Ferhat Ünlü: Türkiye-İsrail istihbarat savaşı

0
Ferhat Ünlü: Türkiye-İsrail istihbarat savaşı
"Hakan Fidan döneminde başlayan Mossad ağlarına yönelik operasyonlar İbrahim Kalın döneminde yoğunlaşarak devam etti, ediyor."

Türkiye Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü bugünkü yazısında, İsrail lehine kurulan Türkiye-İsrail istihbarat ilişkisinin Ak Parti döneminde Türkiye lehine nasıl dönüştürüldüğünü yazdı:

"Bugünkü yazıma başlarken yukarıdaki başlığı gönül rahatlığıyla atmama zemin teşkil eden çeyrek asırlık mazinin dönüm noktası diyebileceğim olaylarıyla ilgili bir yeniden okuma yaptım ve üzerine de epey kafa yordum. Çünkü manşetteki vurgunun; siyasal, tarihsel ve istihbari kanıtlarını ortaya koyabilmek için 24 yıllık bir zaman diliminde kendi arşivimde de bir yolculuğa çıkmam elzemdi.

Ana fikrimizi açalım: Ülkemiz ile İsrail arasında, miladını Mart 2003 olarak belirleyebileceğimiz bir istihbari savaş ve ‘politik Armageddon’ söz konusudur. Armageddon’un İncil’de sözü geçen son savaş olduğunu, ancak Yahudi mitolojisinde de önemli olduğunu not düşeyim.

Miladı, Mart 2003 olarak almamın iki nedeni var: Kronolojik olarak birinci sebep 1 Mart 2003 tezkeresi. Bu tezkere, her ne kadar AK Parti iktidarının ilk döneminde hükûmet tarafından Meclis’e sunulsa da TBMM’den geçmemişti. Ve neticede İkinci Körfez Savaşı’nın başladığı sene, topraklarımızın Irak’a çıkarma yaparken ABD tarafından kullanılmasına izin vermedik. Bu, İsrail’i de doğrudan ilgilendiriyordu.

İkinci kronolojik sebebin gelişi ise altı ay öncesinden belliydi ve bu sebep, İsrail açısından daha ontolojik, köklü bir tehdide işaret ediyordu. Bu tarihsel olay da 3 Kasım 2002 tarihinde seçimleri kazanmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra, 14 Mart 2003’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmasıydı.

Türkiye-İsrail istihbari rekabeti işte o zaman derinden derine başladı.

Gelgelelim İsrail’in açıktan saldırısını müşahede etmek için 7 Haziran 2010 tarihini beklemek gerekecekti. O tarihte İsrail devleti, Haaretz adlı gazeteye Erdoğan’ın MİT Müsteşarlığına getirdiği Hakan Fidan aleyhine o meşhur yazıyı yazdırdı.

YARIM ASIRLIK İTTİFAKIN DERİN KODLARI

İmdi… Kopuşun miladını teşhis ettik, sıra benim yaşım kadar mazisi olan Türkiye-İsrail istihbari ittifakının köklerine inmeye geldi. Türkiye-İsrail istihbarat gerilimini ve savaşını anlamak için üç çeyrek asır öncesine de hızlıca bakmamız lazım.

İsrail, malum 1948’te kuruldu; gizli servisi Mossad da 1949’da -ülkemizde istihbaratçıların sık kullandığı bir ifadeyle söylersem- ihdas edildi. Derken -aradan on sene geçmedi ki- Menderes hükûmeti döneminde Türkiye, İsrail ile çok kapsamlı bir istihbarat ittifakı yaptı. Mossad ile MİT’in atası Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti’nin eğitim ittifakı olarak başlayan yarım asırlık iş birliğinin garantörü olan bir anlaşma yapıldı.

