Forex dolandırıcı şebekesinin parayı İsrail'e aktardığı ve terör devletine kaynak sağladığı tespit edildi

0
Forex dolandırıcı şebekesinin parayı İsrail'e aktardığı ve terör devletine kaynak sağladığı tespit edildi
Türkiye ayağının elebaşları ve çalışma usulleri MİT tarafından deşifre edilen terör devleti İsrail merkezli uluslararası organize forex dolandırıcılığı şebekesinin suçtan elde ettiği geliri İsrail'e aktardığı tespit edildi.

Medyada “Scam Empire” (“Dolandırıcılık İmparatorluğu”) olarak anılan ve zamanla küresel ölçekte bir sektöre dönüşen yapının İsrail bağlantıları ile farklı ülkelerdeki yapılanmaları uluslararası araştırmalara konu oldu.

Bazı İsrailli devlet yetkililerinin oluşturduğu lobilerin dolandırıcılık yapılanmalarını koruduğu ve kamuoyu baskısını göğüslediği; şebeke lehine lobi faaliyeti yürüten bazı kişilerin dolandırıcılık faaliyetlerinde doğrudan ortaklıklarının bulunduğu ifade ediliyor.

Nitekim 2016 yılında İsrail Menkul Kıymetler Otoritesi, ikili opsiyonların İsrail’deki müşterilere sunulmasına onay vermeme kararı aldı. Ancak İsrail merkezli şirketlerin yurt dışındaki müşterilere yönelik ikili opsiyon faaliyetleri aynı yasak ve denetim kapsamına girmedi. 2017 yılında ise İsrail Meclisi, yasağı genişleterek İsrail Menkul Kıymetler Otoritesine yurt dışına yönelik faaliyetler konusunda denetim ve yaptırım yetkileri verdi.

Bu düzenlemelerle birlikte İsrailli dolandırıcılık yapılanmalarının sonraki yıllarda faaliyetlerini farklı ülkelere taşıyarak sürdürdüğü ve uluslararası ölçekte yeni yapılanmalar oluşturduğu tespit edildi. GKRY, Gürcistan, Ukrayna, Belarus, Bulgaristan ve Yunanistan bu yapılanmaların faaliyet gösterdiği başlıca ülkeler arasında yer aldı.

Son dönemde terör devleti İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerginliklerin ardından İsrailli şebekelerin faaliyetlerini Türkiye’ye kaydırma arayışında olduğu MİT tarafından tespit edilerek takibe alındı. Millî İstihbarat Teşkilatının kapsamlı çalışmaları sonucunda, küresel dolandırıcılık şebekesinin Türkiye yapılanması, organizasyon modeli ve çalışma yöntemlerine ilişkin detaylar deşifre edilerek operasyona konu edildi.

PARAVAN ŞİRKETLER, ÇAĞRI MERKEZLERİ VE KATI GİZLİLİK SİSTEMİ

Şebekenin çalışma sistemi, İsrailli dolandırıcılık baronlarının farklı ülkelerde operasyondan sorumlu olacak kişiyi belirlemesiyle başlıyor. İsrailli baronlarla irtibatlı bu kişi; bulunduğu ülkede şirket kurulumu, abonelik işlemleri, insan kaynakları yönetimi ve muhasebe gibi kritik süreçleri planlıyor.

Ardından paravan, faaliyet alanıyla ilgisiz ve çoğunlukla yabancı bir şahıs adına çağrı merkezi şirketi kuruluyor. Özellikle plazalarda bulunmasına dikkat edilen ofisler kiralanarak çağrı merkezi düzenleniyor ve gerekli teknik araçlarla donatılıyor. Sonraki aşamada, Japoncadan Hintçeye, Fransızcadan İspanyolcaya kadar birçok farklı dili bilen kişilere yönelik “conversion agent” ve “retention agent” unvanlarıyla iş ilanları veriliyor.

İşe başvuran kişiler bir haftalık eğitime tabi tutuluyor. Eğitim sırasında her çalışana bir kod ad veriliyor ve kendisinden “maske hayat hikâyesi” oluşturması isteniyor. Bu hikâyelere, dolandırılması hedeflenen kişilerin güvenini kazanacak ve onları etkileyecek “Oxford mezunu olmak” gibi unsurlar ekleniyor. Çalışanlar hem yaptıkları telefon görüşmelerinde hem de şirket içerisinde bu kod adları ve kurgulanmış hayat hikâyelerini kullanıyor.

İşe alınan kişiler, göreve başlamadan önce yalan makinesi testine tabi tutularak herhangi bir güvenlik birimiyle irtibatlarının bulunup bulunmadığı kontrol ediliyor. Testi geçemeyen kişiler işe başlatılmazken çalışanlara da belirli aralıklarla yeniden yalan makinesi testi uygulanıyor.

