Programda konuşan Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu, demokrasi kavramının günümüzde bir “put” haline getirildiğini savunarak, Batı hayranlığının toplumları ahlaki ve sosyal çöküşe sürüklediğini ifade etti. Maksudoğlu, Necip Fazıl Kısakürek’in İdeolocya Örgüsü adlı eserinde ortaya koyduğu Başyücelik Devleti modelinin, Türkiye’de yeterince tartışılmadığını belirtti.
Kâzım Albayrak ise konuşmasında, Necip Fazıl’ın Başyücelik Devleti anlayışının yalnızca bir yönetim biçimi değil, bütüncül bir dünya görüşü sunduğunu vurguladı. Albayrak, “Bu model; hukuk, ahlak, eğitim, ekonomi ve toplum düzenini tek bir sistem bütünlüğü içinde ele alıyor” dedi.
Batı’dan ithal edilen hukuk ve yönetim sistemlerinin toplumsal yapıya uyum sağlamadığını dile getiren Albayrak, “İsviçre’den medeni hukuk, İtalya’dan ceza hukuku alarak sağlam bir devlet düzeni kurulamaz. Topluma uygun, yerli ve İslami temelli bir sistem gereklidir” ifadelerini kullandı.
Programda Başyücelik Devleti’nin temel ilkelerine de değinildi. Modelin, ahlaki temele dayandığı, liyakat esaslı bir yönetimi öngördüğü ve “Yüceler Kurultayı” adı verilen seçkin bir kadro aracılığıyla idare edildiği belirtildi. Albayrak, Başyüce’nin yetkilerinin de mutlak olmadığını, Yüceler Kurultayı ve halk şurası mekanizmalarıyla denetlendiğini kaydetti.
Demokrasiye yönelik eleştiriler de programın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Albayrak, “Hürriyeti yok etme hürriyeti olabilir mi?” sorusuyla demokrasinin iç çelişkilerine dikkat çekti.
Programda ayrıca Osmanlı yönetim tecrübesi, İslam’da idare ruhu, şura prensibi ve Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Başyücelik Devleti üzerine yaptığı çalışmalar da ele alındı.
İkili, Başyücelik Devleti modelinin yalnızca Türkiye için değil, İslam dünyası ve insanlık için de alternatif bir sistem sunduğunu belirterek, bu fikriyatın daha fazla tartışılması ve akademik çevrelerce ele alınması gerektiğini beyan etti.


