Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle İstanbul’da bir otelde düzenlenen bilgilendirme toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Uluslararası sistemin son yıllarda ciddi bir tıkanmışlık yaşadığını ifade eden Fidan, 2025 yılında bu tıkanıklığın daha da derinleştiğini ve küresel ölçekte adeta kanıksandığını söyledi. Küresel düzenin temelini oluşturan kuralların ağır bir tahribata uğradığını belirten Fidan, art arda yaşanan krizlerin insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açtığını dile getirdi.
Fidan, “Bu ortamda birçok devlet mevcut ittifak ilişkilerini sorgulamakta ve yeni iş birliği arayışlarına yönelmektedir. Çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümler ülkeleri önceliklerini ve stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorlamaktadır.” dedi.
Gazze, 2025’in en ağır gündem maddesi
Gazze’de yaşananların 2025 yılının uluslararası hukuk ve insani değerler açısından en ağır sınavı olduğunu vurgulayan Fidan, mevcut küresel yönetişim modelinin bu sınavda başarısız kaldığını söyledi.
Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ateşkesin sağlanması ve soykırımın durdurulması için yoğun çaba gösterdiğini hatırlatan Fidan, gelinen noktada kırılgan ancak umut vadeden bir tablonun ortaya çıktığını ifade etti.
Türkiye’nin ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imarı ve Filistinlilerin kendi devletleri çatısı altında huzur içinde yaşayabilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Avrupa güvenliği
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, Avrupa güvenlik mimarisini ve transatlantik ilişkileri kökten sorgulatan bir sürece yol açtığını belirten Fidan, Türkiye’nin savaşın sona erdirilmesi için diplomatik kanalları açık tutma yönünde yoğun çaba sarf ettiğini söyledi.
2026 yılında barışa yönelik girişimlerin, ideal ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacağını ifade eden Fidan, Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin tartışmaların uzun yıllar gündemde kalacağını belirtti.
Suriye ve SDG vurgusu
Suriye’nin içinden geçtiği dönüşüm sürecinin ve uluslararası topluma yeniden entegrasyonunun 2025’in olumlu gelişmeleri arasında yer aldığını dile getiren Fidan, bu süreçte bölge ülkeleri, Avrupa ve ABD’nin yapıcı tutumunun devam etmesini temenni ettiklerini söyledi.
Ancak SDG meselesinin Suriye, Türkiye ve bölge için sorun olmaya devam ettiğini vurgulayan Fidan, “İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu konudaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.” dedi.
İsrail’in bölgesel politikalarına eleştiri
İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkelere yönelik saldırılarının arttığına dikkat çeken Fidan, bölgede “böl-parçala-yönet” anlayışına dayalı politikaların yoğunlaştığını söyledi. Bu yaklaşımın sadece bölge ülkeleri için değil, küresel istikrar açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye’nin çok boyutlu dış politikası
Fidan, Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması, Balkanlar ve Türk devletleriyle ilişkilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin yakından takip edilmesinin Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.
Afrika ülkeleriyle ilişkilerin derinleştirildiğini, Rusya-Ukrayna, Etiyopya-Somali ve Pakistan-Afganistan arasında arabuluculuk faaliyetleri yürütüldüğünü aktaran Fidan, savunma sanayisine yönelik yaptırımların büyük ölçüde kaldırılmasının da önemli bir kazanım olduğunu söyledi.
“İran’a askeri müdahaleye karşıyız”
Toplantıda İran’a yönelik değerlendirmelerde de bulunan Fidan, Türkiye’nin açık tutumunu şu sözlerle ifade etti:
“İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız. İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisinin çözmesi gerekiyor.”
İran’ın bazı politikaları nedeniyle yaptırımlara tabi tutulduğunu hatırlatan Fidan, bu durumun ülke ekonomisi ve halkın yaşam koşulları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. İranlı muhataplara, bölge ülkeleriyle yaşanan sorunların ve nükleer konudaki anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğinin sürekli vurgulandığını aktardı.
İran halkının dinamik ve sofistike bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Fidan, ekonomik ve sosyal kısıtlamaların toplumsal huzursuzluklara yol açtığını belirterek, “Biz bölgede yeni bir askeri müdahale istemiyoruz.” dedi.


