı haydutluğa kimsenin ses çıkarmaması, yeni bir ABD hegemonyasının miladı sayılabilir. Grönland'ı satın almak istemesi ise şimdilik kulağa absürt gelebilir ama çok muhtemel onu da yapacak. "Maduro da kötü adamdı, bir bakıma iyi oldu" diyen Avrupalı liderler de Trump'ın NATO üyesi bir ülkenin toprağına çökme girişimini "olgunlukla" karşılayacaktır.

ABD, enerji kaynaklarını ve yeni teknolojinin benzini sayılan nadir toprak elementlerini ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyor. Bu yüzden "bedava mı istiyoruz, parasıyla" kafasında davranıyor.

-Suriye'de olanlara bakalım bir de; Suriye Ordusunun 48 saat içinde YPG'yi Halep'in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarması bir başlangıçtı. Nitekim devamı geldi; Deir Hafer'den de çıkartılan YPG güçleri böylece Fırat'ın doğusuna geçmiş oldu. Çok zamandır duymadığımız bir ifadeydi "Fırat'ın doğusu". Ama 2015–16 civarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dönemin ABD Başkanı Obama'ya en çok söylediği şeylerden biriydi. YPG'nin Fırat'ın batısına geçmesine müsaade etmeyin, demografiyle oynamasına izin vermeyin diye defalarca uyarıda bulunuldu.

ABD'li Demokratlar İran ve YPG'den yana bir politika izledikleri için YPG'yi gün gün büyüttüler ve SDG kıyafetiyle Arap yoğun bölgelere girmesine izin verdiler. Şimdi ise gün gün çekilme zamanı.

Günün sonunda YPG, Rakka ve Deyrizor'u da bırakmak zorunda kalacak. Hatta SDG'den kopuşlar başlayacak.

-Suriye Devlet Başkanı Şara'nın açıkladığı kararnamenin içeriği, YPG'nin Kürtlerin temsilcisi olduğu iddiasını boşa düşürüyor. Kürtlerin yoğun yaşadıkları bölgelerde isteğe göre Kürtçe müfredat uygulanacak olması, Kürtçenin ulusal dil ilan edilmesi, tüm etnik ve mezhebi farklılıklarıyla eşit yurttaşlık temelinde bütünleşmiş bir Suriye devletinden bahsedilmesi, Suriye Kürtlerini sevindirir ancak kendi ideolojik egemenliği peşinde koşan YPG'yi, Suriye'nin parçalanmasını isteyen İsrail'i ve Türkiye'den nefret eden Lindsey Graham gibi neo-conları üzer.

Üzülsünler!

Terörsüz Suriye, terörsüz Türkiye demektir.

-Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Gazze'de güvenliğin sağlanmasından ve yeniden imarından sorumlu olacak Barış Kuruluna kurucu üye olarak davet etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da kurulda üye. Tabii ki Netanyahu ve soykırım kabinesi buna şiddetle karşı çıktı. Türkiye'nin kuruldaki güçlü temsili, Gazze halkının hakları ve Filistin'in geleceği için biraz daha ümitli olmamıza vesile olabilir. Kurul üyelerinin önemli bir kısmı iki devletli çözümden yana ve Gazze soykırımı sırasında tepki koymuş insanlardan oluşuyor.

İsrail'i üzen, bizi sevindirir.

Yorum Yazın