Leibinger, 62. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında sanayiye yönelik düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, transatlantik ilişkilerdeki belirsizliklere dikkat çekti ve Avrupa için stratejik özerklik çağrısında bulundu.
“Varoluşsal zorunluluk”
Finlandiya’nın “Topyekün Savunma” modelini örnek gösteren Leibinger, Avrupa’nın Washington’dan bağımsız bir askeri güç inşasının artık bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Transatlantik ortaklığın tarihsel başarısına saygı duyduklarını dile getiren Leibinger, ancak bu ilişkinin Avrupa güvenliği için bir “ikame” olamayacağını vurguladı. Stratejik özerkliği, “kendi sınırlarını kendi kaynaklarıyla koruyabilme yeteneği” olarak tanımlayan Leibinger, ABD ile ilişkiler bozulsa dahi Avrupa’nın caydırıcılık kapasitesini tek başına sürdürebilmesi gerektiğini söyledi.
Leibinger, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin önemine inandığını ve Washington yönetiminin bu ortaklığın değerini yeniden idrak edeceğini umduğunu belirtirken, Avrupalı müttefiklerin bu beklentiye güvenerek hareket edemeyeceği uyarısında bulundu. Avrupa’nın NATO içindeki katkısını artırması gerektiğini de sözlerine ekledi.