Şebekenin ofislerinde katı güvenlik ve gizlilik tedbirleri uygulanıyor. Çalışanların içeriye telefon sokması yasaklanırken, farklı kişilerin seslerinin duyulmasının önüne geçmek amacıyla sürekli yüksek sesli müzik çalınıyor. Ofis içerisinde İbranice konuşmak da yasaklar arasında yer alıyor. Temizlik amacıyla dahi şirket çalışanı olmayan kişilerin ofislere alınmadığı belirtiliyor.

MAĞDURLARA YEREL NUMARA, SAHTE PLATFORM VE YATIRIM

Mağdurları aramak için kullanılan özel sistemler sayesinde arayan telefon numarası her görüşmede değiştirilerek gerçek kullanıcıya ulaşılması engelleniyor. Mağdurlar, bulundukları ülkeye ait yerel bir telefon numarasından aranıyor.

Aranan kişilere, kurulan şirketin gerçek unvanı yerine, İsrailli baronların kısa aralıklarla değiştirdiği ve Güney Afrika gibi ülkelerden para karşılığında düzmece lisans temin edilen platformların isimleri veriliyor. Başka bir ifadeyle, X şirketinde çalışan dolandırıcı, mağdura Y isimli bir yatırım platformundan aradığını söyleyerek dolandırıcılık faaliyetini bu platform üzerinden yürütüyor.

Bir süre sonra söz konusu platform hakkında şikâyetler artarak platformun dolandırıcılıkla ilişkilendirilmesine yol açıyor. Bunun üzerine şebeke, para karşılığında düzmece lisans alınan başka bir platforma geçiyor. Ofislerin ve şirketlerin deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla da İsrailli baronların yönlendirmesiyle ofis adresleri ve şirket unvanları belirli aralıklarla değiştiriliyor.

Mağdurun yatırım yapmaya ikna edilmesine kadar olan süreci yürüten “conversion agent”lar, görevlerini tamamladıktan sonra mağduru, mümkün olan en yüksek miktarda para yatırmasını sağlamaktan sorumlu “retention agent”lara devrediyor. 

Mağdurun sisteme daha fazla para yatırması amacıyla yatırımlarının değer kazandığına ilişkin sahte görüntüler oluşturuluyor. Daha fazla ödeme yapma potansiyeli bulunduğu değerlendirilen mağdurların güvenini kazanmak amacıyla, ilk aşamalarda hesaplarındaki paranın bir bölümünü çekmelerine dahi izin veriliyor.

Mağdurdan alınabilecek para, sorumlu düzeydeki kişilerce belirlenen “optimum” seviyeye ulaştığında para çekilmesine izin verilmiyor. Hesap bir anda zarar etmiş, hatta eksi bakiyeye düşmüş gibi sisteme yansıtılıyor; mağdur, daha fazla ödeme yapmaması hâlinde hakkında suç duyurusunda bulunulacağı yönünde tehdit ediliyor.

Mağdurlara sistem arayüzü üzerinden farklı finansal varlıklara kaldıraçlı yatırım yapılıyormuş gibi gösterilmesine rağmen gerçekte herhangi bir alım-satım işlemi gerçekleştirilmiyor. Mağdurun kazandığı veya kaybettiği izlenimi oluşturulsa da gerçekte ne bir yatırım işlemi ne de gerçek bir kazanç veya kayıp bulunuyor. Bütün süreç, dolandırıcılar tarafından kurgulanan fiktif senaryolardan oluşuyor.

ŞEBEKENİN KATI KURALI: İSRAİL VATANDAŞLARINI HEDEF ALMAMAK

Sistem kapsamında uygulanan en katı kurallardan birinin İsrail vatandaşlarının dolandırılmaması olduğu belirtiliyor. Buna göre, İsrailli dolandırıcılık baronları yönettikleri şebekelere İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması konusunda katı talimatlar veriyor. Bu uygulamanın, İsrail vatandaşlarının korunmasına karşılık başka ülke vatandaşlarının hedef alınabildiği ikircikli bir yapı oluşturduğu kaydediliyor.

Bu kapsamda, Avrupa, Asya ve Afrika’daki diğer ülkelerin vatandaşlarının hedef alındığı; şebekenin faaliyetlerinden elde edilen milyarlarca dolarlık suç gelirinin kripto piyasaları ve soğuk cüzdanlar üzerinden İsrail’e aktarıldığı ve bu şekilde İsrail ekonomisine kaynak sağlandığı ifade ediliyor.

Ayrıca, İsrail istihbarat servisleri ile bu servislerle bağlantılı olduğu belirtilen İsrail mafyasının, dünyanın farklı bölgelerinde İsrailliler tarafından oluşturulan geniş organizasyon ağından operasyonel ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yararlandığına dair tespitler de bulunuyor.

Son tahlilde; dünyanın farklı bölgelerinde kurulan organizasyonlar üzerinden yürütülen dolandırıcılık faaliyetlerinin İsrailli baronlarla İsrail Devleti arasında karşılıklı çıkar sağlayan bir “win-win” ilişkisi oluşturduğu değerlendiriliyor.

  • Next Social

Yorum Yazın