Betül Soysal Bozdoğan: Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı İsrail'in önünü açıyor

0
Betül Soysal Bozdoğan: Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı İsrail'in önünü açıyor
"Siyonist odaklar Azerbaycan'a dost gibi görünüp en büyük kötülüğü yapıyorlar. Hem Türkiye ile arasını açma hedefi var. Hem de ülke içinde çok derin kırılmaların oluşmaya başladığı gün gibi aşikar."

Star gazetesi yazarı Betül Soysal Bozdoğan bugünkü "Azerbaycan'a sesleniş!" başlıklı yazısında, Azerbaycan'daki İlham Aliyev yönetiminin okullarda başörtüsünü yasaklamasının terör devleti İsrail'in önünü açtığını yazdı:

"Son günlerde Azerbaycan'dan gelen görüntüler içimizi kanatıyor. O güzel kız çocukları gözyaşı dökerken biz de aynı duygularla kan ağlıyoruz.

Görevlerini yapamayan başörtülü öğretmenler ve okula alınmayan kız öğrenciler kaldırıma oturmuş ders yapıyorlar. Kimi erkek öğrenciler de derslere girmeyerek bu haksızlığa tepki veriyor. Velilerin de çocuklarıyla beraber yürekleri paramparça durumda.

Toplumdaki tepkiye ve sosyal medya paylaşımlarına baktığımda ümitvar bir hava görüyorum. Sosyoloji, haksızlığa karşı duruyor ve itiraz ediyor. Bu bakımdan başörtüsü yasağı, toplumdan büyük bir reaksiyon almış durumda. Sokak gösterileri de yine şaşırtıcı idi. Bu dozda bir tepki beklenen bir şey değildi.

Azerbaycan yönetiminin krizi yönetme biçimini ise isabetli ve doğru bulmuyorum. Esasen bu yanlıştan dönmeleri gerekiyor. Değilse bu mesele çok uzar ve mağdurlar, mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerdir. Çünkü başörtüsü konusu, taviz verilecek bir mesele değil.

Azerbaycan'daki yetkililerin ve devlet kanalındaki içeriklerin argümanları, yasakçı zihniyeti meşrulaştırma çabasında. Ama hiçbiri toplumu ikna edecek nitelikte değil.

Bu durum böyle devam ederse devlet ve toplum arasında büyük yaralar açılır ve telafisi çok zor olur.

BAŞÖRTÜSÜ İSLAM'IN DEĞERİDİR

Azerbaycanlı yetkililer yasağı İran etkisini kontrol altına almak için yaptıklarını söylüyorlar. Peki şunu bilmiyorlar mı? Yasaklar, var olan ilgiyi daha da büyütür. Kontrol mekanizması, simgesel anlamı çok yüksek olan değerler üzerinden kısıtlamayla gerçekleştirilemez. Bu durum ters etki yapar ve bahsi geçen İran etkisini daha da güçlendirir. İran'ın etkisini kırmak, sünniliğin önünü açmakla olur.

Azerbaycan, laiklik ilkesinin altını çiziyor ve dini pratiklerin önünü tıkayacak hamleler yapıyor. Peki bu kimin önünü açıyor? Elbette İsrail'in. Peki Azerbaycan, İsrail'in etkisinin artmasından endişe etmiyor mu? Ve laiklik ile beraber inanç serbestiyetini de dengeli bir şekilde yönetmek gerekmiyor muydu?

Bir de başörtüsünü Fars ve Arap giyimi olarak niteleyenler var. Bir Türk ve Müslüman bir hanım için başörtüsü, kimliğinin en temel simgesidir. Bu iddialar, Müslüman kadınların inanç haklarına saldırı, tercihlerine yönelik büyük saygısızlık ve kişilik haklarına müdahaledir.

