Başkan Erdoğan: Üstad’ın dediği gibi ‘gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’

0
Başkan Erdoğan: Üstad’ın dediği gibi ‘gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de 15 Temmuz Anma Töreni'nde konuştu. Başkan Erdoğan, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Zindandan Mehmed'e Mektup şiirinden “Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!” mısralarını seslendirdi. Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda köprülerde nasıl bir mücadele vermişse milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni'ne katıldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından karşılanan Erdoğan, tören öncesinde onur kıtasını selamladı ve kendisini karşılayan milletvekilleri ile çocuklarla bir süre sohbet etti.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümünde Gazi Meclis'te bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. O gece şehit olan 253 vatandaşı rahmet ve minnetle andığını belirten Erdoğan, gazilere de sağlıklı ve huzurlu bir ömür temennisinde bulundu.

Başkan Erdoğan şunları söyledi:

Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, değerli milletvekilleri, muhterem misafirler... Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

15 Temmuz Destanı'nın 10. seneyi devriyesinde Gazi Meclisimizin çatısı altında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığı içindeyim. Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz. Hep birlikte tek yürek, tek bileyiz. Öncelikle 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10. yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi Müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle iade ediyorum.

Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah'tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler dili yorum. 15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur'an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Rabbim cümle şühedanın mekanını İnşallah cennet eylesin diyorum.

Yine burada... O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir dire nişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.

Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak destanlaşan mücadelelerini her zaman buluşuruz, gururla hatırlayacağız.

Aynı kısımda kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi tutabilirsiniz. Ayrı ayrı tebrik ediyor. Ülkem ve milletim adına millettarlığımı ifade ediyorum.

Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda köprülerde nasıl bir mücadele vermişse milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis'in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.

Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' düsturuna bir kez daha sahip çıkarak milli irade düşmanlarını püskürten Gazi meclisimizde ve onun vatanperver üyeleriyle iftihar ediyoruz.

Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla milli irade ve milli egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum. Değerli milletvekilleri, bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum, üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için halen fırsat kolluyor. 

15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanlar ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullanıyor. Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye'yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar.

Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de bir dolara satan FETÖ'cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkar olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya'daki terörist başının bu millete yaptığı ihanete layık şekilde 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış örgüt içi tartışmalara yol açmıştır.

Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır. Ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış. Bütün bunlarla birlikte tehlike halen devam etmektedir.

Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım. Demokrasinin imkanlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu, hiçbir zaman unutmamalıyız.

Çünkü unutursak, Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız. Dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.

Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum. Zalime merhamet etmek, mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr'i tekrar diriltmeyi, Türkiye'yi bir sömürge ülkesi haline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir.

Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil, aynı zamanda topyekun bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır.

Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı'yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.

15 Temmuz sonrasında aldığımız çok katmanlı tedbirlerle FETÖ'nün devlet ve toplum hayatımızdan tasfiye sürecini hızlandırdık.

Suriye'nin toprak bütünlüğü ile doğrudan ülkemizin Güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekatlar gerçekleştirdik Fırat Kalkan harekatıyla DEAŞ'lı canileri bu Zeytin Dalı, Barış Planı ve Bahar Kalkanı Harekatlari ile de bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik.

Suriye devrimine giden yolun taşları çok net söylüyorum. 15 Temmuz'un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ'nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye'de değil Libya'dan Karabağ'a kadar. Nerede Türkiye'nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkanlarımız la Orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık.

Ayrıca milli iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokras imizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik. Bu süreçte Türkiye'nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olmuştur.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle 10 yıllar boyunca antidemokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür.

Türkiye'nin son 10 yılda savunma sanayinde ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe, casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça, İnşallah Türkiye'nin yürüyüşü daha daha süratlenecektir.

Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın. FETÖ'cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye yüzyılının inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah'ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir.

Merhum Üstad'ın dediği gibi 'Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!     Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!' Evelallah. İstikbal de bizimizdir."


 

Yorum Yazın