Açıklamada, Barış Gücü’nün görev süresinin 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 sayılı karar ile uzatıldığı hatırlatılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin değerlendirmesinin güçlü biçimde desteklendiği belirtildi.
Bakanlık, Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu süreçte bir kez daha alınmamasının Birleşmiş Milletler’in yerleşik ilke ve uygulamalarına aykırı olduğunu vurguladı. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini yalnızca KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebildiği ifade edilerek bu faaliyetlerin hukuki zemine kavuşturulmasının zorunlu olduğu kaydedildi. Bunun gerçekleşmemesi halinde KKTC’nin atacağı adımların Türkiye’nin tam desteğine sahip olacağı bildirildi.
Açıklamada ayrıca, Yiğitler-Pile yolu projesine tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapılmasının eleştirildiği, buna karşın Kıbrıs Rum tarafının ara bölgede artan ihlallerine kararda yer verilmemesinin esefle karşılandığı belirtildi. Astromerit-Evrihu otoyolu ve Pile bölgesindeki üniversite inşaatı gibi faaliyetlerin buna örnek gösterildiği aktarıldı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyini ve ara bölgeyi kapsamadığına dikkat çekilen açıklamada, yarım asırdır barışı sağlayan temel unsurun Birleşmiş Milletler Barış Gücü değil Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığı ve Türkiye’nin etkin garantörlüğü olduğu ifade edildi. Ara bölgede taraflara adil ve dengeli yaklaşım sergilemeyen Barış Gücü’nün varlık gerekçesinin sorgulanır hale geldiği kaydedildi.
Bakanlık, Güvenlik Konseyi kararlarında yıllardır denenmiş ve başarısız olmuş çözüm modellerine atıf yapılmasının sorunun kalıcı çözümünü geciktirdiğini vurguladı. Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün Ada’daki iki devletin bir arada var olmasına dayandığı belirtilerek uluslararası toplum bu gerçeği kabul etmeye, Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tanımaya davet edildi.