Diğer bir iddia da; küçük çocukların kendi iradeleriyle örtünmediğini söylemekte. Oysa çocukların da duyguları, inançları, tercihleri ve istekleri vardır. Bunlar ailesinin yönlendirmesiyle de olabilir, ondan bağımsız da gelişebilir. Her iki durumda da çocuk bunu deneyimleyerek kararını vermelidir. Çocuklara yasak getirerek, psikolojik şiddet kullanarak, özgür ve ülkesine aidiyet geliştiren bireyler yetiştiremezsiniz.

SİYONİSTLERİN OYUNUNA TEŞNE OLMAK

Bir takım odaklar Azerbaycan'a operasyon çekiyor. Acaba farkında mı?

Hatırlar mısınız? Daha altı ay önce İran dron ve roketleri Nahçivan Havalimanı'nı vurduğunda Türkiye, Azerbaycan'a suhulet tavsiye etmişti. O roketler İranlı yetkililerin bilgisi dışında sahte bayrak operasyonu da olabilir. Bu bağlamda dün Azerbaycan'ı İran ile savaştırmak isteyenler bugün Türkiye ile karşı karşıya getirmek istiyor.

Azerbaycan böyle bir oyuna gelmemeli.

Siyonist odaklar Azerbaycan'a dost gibi görünüp en büyük kötülüğü yapıyorlar. Hem Türkiye ile arasını açma hedefi var. Hem de ülke içinde çok derin kırılmaların oluşmaya başladığı gün gibi aşikar. Azerbaycan'da başörtüsü konusu çözülene kadar devam edecek, hiç bitmeyecek. Bu açıdan Azerbaycanlılar dertsiz başlarına dert almasınlar derim.

Bu davanın kazananı bellidir.

Zulümle abad olunmaz.

Haklı olan kazanır.

Kırk yıl da sürse, başörtülü kızlar ve kadınlar kazanacaklar.

İnançla bilek güreşine girilmez.

Türkiye'de biz yaşadık ve tecrübe konuşmakta.

BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLERE KAPIMIZ AÇIK

Görüntülerde sekiz yaşındaki başörtülü yavrumuz okula giremediği için ağlarken dudaklarından bir cümle döküldü: "Keşke Türkiye'ye taşınsaydık."

Güzel yavrumuza, ailesine, öğretmenlerimize ve tüm başörtülülere tavsiyem sonuna kadar mücadelelerine devam etmeleri yönündedir.

Azerbaycan toplumu kültürlü ve eğitimli bir toplum. Zaten kendilerini en güzel şekilde ifade ediyorlar ve haklarının bilincindeler.

Benim satırlara döktüğüm şey; bir tecrübe aktarımıdır.

Bakanlar kurulu kararından vazgeçmezse; başörtüsü mücadelesi kapsamında sokak gösterileri, sivil eylemler her gün ama her gün sürmeli. Sosyal medya faaliyetleri hız kesmeden devam etmeli. Dernekler kurulmalı ve hukuk mücadelesine girişilmeli. Konunun mücadelesini verecek siyasi adresler oluşturulmalıdır. Uluslararası arenada lobi faaliyetleri oluşturulmalı ve dünya medyasında gündem olmak için çaba ortaya konmalıdır.

Tüm bunlar yapılırken elbette Türkiyemizin kapısı her bir kardeşimize açıktır.

Dün Suriyeli mazlumlar okullarımızda okudu. Gerekirse Azerbaycanlı kardeşlerimiz de en güzel okullarımızda eğitimlerini sürdürebilirler. Bunu bir vatandaş gözüyle ifade ediyorum.

Yazımı Azerbaycan yönetimine ithafen bitirmek isterim.

Başörtülü öğrencileri ve öğretmenleri, sistem dışına atmak; sorun ne ise onu çözmez. Aksi yönde etki yapar ve sorununuz bir iken bin olur. Benden söylemesi."

Kaynak: https://www.star.com.tr/yazar/azerbaycana-seslenis-yazi-2046451/

Yorum Yazın