Gazeteci Richard Silverstein: Gazze’deki kayıpların gerçek boyutu söylenenden daha fazla

0
Gazeteci Richard Silverstein: Gazze’deki kayıpların gerçek boyutu söylenenden daha fazla
Gazze’de İsrail’in soykırımı sürüyor. Tıp dergisi The Lancet’in ortaya koyduğu veriler, can kaybının açıklanan rakamların çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Gazeteci Richard Silverstein, bu tabloyu mercek altına alıyor.

İsrail’in Gazze’de yol açtığı yıkımın boyutu, bugüne dek açıklanan resmi rakamların çok ötesinde. Saygın tıp dergisi The Lancet tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma, Gazze’deki ölüm sayısının en az yüzde 50 oranında eksik hesaplandığını ortaya koyuyor. Bu bulgu, sadece istatistikî bir düzeltme değil; tarihin en ağır insanlık suçlarından birinin gerçek ölçeğine dair sarsıcı bir işarettir.

Araştırma, Gazze’deki 2 bin haneyle yüz yüze yapılan görüşmelere dayanıyor. Bu görüşmelerden elde edilen bilgilere göre, 7 Ekim ile Ocak 2025 arasında Gazze’de toplam can kaybı yaklaşık 90 bine ulaştı. Bu sayıya hem İsrail saldırılarında doğrudan hayatını kaybedenler hem de savaşın dolaylı sonuçları nedeniyle ölenler dahil.

Doğrudan ölümler, İsrail ordusunun saldırıları sonucu gerçekleşen can kayıplarını ifade ediyor. Dolaylı ölümler ise bombardıman ve kuşatma koşullarının yol açtığı sonuçları kapsıyor. Örneğin ağır yaralanıp tedavi edilemeyenler, salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedenler, hamilelik ve doğum sırasında sağlık hizmetine ulaşamadığı için ölen kadınlar ve bebekler ile kronik hastalığı olup ilaç veya tedavi bulamadığı için hayatını kaybedenler bu gruba giriyor. 

Bu orandan hareketle, Ekim 2023’ten Ocak 2026’ya kadar toplam ölü sayısının 130 bine yaklaşmış olabileceği tahmin ediliyor. Bu, Gazze nüfusunun yüzde 4,4’ü demek. Karşılaştırma için: Aynı dönemde İsrail tarafında yaklaşık 2 bin kişi hayatını kaybetti; ölü oranı 65’e 1.

Daha önce Max Planck Institute tarafından yapılan farklı yöntemli bir araştırma da benzer sonuçlara ulaşmış, aynı dönem için 78 bin ölüm tespit etmiş ve Kasım 2025 itibarıyla toplam can kaybını 100 bin olarak öngörmüştü. 

Daha da çarpıcı projeksiyonlar var. Devi Sridhar, University of Edinburgh bünyesindeki küresel halk sağlığı programının başkanı olarak kaleme aldığı değerlendirmede, toplam ölü sayısının 335 bine kadar çıkmış olabileceğini ifade etti. Bu tahminler önceki çatışmalardan yapılan karşılaştırmalı projeksiyonlara dayansa da, ortak noktaları açık: Gerçek bilanço, resmi verilerin çok üzerinde.

Peki sayı 70 bin mi, 130 bin mi, 186 bin mi yoksa 335 bin mi? Rakam hangi seviyede olursa olsun, ortada bir soykırım gerçeği var. Ancak sayılar büyüdükçe, dünyanın sessizliğinin ağırlığı da büyüyor. İnsanlık vicdanî sınavını kaybediyor.

İsrail ve suç ortakları

Bu yıkım, İsrail’in tek başına gerçekleştirdiği bir eylem değil. Yaklaşık 25 milyar dolarlık ölümcül silah akışı; başta ABD olmak üzere Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa gibi Batılı ülkelerin desteği olmaksızın bu ölçekte bir katliam mümkün olmazdı. Silah, diplomatik koruma ve siyasi kalkan bir araya gelmeden, bu denli sistematik bir imha sürdürülemezdi.

İlk iki yıl boyunca İsrail ve ABD, Gazze’deki ölü sayılarının güvenilmez olduğunu savunarak inkâr siyaseti yürüttü. Dönemin ABD Başkanı Joe Biden, Filistinlilerin açıkladığı rakamlara “güvenmediğini” ilan etti. Oysa Gazze Sağlık Bakanlığı’nın metodolojisi ayrıntılı veri toplamaya dayanıyordu.

ABD Kongresi, Dışişleri Bakanlığı’nın Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine atıf yapmasını dahi yasakladı. Amaç açıktı: Filistinli kurbanlara yönelik küresel vicdani tepkinin büyümesini engellemek.

Aynı şekilde, İran’a yönelik tırmandırılan askeri gerilim de Gazze’deki yıkımı gündemden düşürmeye yarayan bir “dikkat dağıtma savaşı” işlevi gördü. Manşetler değiştikçe, enkaz altındaki bedenler görünmezleşti.

Donald Trump tarafından oluşturulan “Barış Kurulu” da bu tabloyu değiştirmedi. Kağıt üzerinde ateşkes ilan edilse de, sözde ateşkesten bu yana 2 bin Filistinli daha öldürüldü. Yeniden inşa için vaat edilen 7 milyar dolar, uzmanların öngördüğü 80 milyar dolarlık ihtiyacın yanında sembolik kalıyor. Dahası, fiziksel yeniden inşa İsrail’in iznine bağlı; geçmiş deneyimler bunun siyasi bir koz olarak kullanılacağını gösteriyor.

“Suçlu, sessiz kalan herkestir”

Gazze’de yükselen rakamlar yalnızca istatistik değil; sistematik bir yok etme politikasının soğuk portresidir. Ve bu portre, sadece İsrail hükümetinin değil, ona silah, diplomasi ve suskunlukla eşlik eden tüm devletlerin hanesine yazılmaktadır. Suçlu, sessiz kalan herkestir.

Tercüme: Ekip Haber

  • Next Social

Yorum Yazın