2000’lerin başına, hatta 2010’a Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olduğu döneme kadar süren 52 yıllık bir ittifaktı bu. Mezkûr ittifak, daha ziyade Tel Aviv’in lehine idi. Öyle ki bilhassa 1990’ların sonlarında İsrail’in, istihbari ve askerî teamüllerle uyuşmayacak biçimde Genelkurmay’da irtibat ofisi açmasına imkân sağlayacak kadar… O zamanın istihbaratçılarının bana verdiği bilgiye göre zaman zaman Mossad, Millî İstihbarat Teşkilatını bile baypas ederek Genelkurmay ile görüşürdü.

1958’deki anlaşma için en çok hevesli olan kişi, İstanbul’da Darülfünun’da okumuş, İsrail’in kurucusu ve ilk başbakanı David Ben Gurion’du. Anlaşma yapıldığında İsrail’in ilk cumhurbaşkanı idi.

Mezkûr anlaşma; İsrail’in de değil, Yahudilerin; ülkelerinin kurulmasından önce o güne dek İngiltere ve ABD ile olanlar hariç yaptığı en büyük istihbari anlaşmaydı. İsrail’in kurulmasından önce Mossad’ın atası bir istihbarat örgütü zaten İngilizler tarafından Haganah adıyla 1920’de kuruldu. İbranice’de savunma anlamına gelen Haganah, 1947 yılına kadar Yahudi yerleşimlerini savunmak amacıyla faaliyet gösteren bir paramiliter örgüttü.

SURİYE’DE YENİLMEYİ HAZMEDEMEDİLER

O yıllardan bu tarafa köprünün altından çok sular aktı. Türkiye de son 16 yılda içeride çok büyük mücadeleler verdi. 2010’dan bu tarafa 7 Şubat 2012 ile başlayıp, 17-25 Aralık 2013 ile devam eden, 2015 Hendek Kalkışmaları ile başlayıp 15 Temmuz 2016’da üçüz teröre evrilen (PKK, DEAŞ, FETÖ) süreçlerde hep İsrail ve ABD ile istihbari savaş içindeydik.

Ve bu istihbarat savaşını kazandık. Hakan Fidan döneminde başlayan Mossad ağlarına yönelik operasyonlar İbrahim Kalın döneminde yoğunlaşarak devam etti, ediyor. Zaten boşuna değil, İsrail’in son yıllarda özel dedektiflik gibi işlerde çalışan insanlardan dâhili muhbirler bulmak zorunda kalması. Doğrudan haber almak şöyle dursun sızma dahi yapamadıkları için ‘HUMINT’in, yani İnsana Dayalı İstihbarat’ın bu en klasik ve klişe yöntemini kullanmak zorunda kaldılar.

Türkiye-İsrail istihbarat savaşının istikbali üzerine çıkarımlar yapmak için en iyi yöntem, üç çeyrek asrın dönüm noktalarını keşfedebilmek. Peki, bundan sonra ne olabilir sorusuna gelince… Her şeyden önce Netanyahu; Gazze ve Lübnan’da katliamlarına devam ettikçe, her fırsatta ülkemize ve Cumhurbaşkanı’mıza politik ve istihbari olarak sataşmayı sürdürdükçe istihbarat savaşı bitmez. Hatta farkındaysanız bu savaş; son 1,5 yıldır, yani Suriye İç Savaşı’nın bölge ve Türkiye lehine sonuçlanması ile iyice yoğunlaştı.

Bu bağlamda Suriye’de İsrail’le bir askerî savaşa da girme ihtimalimiz, mevcut gerilimde her daim vardır. Bununla birlikte İsrail, ABD’nin desteğini garanti etmedikçe bizimle Suriye’de kolayından savaşamaz. ABD’siz hareket edemediğini; İran’a karşı yürüttüğü iki ayrı savaşta, yani -dün birinci yıl dönümü olan - 12 günlük 13 Haziran 2025 savaşıyla ve 40 günlük 28 Şubat 2026 savaşıyla gördük. Ama biz gene de her ihtimale hazırlanmalıyız. İş bu yazıda özetini okuduğunuz üç çeyrek asrın tarih bilinciyle hazırlanmalıyız."

  • Next Social

Yorum Yazın