Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun vadeli stratejiler ile ilerlediğini ifâde eden Macgregor, "Erdoğan hükümeti birkaç aylık bir ufuk veya seçim dönemiyle hareket etmiyor. Bunun yerine önümüzdeki on yıllar için strateji planlıyor. Türkiye'yi Ortadoğu'da baskın güç haline getirmeyi hedefliyor." dedi.
Macgregor'a göre, uluslararası toplum yıllarca neredeyse tamamen İran'a odaklanarak onu bölgenin istikrarına yönelik en büyük tehdit olarak gördü. Ankara sessizce ama istikrarlı bir şekilde konumunu güçlendirdiğini söyleyen Macgregor, başka hiçbir bölgesel gücün aynı ölçüde sahip olmadığı avantajlar elde ettiğini ifade etti.
Türkiye'nin güçlü bir ekonomi, gelişmiş bir savunma sanayisi, modern silahlı kuvvetler, stratejik coğrafi konum ve uzun vadeli planlamanın eşsiz bir kombinasyonuna sahip olduğunu belirten Macgregor, Başkan Erdoğan'ın birkaç aylık veya seçim dönemiyle sınırlı bir ufukla hareket etmediğini, aksine önümüzdeki on yıllar için stratejisini planladığını ve Türkiye'yi Ortadoğu'da baskın güç haline getirmeyi hedeflediğini söyledi.
ABD, Türkiye’nin güçlü hale geldiğini fark etti
Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerdeki iyileşmeyi yorumlayan Macgregor, ABD'nin Türkiye'nin sessizce görmezden gelinemeyecek kadar güçlü hale geldiğini fark ettiğini vurguladı. Türkiye'ye KAAN motoru satışı ve F-35 savaş uçaklarının verilmesi hakkında konuşan Macgregor, "Türkiye'nin F-35 programına olası dönüşü hakkındaki görüşmeler, uçak motorları ve diğer askeri teçhizat satışına verilen onaylar ve Trump'ın Erdoğan'a karşı görünüşte daha olumlu tutumu, Ankara için bir ödül teşkil etmiyor. Aksine, bunların ABD'nin Türkiye'nin Ortadoğu politikası planlamasında artık göz ardı edilemeyecek kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu kabul ettiğini yansıtıyor." dedi.
Türkiye'nin Orta Doğu'nun süper gücü olma yolundaki adımlarının İsrail'de endişeye neden olduğunu da belirten Macgregor, İsrailli bakanların Türkiye'yi bir sonraki varoluşsal tehdit olarak açıkça konuşmaya başladığını hatırlattı.


