Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri ve bölgesel süreçleri değerlendirdi. Erdoğan, özellikle Suriye’de istikrarın sağlanmasıyla birlikte kapsamlı bir yeniden inşa döneminin başlayacağını vurguladı.
Türk müteahhitlik sektörünün dünyada önemli bir konuma ulaştığını belirten Erdoğan, bugüne kadar 138 ülkede 12 binden fazla projede toplam 557 milyar doları aşan iş hacmine ulaşıldığını söyledi. Türkiye’nin uluslararası müteahhitlik sıralamasında firma sayısı bakımından dünyada ikinci sırada yer aldığını hatırlattı.
Ekonomiye ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, enflasyonun yüzde 30,89 ile son 49 ayın en düşük seviyesine indiğini, Merkez Bankası rezervlerinin ise ilk kez 200 milyar doların üzerine çıktığını ifade etti. Mal ve hizmet ihracatında 2025 hedeflerinin aşıldığını belirten Erdoğan, toplam ihracatın 396,5 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Suriye’ye ilişkin değerlendirmelerinde ise yeni bir dönemin başladığını söyleyen Erdoğan, uzun yıllar çatışmalar nedeniyle yıkıma uğrayan bölgelerde büyük bir imar ve kalkınma hamlesinin hayata geçirileceğini belirtti. Suriye ekonomisinin uluslararası sisteme entegre olmaya başladığını kaydeden Erdoğan, istikrarın hem bölge ülkelerine hem de Türkiye’ye olumlu yansıyacağını vurguladı.
Erdoğan şunları söyledi:
AFAD'ımızın, Kızılay'ımızın yanı sıra insani yardım kuruluşlarımız da Suriye'nin kuzeyindeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor, yardım ulaştırıyor. Suriye hükümeti de en başta Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara olmak üzere bu konuda gerçekten çok büyük bir hassasiyet sergiliyor.
Zulmün etkileri silindikçe, Türkiye'nin destekleriyle Suriye yaralarını sarıp yeniden ayağa kalktıkça, bölgemizde artık çok farklı rüzgarlar esecek.
Şunu bir defa herkesin görmesi ve kabullenmesi gerekiyor: Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan, yıkımlardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor.
Arabıyla, Türkmeniyle, Kürdüyle, Nusayrisiyle kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Yıllardır çatışmaların bütün yükünü omuzlarında taşıyan Suriyeli çocuklar artık silah ve bomba sesi duymak istemiyor.
Gelinen noktada kimsenin ne uğruna olursa olsun Suriye halkına yeni bedeller ödettirmeye hakkı yoktur. Terörün, şiddetin, silahın raf ömrü dolmuş, bunların devri kapanmış; bilhassa daha 14-15 yaşındaki çocukları öne sürüp çocukların arkasına saklanıp onların kanı ve canı üzerinden netice alma imkanı kalmamıştır.
Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Biz bu konuda aklıselimin, hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz.
Burada şunu önemle hatırlatmakta fayda görüyorum: İki yanlış bir doğru etmeyeceği gibi üç yanlış da bir doğru etmez. Biliyorsunuz Suriye'de 10 Mart mutabakatına uyulmayarak büyük bir hata yapıldı.
4 Ocak'taki görüşmeler sonuçsuz bırakılarak bir diğer yanlışa imza atıldı. 18 Ocak'ta tesis edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesini bu bakımdan çok ama çok önemsiyoruz. Aklın yolu, vicdanın yolu birdir. Suriye için en doğru yol da bellidir.
Aynı hataları, aynı yanlışları tekrarlayarak hiçbir yere varılamayacağını herkesin görmesini arzu ve temenni ediyorum. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.
Bu düşüncelerle ödül alan veya almayan, burada olan veya olmayan tüm müteahhitlerimizi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Türkiye Müteahhitler Birliği'ne, Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerine bu güzel buluşma için tekrar teşekkür ediyorum.


