Başkan Erdoğan'ın Kabine Toplantısı sonrası gündeme dair yaptığı açıklamadan satır başları:
"Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bizim için önemli olan milletimizin, tüm Türkiye'nin huzuru, geleceğine güvenle ve huzurla bakmasıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana hep bu amaçla çalıştık. Gece gündüz demeden çalıştık. Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye'nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Bunlar her zaman savunduk.
Millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Çocuklarımızın yarı yıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde, biz de geçen yıla ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk.
Türkiye'yi her alanda şaha kaldırmak için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumundayız.
Bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum. Her kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete layıktır. Siyasi kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz.
Biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz. Başkentimiz Ankara'ya yeni Türkiye'yi simgeleyen bir yatırımı kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Bu önemli yatırımların Ankara'ya kazandırılmasına emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye hedeflerine ulaşacak.
Bu ülkede kutuplaştırma deyince, felaket tellallığı denince kimin akla geldiği herkesin malumudur.
DIŞ POLİTİKA
Bugünkü Kabine toplantımızdan dış siyasi gelişmeleri ele aldık. Türkiye'nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Hukukun gücü yerine, güçlünün hukukunun egemen olduğu daha çarpık bir küresel düzene doğru sürükleniyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı 5. yılına girecek. Şehirler yıkıldı, birçok insan öldü. Barış umutlarını artıracak bir yol haritası oluşmadı.
İran yeni bir sınama ile karşı karşıya. İranlı kardeşlerimiz tuzaklarla dolu bu dönemi geride bırakacaktır.
"SURİYE SURİYELİLERİNDİR"
Dünyamız 2’inci cihan harbinden bu yana en belirsiz ve kaotik günlerini yaşıyor. Kural temelli sistem hem yara aldı hem de itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukun hakim olduğu bir düzene doğru sürükleniyoruz. Rusya – Ukrayna savaşı 5’inci yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan insanlar öldü, şehirler yıkıldı ve insanlar topraklarını terk etti. Komşumuz İran, İsrail’in saldırılarının ardından sonra toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınama ile karşı karşıya. Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen İranlı kardeşlerimiz inşallah bu dönemi geride bırakacaktır. Türkiye olarak bu konuda ilkeli bir tutum izledik. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye, aklı selime, diyaloğa davet ediyoruz. Bize düşen ne varsa yapamaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, bin dört yüz yıllık ortak bir medeniyet birikimini paylaştığımız Suriye’deki her gelişme bizi doğrudan ve yakından ilgilendirmektedir. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara ve barışa tahvil edilmesi için çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz bir ve beraber Suriye'nin bölgenin huzuru için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Suriye Suriyelilerindir, Arap, Türkmen, Kürt, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Suriye tüm kesimleri ilke Suriye halkınındır. 13 yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bu süreci sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi Suriye’nin birlik ve bütünlüğü açısından vazgeçilmezdir. Bu ilkeyi tahkim edecek her türlü adımın Türkiye’nin desteği tamdır.
ATLAS CİNAYETİ: MİNGUZZİ OLAYI NEYSE ATLAS YAVRUMUZUN OLAYI DA EN AZ ONUN KADAR BİZİ ACILARA BOĞMUŞTUR
Etnik köken, din, mezhebine bakmaksızın bölgede akan kanın durması, ölümlerin, katliamların son bulmasını istiyoruz. Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Üzerimize düşen görev neyse sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil, ne gerekiyorsa başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları, İçişleri Bakanlığı bütün bunların üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir. O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir?


