Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gündeminden bölgesel güvenliğe, Türkiye-ABD ilişkilerinden Rusya-Ukrayna Savaşı'na kadar çok sayıda başlığın ele alındığı röportajda Erdoğan, Türkiye'nin dış politika yaklaşımına ilişkin mesajlar verdi.
BM'de reform çağrısı
Dünyanın önemli kırılmalardan geçtiğine dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin çevresindeki savaş ve çatışmaların güvenlik, ekonomi ve istikrar üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğunu ifade etti.
"Çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamak" Türkiye'nin öncelikleri arasında gösterildi.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler sisteminin de dünyadaki güç dengelerindeki değişime uyum sağlaması gerektiğini belirterek, Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.
"Genel Kurul'un iradesinin daha güçlü biçimde karar süreçlerine yansıdığı, sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reform artık ertelenemez."
İran-ABD geriliminde diplomasi vurgusu
İran ile ABD arasındaki gerilime ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin hem Washington hem de Tahran ile iletişim kanallarını açık tuttuğunu kaydetti.
ABD'nin NATO müttefiki, İran'ın ise Türkiye'nin komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Donald Trump ile yaptığı son görüşmede İran-ABD anlaşmazlığında diplomasiden mümkün olduğunca yararlanılması gerektiğini dile getirdiğini aktardı.
Türkiye'nin iki tarafla da konuşabilmesinin önemli bir imkan olduğunu belirten Erdoğan, bu temasların gerilimi düşürmek amacıyla sürdürüldüğünü ifade etti.
"Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkiliyor."
Erdoğan, önceliğin çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu söyledi.
Mekke Anlaşması'nın hedefi: Bölgesel güvenlik
Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, anlaşmanın İran, İsrail veya başka bir ülkeye karşı oluşturulmuş bir ittifak şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.
Başkan Erdoğan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz." dedi.
Anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin oluşturulmasına yönelik ortak sorumluluğun bir sonucu olduğunu belirten Erdoğan, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerine daha fazla sahip çıkması gerektiğini dile getirdi.
Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını aktaran Erdoğan, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılacağını ifade etti.
Ancak Erdoğan, Irak, Yemen veya başka bir bölgede yaşanabilecek gelişmeler için bugünden otomatik bir askeri senaryo oluşturulmasının doğru olmayacağını söyledi.
"Türkiye-ABD ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum"
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerinin Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli bir iletişim kanalı oluşturduğunu ifade etti.
İran meselesi, bölgesel güvenlik, Gazze ve ikili ilişkilerin son görüşmede kapsamlı biçimde ele alındığını aktaran Erdoğan, liderler arasındaki açık iletişimin görüş ayrılıklarının yönetilmesine katkı sağladığını belirtti.
Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan çok boyutlu bir müttefiklik ilişkisi bulunduğunu vurgulayan Erdoğan; savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi için potansiyel bulunduğunu kaydetti.
Suriye konusunda "toprak bütünlüğü" mesajı
İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları ve Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşması üzerinden Türkiye-İsrail geriliminin askeri çatışmaya dönüşme ihtimali de Erdoğan'a soruldu.
"Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz." diyen Erdoğan, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istediklerini vurguladı.
Suriye'nin yeniden ayağa kalkmasının ve devlet kurumlarının güçlendirilmesinin bölgenin tamamının yararına olacağını belirten Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının ülkenin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgesel istikrarı zorlaştırdığını ifade etti.
Bununla birlikte Türkiye'nin milli güvenliğine, meşru haklarına ve çıkarlarına yönelik adımların yakından takip edildiğini belirten Erdoğan, olası askeri çatışmaların sonuçlarını tartışmak yerine çatışma ihtimalini ortadan kaldıracak diplomatik girişimlere yoğunlaşılması gerektiğini kaydetti.
PKK'nın feshi ve silah bırakma kararlarıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" hedefinin yalnızca bir takvim meselesi olmadığını, stratejik bir hedef niteliği taşıdığını ifade etti.
PKK'nın fesih ve silah bırakma yönündeki kararlarını önemli bir eşik olarak değerlendiren Erdoğan, sürecin sahada eksiksiz uygulanmasının belirleyici olduğunu vurguladı.
"Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devletimizin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerekiyor."
Suriye'deki silahlı unsurların da merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Kürtler dahil tüm Suriye halkının kendisini daha güvenli, özgür ve müreffeh hissedeceği bir düzenin desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan koşullardan yararlanma girişimlerinin de takip edildiğini aktaran Erdoğan, İran'ın iç meselelerinin dış müdahalelerden uzak biçimde İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini söyledi.
“Kürtler kardeşimiz, bin yıldır beraber yaşıyoruz”
Erdoğan, Kürtlerin Türkiye açısından konumuna ilişkin değerlendirmesinde ise etnik kimlik ile terör arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı.
Başkan Erdoğan ayrıca şu noktayı koydu: "Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz."


